En'âm Suresi 130. Ayet
Enam · Mekke · Sure 6 · Ayet 130/165
يَـٰمَعْشَرَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ أَلَمْ يَأْتِكُمْ رُسُلٌ مِّنكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ ءَايَـٰتِى وَيُنذِرُونَكُمْ لِقَآءَ يَوْمِكُمْ هَـٰذَا ۚ قَالُوا۟ شَهِدْنَا عَلَىٰٓ أَنفُسِنَا ۖ وَغَرَّتْهُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا وَشَهِدُوا۟ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ أَنَّهُمْ كَانُوا۟ كَـٰفِرِينَ
Ya ma'şerel cinni vel insi e lem ye'tikum rusulun minkum yakussune aleykum ayati ve yunzirunekum likae yevmikum haza, kalu şehidna ala enfusina ve garrethumul hayatud dunya ve şehidu ala enfusihim ennehum kanu kafirin.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
En'âm Suresi 130. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(O gün Allah, şöyle diyecektir:) "Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size ayetlerimi anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağı hakkında sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?" Onlar şöyle diyecekler: "Biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz." Dünya hayatı onları aldattı ve kafir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ey İns-ü Cin ma'şeri! İçinizden size ayetlerimi anlatır ve bu gününüzün gelip çatacağını haber verir Peygamberler gelmedimi? Ya rabbena, diyecekler: kendilerimizin aleyhine şahidleriz; evet, Dünya hayatı onları aldattı da kendi aleyhlerinde olarak kafir idiklerine şahid oldular
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ey cin ve insan topluluğu, size ayetlerimizi anlatan ve bu gününüzün geleceğini haber veren peygamberler gelmedi mi? Onlar: "Ey Rabbimiz, biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz." diyecekler. Dünya hayatı onları aldattı da kendi aleyhlerine kafir olduklarına şahitlik ettiler.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Ey cin ve ins cemaati, içinizden size ayetlerimi nakleder, bu gününüzün gelib çatacağını inzar ile haber verir peygamberler gelmedi mi size? "Ey Rabbimiz, diyecekler, nefslerimize karşı (kendi aleyhimizde) şahidlik ederiz". Dünya haayatı onları aldatdı da gerçek kafir kimseler olduklarına, kendileri de kendi aleyhlerinde, şahid oldular.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
"Ey cin ve insan topluluğu, içinizden, size ayetlerimi anlatan ve bugününüzle karşılaşacağınıza dair sizi uyaran elçiler gelmedi mi?" "Kendi aleyhimize şahidiz." dediler. Dünya hayatı onları aldattı ve kendilerinin kafir olduklarına şahidlik ettiler.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Ey cin ve insanlar topluluğu! İçinizden size ayetlerimi anlatan ve bu gününüzle karşılaşacağınızı bildirerek sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?"Ey Yüce Rabbimiz! Kendi aleyhimize şahidiz." diyecekler. Dünya hayatı onları aldatmıştı. Böylece kendilerinin kafir olduklarına, yine kendileri şahitlik ettiler.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Ey cin ve insan topluluğu, içinizden size ayetlerimi aktarıp okuyan ve size bu karşı karşıya geldiğiniz gününüzle sizi uyarıp korkutan elçiler gelmedi mi? Onlar: "Nefislerimize karşı şehadet ederiz" derler. Dünya hayatı onları aldattı ve gerçekten kafir olduklarına dair kendi nefislerine karşı şehadet ettiler.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
(Ve Allah şöyle devam edecek:) "Ey görünmez (şeytani) varlıklar ve (benzer zihniyetteki) insanlar ile yakınlık içinde bulunan sizler! İçinizden mesajlarımı size ileten ve bu (Hesap) Gününün geleceği konusunda sizi uyaran bir peygamber gelmedi mi?" Onlar: "Biz kendi aleyhimize şahitlik yaparız!" diyecekler. Zira bu dünya hayatı onları ayartmıştır: ve böylece onlar, hakikati inkar ettiklerine dair kendi aleyhlerine şahitlik yapacaklardır.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
-Ey cin ve insan topluluğu içinizden size ayetlerimi anlatan ve sizi bu gününüze kavuşmakla uyaran Resuller gelmedi mi? -Kendi aleyhimizde şahidiz, diyecekler. Dünya hayatı onları aldattı da kafir olduklarına kendi aleyhlerine şahitlik ettiler.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
"Ey cinn ve ins[1] topluluğu! İçinizden, size ayetlerimi aktaran ve bugünle karşılaşacağınıza dair sizi uyaran Resuller gelmedi mi?" "Kendi aleyhimize tanığız" derler. Dünya hayatı onları aldattı, kendilerinin Kafirler[2] olduklarına tanıklık ettiler.
Tefsir / dipnot (2)
Bkz. 6:100. ayetin dipnotu.
İnançsız, iman etmeyen. Gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, gerçeğe karşı nankörlük eden. Allah'ı ve vahyi reddeden. Fıtri yeteneğini köreltip örten. Küfr, İman'ın emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır. Kur'an, ektiği tohumun üzerini toprakla örttüğü için çiftçiye de kafir demektedir (57:20).
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
"Ey cin ve insan topluluğu! Ayetlerimi size anlatan ve bu gününüze kavuşacağınız konusunda sizi uyaran, kendi aranızdan elçiler gelmedi mi?" Şöyle derler: "Kendimize tanığız!" Dünya yaşamı onları aldattı ve nankörlük ettiklerine ilişkin kendilerine karşı tanıklık ettiler.
İbni Kesir
Ey cinn ve insan topluluğu; içinizden size ayetlerimi anlatan, bu gününüzün gelip çatmasından sizi uyaran peygamberler gelmedi mi? Derler ki; Ey Rabbımız, kendi hakkımızda şahidiz. Dünya hayatı onları aldattı da gerçek küfredenler olduklarına kendi aleyhlerinde şahidlik ettiler.
Gültekin Onan
Ey cin ve insan topluluğu, içinizden size ayetlerimi aktarıp okuyan ve bu karşı karşıya geldiğiniz gününüzle sizi uyarıp korkutan elçiler gelmedi mi? Onlar: "Nefslerimize karşılık şehadet ederiz" derler. Dünya hayatı onları aldattı ve gerçekten kafir olduklarına dair kendi nefslerine karşı şehadet ettiler.
Rowad Tercüme Merkezi
“Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size ayetlerimi anlatan ve bu günle karşılaşacağınıza dair, sizi uyaran rasûller gelmedi mi?” Onlar: "Biz kendi aleyhimize şahidiz" diyeceklerdir. Dünya hayatı onları aldattı da, kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler.
Şaban Piriş
Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size ayetlerimi anlatan ve sizi bu gününüze kavuşmakla uyaran rasûller gelmedi mi? Kendi aleyhimizde şahidiz, diyecekler. Dünya hayatı onları aldattı da kâfir olduklarına kendi aleyhlerine şahitlik ettiler.
Ali Özek ve diğerleri
Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bugünle karşılaşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi! Derler ki: «Kendi aleyhimize şahitlik ederiz.» Dünya hayatı onları aldattı ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Kıyamet günü onlara: "Ey insanlar ve cinler topluluğu! Sizlere kendi türünüzden - insanlardan olan- Allah’ın kendilerine indirdiklerini okuyan ve sizi içinde bulunduğunuz bu kıyamet günü ile korkutan peygamberler gelmedi mi?” deriz. Onlar da: "Elbette geldi. Bu gün kendi nefislerimiz aleyhine senin peygamberlerinin bize tebliğ ettiğini de kabul ederiz, bu günle karşılaşma hakkında uyardıklarını da kabul ederiz. Fakat biz senin peygamberlerini de yalanladık, karşı karşıya kalacağımız bu günü de yalanladık.” derler. Dünya hayatı, içinde olan geçici süsleri, güzellikleri ve nimetleriyle onları aldatmıştır. Onlar da dünyada Allah'a ve resulüne iman etmede kâfir olduklarını kendi aleyhlerine kabul ettiler. Oysa vaktinin geçmiş olması sebebiyle, onların bu ikrarı ve imanı onlara bir fayda vermez.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| يَٰمَعْشَرَ | — | يا: للنداء، ومعشر الجن: الجماعة الذين يجمعهم أمر واحد. | |||
| ٱلْجِنِّ | جنن | الجيم والنون أصل واحد، وهو الستر والتستر، والجنّ: عالم مستتر لا يرى. | |||
| وَٱلْإِنسِ | أنس | الإنس: الناس، والناس: اسم للجمع من بني آدم، لا واحد له من لفظه، مشتقُّ من نَاسَ يَنُوسُ إذا تحرَّك واضطرب، وقد يُطلق ويراد به طائفة مخصوصة دون غيرهم. | |||
| أَلَمْ | لم | لم: حرف لنفي المضارع وقلبه إلى الماضي. | |||
| يَأْتِكُمْ | أتي | ألم يأتكم: ألم يجئكم. | |||
| رُسُلٌ | رسل | الرسل: جمع رسول، والرسول من الناس: إنسان أوحي إليه بشرع وأمر بتبليغه، فإن لم يؤمر فنبي فقط. والرسول من الملائكة: هو من يبلغ الرسالة الإلهية عن الله. | |||
| مِّنكُمْ | مِن | من: حرف جر لتبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها. | |||
| يَقُصُّونَ | قصص | يروون. | |||
| عَلَيْكُمْ | على | على: حرف جر بمعنى إلى التي تفيد معنى انتهاء الغاية. | |||
| ءَايَٰتِي | أيي | ما أنزل الله على رسله من الآيات الواضحات البينات، التي فيها تفاصيل الأمر والنهي والخير والشّر والوعد والوعيد. | |||
| وَيُنذِرُونَكُمْ | نذر | ويعلمونكم ويخوفونكم ويحذرونكم. | |||
| لِقَاءَ | لقي | لقاء يومكم هذا: شهود يوم القيامة. | |||
| يَوْمِكُمْ | يوم | يوم: الياء والواو والميم: كلمةٌ واحدة، هي اليومُ الواحدُ من الأيام، وهو: مطلق الزمن، وقيل: زمنٌ مقداره من طلوع الشمس إلى غروبها، والمراد: يوم القيامة. | |||
| هَٰذَا | ذا | اسم إشارة للمفرد المذكر القريب، والهاء للتنبيه. | |||
| قَالُوا | قول | تكلموا. والقول: معناه الكلام. وقد يُراد بالقول أعمّ من ذلك. | |||
| شَهِدْنَا | شهد | أقررنا واعترفنا. | |||
| عَلَىٰ | على | حرف جر، يُفيد معنى الاستعلاء | |||
| أَنفُسِنَا | نفس | ذواتنا، والنفس هي الجسم والروح معا. | |||
| وَغَرَّتْهُمُ | غرر | وخدعتهم وأطمعتهم. | |||
| ٱلْحَيَوٰةُ | حيي | الحياة: المعيشة الدنيوية التي تسبق الحياة الآخرة. وأصل الحياة: النمو، والبقاء، والمنفعة للمخلوقات. والحياة: نقيض الموت. | |||
| ٱلدُّنْيَا | دنو | الدنيا: مؤنث الأدنى، أي القريبة، بمعنى الحاضرة. ووصفت بهذا الوصف لِدُنُوّ مَرْتَبَتِهَا بالنسبة للآخرة؛ فليست بشيء بالنسبة للآخرة. | |||
| وَشَهِدُوا | شهد | وأقروا واعترفوا، والشهادة: قول صادر عن علم حصل بمشاهدة بصيرة أو بصر. | |||
| عَلَىٰ | على | حرف جر، يُفيد معنى الاستعلاء | |||
| أَنفُسِهِمْ | نفس | ذواتهم. والنفس: الذات، ونفس كل شيء ذاته. والنفس: الروح والجسد معا. | |||
| أَنَّهُمْ | أنّ | حرف توكيد ونصب، يُفيد تأكيد مضمون الجملة. | |||
| كَانُوا | كون | كان: تأتي غالباً ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| كَٰفِرِينَ | كفر | منكرين لوجود الله، وأصل الكفر: التغطية والستر. ومنه سُمي الكافر كافراً؛ لأنّه ستر الحق وغطى عليه. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{الْجِنِّ} غنة {وَالْإِنْسِ} إخفاء حقيقي، {رُسُلٌ مِنْكُمْ} إدغام بغنة،
يليه إخفاء حقيقي، {آيَاتِي} مد بدل {وَيُنْذِرُونَكُمْ} إخفاء حقيقي {لِقَاءَ} مد
متصل {شَهِدْنَا} الدال مقلقلة {عَلَى أَنْفُسِنَا} مد، منفصل، يليه إخفاء حقيقي،
وكذا {عَلَى أَنْفُسِهِمْ} وفيها مد منفصل {أَنَّهُمْ} غنة.