Abese Suresi 41. Ayet
Surat Asma · Mekke · Sure 80 · Ayet 41/42
تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ
Terhekuha katerah.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onları bir siyahlık bürür.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Sarar onu bir kara
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onu bir kara sarar.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Onu (da) bir karanlık ve siyahlık kaplayacakdır.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Onları karanlık bürümüş (öylesine üzgün, öylesine dertli).
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Üstünü karanlık kaplamıştır.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Bir karartı sarıp kaplamıştır.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
her yanı kuşatan bir karanlıkla:
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Karartı bürümüş.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Onu bir karanlık kaplar.[1]
Tefsir / dipnot (1)
Üzgün ve endişelidir.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Karanlık bürümüştür.
İbni Kesir
Bir karanlık bürümüştür.
Gültekin Onan
Bir karartı sarıp kaplamıştır.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
O yüzleri bir karanlık kaplayacak.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Bir karanlık bürümüştür.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
33- O kulakları sağır eden (ikinci üfürüş) geldiği zaman, 34- O gün kişi (herkesten) kaçar; kardeşinden, 35- Annesinden ve babasından, 36- Eşinden ve çocuklarından; 37- O gün onların her birinin derdi başından aşkındır. 38- O gün birtakım yüzler vardır apaydınlıktır. 39- Güleç ve neşelidir. 40- O gün birtakım yüzler de vardır ki üzerlerini toz toprak kaplamıştır. 41- Bir de onları bir siyahlık bürür. 42- İşte bunlar, kâfirler ve fâcirlerdir.
33-36. “O kulakları sağır eden (ikinci üfürüş) geldiği zaman” Yani dehşetinden dolayı adeta kulakların sağır olacağı ve kalplerin dehşete kapılacağı o Kıyamet çığlığı geldiği vakit… İnsanlar, görecekleri dehşetli hallerden ve önceden hazırlanmış iyi amellere çokça ihtiyaç duyacaklarından dolayı kişi, kendisi için insanların en değerlileri ve kendisine en çok şefkat duyanları olan “kardeşinden, annesinden ve babasından, eşinden ve çocuklarından” kaçacaktır. 37. Çünkü “O gün onların her birinin derdi başından aşkındır.” Yani o, kendisi ile uğraşacaktır. Kendisini kurtarmaya önem verecek ve başka hiçbir şeye aldırış etmeyecektir. İşte o vakit insanlar, bahtiyarlar/cennetlikler ve bedbahtlar/cehennemlikler olmak üzere iki kısma ayrılacaktır. 38. Bahtiyarların durumu şudur:“O gün birtakım yüzler vardır apaydınlıktır.” Sevincin ve aydınlığın okunacağı yüzler vardır. Buna sebep ise kurtulduklarını ve nimetlere mazhar olacaklarını öğrenmiş olmalarıdır. 39. Bunlar “güleç ve neşelidir.” 40-41. “O gün birtakım yüzler de vardır ki üzerlerini toz toprak kaplamıştır” Bunlar da bedbaht olanlardır; “Bir de onları bir siyahlık bürür.” Bu yüzler, simsiyahtır, kapkaradır. Her türlü hayırdan yana ümidini kesmiş ve helâk olduklarını öğrenmiş olacaklardır. 42. “İşte bunlar” bu niteliklerde olanlar “kâfirler ve facirlerdir.” Allah’ın nimetlerine nankörlük eden, âyetlerini yalanlayan ve O’nun haram kıldığı şeyleri işleme cüretkârlığını gösterenlerdir. Yüce Allah’tan af, afiyet ve esenlik dileriz. Şüphesiz ki O, pek cömert ve çok lütufkârdır.
Abese Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.
***