Abese Suresi 42. Ayet
Surat Asma · Mekke · Sure 80 · Ayet 42/42
أُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَفَرَةُ ٱلْفَجَرَةُ
Ulaike humul keferetul fecerah.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte onlar, kafirlerdir, günaha dalanlardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
İşte onlar o kefere-i fecere
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İşte onlardır, o kafirler, facirler (yoldan sapmış günahkarlar).
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
İşte bunlar kafirler, facirlerdir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
İşte onlar kafirler, Hak'tan sapanlardır.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
İşte bunlar kafir, günaha dadanan, haktan sapan kimselerdir.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
İşte onlar da, kafir, facir olanlardır.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
işte bunlar, hakikati inkar eden ve yoldan sapan kimselerdir.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
İşte onlar, kafirler ve facirler, onlardır.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
İşte bunlar Kafirlerdir, facirlerdir[1].
Tefsir / dipnot (1)
Facir kelimesi, "birr" kelimesinin zıddıdır. Yani kötü, bozguncu, samimiyetsiz, yalancı, hak-hukuk tanımaz, düzenbaz, zalim; kısacası din diyanet tanımamak, dinin sınırlarını çiğneyerek onun dışına çıkmak demektir.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
İşte onlar, nankörlük edenlerdir; sapkınlardır.
İbni Kesir
İşte bunlar; kafirler ve facirlerdir.
Gültekin Onan
İşte onlar da, kafir ve facir (keferetülfecereh) olanlardır.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
İşte bu vasıflarla nitelenen o kimseler, küfür ve fücuru bir araya toplamış kimselerdir.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
İşte bunlar; kafirler ve facirlerdir.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
33- O kulakları sağır eden (ikinci üfürüş) geldiği zaman, 34- O gün kişi (herkesten) kaçar; kardeşinden, 35- Annesinden ve babasından, 36- Eşinden ve çocuklarından; 37- O gün onların her birinin derdi başından aşkındır. 38- O gün birtakım yüzler vardır apaydınlıktır. 39- Güleç ve neşelidir. 40- O gün birtakım yüzler de vardır ki üzerlerini toz toprak kaplamıştır. 41- Bir de onları bir siyahlık bürür. 42- İşte bunlar, kâfirler ve fâcirlerdir.
33-36. “O kulakları sağır eden (ikinci üfürüş) geldiği zaman” Yani dehşetinden dolayı adeta kulakların sağır olacağı ve kalplerin dehşete kapılacağı o Kıyamet çığlığı geldiği vakit… İnsanlar, görecekleri dehşetli hallerden ve önceden hazırlanmış iyi amellere çokça ihtiyaç duyacaklarından dolayı kişi, kendisi için insanların en değerlileri ve kendisine en çok şefkat duyanları olan “kardeşinden, annesinden ve babasından, eşinden ve çocuklarından” kaçacaktır. 37. Çünkü “O gün onların her birinin derdi başından aşkındır.” Yani o, kendisi ile uğraşacaktır. Kendisini kurtarmaya önem verecek ve başka hiçbir şeye aldırış etmeyecektir. İşte o vakit insanlar, bahtiyarlar/cennetlikler ve bedbahtlar/cehennemlikler olmak üzere iki kısma ayrılacaktır. 38. Bahtiyarların durumu şudur:“O gün birtakım yüzler vardır apaydınlıktır.” Sevincin ve aydınlığın okunacağı yüzler vardır. Buna sebep ise kurtulduklarını ve nimetlere mazhar olacaklarını öğrenmiş olmalarıdır. 39. Bunlar “güleç ve neşelidir.” 40-41. “O gün birtakım yüzler de vardır ki üzerlerini toz toprak kaplamıştır” Bunlar da bedbaht olanlardır; “Bir de onları bir siyahlık bürür.” Bu yüzler, simsiyahtır, kapkaradır. Her türlü hayırdan yana ümidini kesmiş ve helâk olduklarını öğrenmiş olacaklardır. 42. “İşte bunlar” bu niteliklerde olanlar “kâfirler ve facirlerdir.” Allah’ın nimetlerine nankörlük eden, âyetlerini yalanlayan ve O’nun haram kıldığı şeyleri işleme cüretkârlığını gösterenlerdir. Yüce Allah’tan af, afiyet ve esenlik dileriz. Şüphesiz ki O, pek cömert ve çok lütufkârdır.
Abese Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.
***