Ra'd Suresi 9. Ayet
Gök Gürültüsü · Medine · Sure 13 · Ayet 9/43
عَـٰلِمُ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ ٱلْكَبِيرُ ٱلْمُتَعَالِ
Alimul gaybi veş şehadetil kebirul muteal.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, gaybı da görülen alemi de bilendir, çok büyüktür, çok yücedir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
gayb-ü şehadeti bilen kebiri müteal.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Görünmeyeni ve görüneni bilendir; büyüktür, herşeyden yücedir.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
O, görünmeyeni de, görüneni de bilendir, çok büyükdür, her şeyden yücedir O.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
(O), gizliyi ve aşikareyi bilendir, büyüktür, yücedir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Gayb ve şehadet alemini de, görünmeyen ve görünen alemi de bilen, büyük ve yüce olan O'dur.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
O, gaybı da, müşahede edileni de bilendir. Pek büyüktür, yücedir.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
O, yaratılmışların duyu ve tasavvurlarının ötesinde olanları da, onların görüp gözleyebildikleri şeyleri de tam olarak bilmektedir. Büyük olan O'dur; var olan veya olması mümkün her şeyin/herkesin üstünde ve ötesinde olan O.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Gizliyi de ortada olanı da bilen, yücelerin yücesi büyük Allah'tır.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Görüneni ve görünemeyeni bilendir. O, Mutlak Büyük'tür ve Her Şeyden Yüce'dir.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Gizli gerçekleri ve görünenleri Bilendir. Büyüklüğü Sınırsızdır; Yüceliği Sınırsızdır.
İbni Kesir
Görüleni de, görülmeyeni de bilir. Yücelerin yücesidir.
Gültekin Onan
O gaybı da, müşahede edileni de bilendir. Pek büyüktür, yücedir.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Çünkü O -Subhânehu ve Teâlâ- mahlukatının duyularının algılayamadığı her şeyi hakkıyla bilendir. Onların duyularının algıladığı her şeyi de hakkıyla bilendir. O, sıfatlarında, isimlerinde ve fiillerinde azametlidir. Zatı ve sıfatları ile yaratmış olduğu mahlukatının üzerindedir ve çok yücedir.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Görüleni de, görülmeyeni de bilir. Yücelerin yücesidir.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
8- Allah, her dişinin (karnında) ne taşıdığını ve rahimlerin neyi eksiltip neyi artırdığını bilir. Her şey O’nun katında bir ölçü iledir. 9- O, görünmeyeni de görüneni de bilendir, çok büyüktür, yüceler yücesidir. 10- İçinizden sözü gizleyenle açıktan söyleyen, geceleyin gizlenenle gündüzün yolda yürüyen (O’nun için) birdir. 11- O (insanın) önünde ve arkasında onu Allah’ın emri ile nöbetleşe koruyan takipçi (melekler) vardır. Gerçek şu ki bir toplum, kendinde olanı değiştirmedikçe Allah onların halini değiştirmez. Allah, bir topluma kötülük diledi mi artık onun geri çevrilmesine imkân yoktur. (O zaman) onlar için O’ndan başka bir yardımcı da olmaz.
8. Yüce Allah, ilminin kapsamını, her şeyden haberdar oluşunu ve her şeyi bilgisiyle kuşattığını haber vererek şöyle buyurmaktadır:“Allah” Âdemoğullarından olsun diğer varlıklardan olsun “her dişinin (karnında) ne taşıdığını ve rahimlerin neyi eksiltip” yani ya gebe kalınan yavrunun ölmesi ile yahut zayıf düşmesi ile veya telef olması ile meydana gelecek eksikliği “neyi artırdığını” rahimlerde yer alan ceninlerin büyümesini “bilir. Her şey O’nun katında bir ölçü iledir.” Hepsi de bu ölçünün ne önüne geçer, ne gerisinde kalır. Ne artar, ne eksilir. Ne olursa ancak O’nun hikmet ve ilminin gereği ile olur. 9. Çünkü “O, görünmeyeni de görüneni de bilendir”; Zatı, isimleri ve sıfatları ile “çok büyüktür,” yine zatı, kudreti ve kahr-u galebesi ile bütün mahlukatın üstündedir “yüceler yücesidir.”
10. “İçinizden sözü gizleyenle açıktan söyleyen, geceleyin gizlenenle” yani gece bir yerde saklanan kimse “gündüzün yolda yürüyen (O’nun için) birdir.” Yani gündüzün gizlenip saklanabileceği serabına giren aynıdır. Serab (سرب) ise insanın, ya evinin içi ya da mağara gibi içinde gizlendiği yer demektir.[35]
11. “O” insanın “önünde ve arkasında” gece ve gündüz “nöbetleşe koruyan takipçi (melekler) vardır.” Bunlar, onun bedenini ve ruhunu, ona kötülük yapmak isteyen herkese karşı korudukları gibi, onun amellerini de kayıt altına alırlar. Bu melekler, devamlı onunla birlikte bulunurlar. Böylece Yüce Allah’ın ilmi onu kuşattığı gibi ayrıca O, kullar üzerine işte bu koruyucu melekleri de göndermiştir. Artık o insanların halleri ve amelleri asla gizli-saklı kalmaz ve onlardan hiçbir şey de unutulmaz. “Gerçek şu ki, bir toplum kendinde olanı değiştirmedikçe” imandan küfüre, itaatten masiyete geçmedikçe yahut Allah’ın nimetlerine şükretmeyi bırakıp o nimetlerle azmadıkça “Allah onların halini” için bulundukları nimet, ihsan, rahat ve bol geçimi “değiştirmez.” Onlar hallerini değiştirecek olursa Allah da onları bu iyi hallerinden mahrum bırakır. Aynı şekilde kullar, içlerindeki masiyeti değiştirerek Allah’a itaate dönecek olurlarsa, Allah da onların içinde bulundukları sıkıntıları değiştirip hayır, sevinç, nimet ve rahmete çevirir. “Allah bir topluma kötülük” azap, sıkıntı ve hoşlanmayacakları bir iş “diledi mi” şüphesiz O’nun, o toplum hakkındaki iradesi gerçekleşir ve “artık onun geri çevrilmesine imkân yoktur.” Hiçbir kimse, onları buna karşı savunamaz. “(O zaman) onlar için O’ndan başka bir yardımcı” işlerini üstlenecek ve böylelikle sevdikleri şeyleri kendilerine sağlayacak, hoşlanmadıkları şeyleri de kendilerinden uzaklaştıracak kimseleri “olmaz.” Öyleyse günahkârlar topluluğu, asla geri çevrilmesi mümkün olmayan bir cezanın gelip kendilerini bulması korkusu ile Allah’ın hoşlanmadığı şeyleri sürdürmekten sakınmalıdırlar.