Neml Suresi 82. Ayet
Dişi Karınca · Mekke · Sure 27 · Ayet 82/93
۞ وَإِذَا وَقَعَ ٱلْقَوْلُ عَلَيْهِمْ أَخْرَجْنَا لَهُمْ دَآبَّةً مِّنَ ٱلْأَرْضِ تُكَلِّمُهُمْ أَنَّ ٱلنَّاسَ كَانُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا لَا يُوقِنُونَ
Ve iza vakaal kavlu aleyhim ahracna lehum dabbeten minel ardı tukellimuhum ennen nase kanu bi ayatina la yukınun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Neml Suresi 82. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince, onlar için yerden kendilerine bir dabbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O, onlara insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Söylenen başlarına geleceği vakıt da onlar için Arzdan bir dabbe çıkarırız, nasın ayetlerimize yakin ile inanmaz idiklerini kendilerine söyler
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Söylenen söz başlarına geleceği zaman, onlar için yerden bir dabbe çıkarırız, insanların ayetlerimize kesin inanmadıklarını kendilerine söyler.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
O söz (ün ma'nası) kendilerinin aleyhinde (tahakkuk edib) vukuu (ve zuhuur) a geldiği zaman yerden bunlar için bir dabbe çıkarırız ki bu, onlara insanların ayetlerimize kat'i bir kanaat beslemezler idiğini (başlarına kakarak) söyler.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe (canlı) çıkarırız; o, onlara insanların, ayetlerimize inanmadıklarını söyler.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Kıyamet hakkındaki sözün gerçekleşme zamanı yaklaşınca onlara yerden bir dabbe (canlı) çıkarırız. O da insanların bizim ayetlerimize, (özellikle kıyamete dair ayetlerimize) inanmadıklarını söyler.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe çıkarırız; o da, insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Ve (o kalben sağır ve kör olanlara gelince: Haktan yana kendilerine söylenen) söz bütün açıklığıyla gerçekleştiği zaman, onların karşısına yerden, kendilerine insanlığın mesajlarımıza gerçek bir imanla inanmadığını söyleyen bir yaratık çıkaracağız.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Onlara verilen söz gerçekleştiği zaman, yerden bir dabbe (canlı) çıkarırız da onlara konuşarak; insanların gerçekten ayetlerimize inanmadıklarını söyler.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Üzerlerine söz[1] gerçekleştiği zaman, onlara yerden bir dabbe[2] çıkarırız. Kuşkusuz o, onlara, İnsanların[3] ayetlerimize inanmadıklarını söyler.[4]
Tefsir / dipnot (4)
Mahşerde toplayıp hesap sorma, hesaba çekme.
Hareket eden, canlı demektir. Genellikle sürüngenler için kullanılır. Kur'an'da tüm canlılar için de kullanılmıştır. Ancak "Dabbetü'l ard," bir tamlama olarak "yer canlısı" demektir. Bu kelime, tefsirlerde daha çok eski inançların hurafelerine dayalı olarak ele alınmakta, Kıyamet'in alameti de olmak üzere, gerçeği yansıtmayan pek çok farklı rivayetlere yer verilmektedir. Bu rivayetlerin hiç birsinin Kur'an'i bir dayanağı yoktur. Bu tamlamanın, Kıyamet'in yaklaşma anıyla bir ilgisi olmayıp, Kıyamet'in kopuşundan sonraki durum olan "hesaba çekilme" anından söz etmektedir. Ayetin bağlamı dikkate alındığında müşriklerin gerçeğe kapalı, hiçbir sözden anlamaz oldukları eleştiri konusu edildiği görülmektedir. Dabbe, bu bağlamda müşriklerin bütün yapıp ettiklerinin orta çıkarılması, gerçeklerin ortaya dökülmesinin ifadesi olarak mecaz bir anlatımdır. Tıpkı İnsanın uzuvlarının, İnsanın yapıp ettiklerine tanıklık edecekleri hususundaki ayetler gibi (24:24).
Müşriklerin. Kafirlerin.
Onlar adına konuşacak.
Ali Rıza Safa tefsirli
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Ve sözü verilen başlarına geldiğinde, onlara, yeryüzünden bir yaratık çıkarırız; insanların ayetlerimize gereğince inanmadıklarını söyler.[316]
Tefsir / dipnot (1)
"Yeryüzünden bir yaratık" olarak yazdığımız "Dabbeten minel ardı" söylemi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Bir çeşit hayvan" veya "Yerden bitme bir hayvan" veya "Debelenir gibi yürüyen bir canlı" veya "Topraktan mamul bir yaratık" veya "İnananları ve inkar edenleri işaretleyerek birbirinden ayıracak olan bir hayvan" biçiminde birbirinden değişik yorumlarla çevrilmiş; kimi çevirilerde ise "Dabbe" olarak bırakılmıştır. Süleyman peygamberin değneğini kemiren ağaç kurdu da 34:14 ayetinde, "Dabbetul ardı" biçiminde bildirilmiştir.
İbni Kesir
Kendilerine söylenmiş olan, başlarına geldiği zaman; yerden bir canlı çıkarılır ki insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyleyerek konuşur.
Gültekin Onan
O söz başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir dabbe çıkarırız; o da, insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.
Rowad Tercüme Merkezi
O söz başlarına gelip çattığı zaman, yerden bir dabbe (canlı bir yaratık) çıkarırız da onlara konuşarak, insanların ayetlerimize kesin olarak iman etmediklerini söyler.
Şaban Piriş
O söz başlarına gelip çattığı zaman, yerden bir dabbe (canlı bir yaratık) çıkarırız da onlara konuşarak; insanların ayetlerimize kesin olarak iman etmediklerini söyler.
Ali Özek ve diğerleri
O söz başlarına geldiği (kıyamet yaklaştığı) zaman, onlara yerden bir dâbbe (mahlûk) çıkarırız da, bu onlara insanların âyetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Küfür ve günahlarda ısrar etmelerinden ötürü onların üzerine azap gerekip sabit olduğunda ve insanların sadece en şerlileri geride kaldığında, kıyamet saati yaklaştığı zaman kıyametin büyük alametlerinden birini onlar için çıkartırız. O alamet, yerden çıkan bir dabbe (yaratık) dir. Onların anlayacağı bir dilde onlara: “İnsanlar, Peygamberimize indirilmiş ayetlerimizi tasdik etmiyorlardı.” der.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَإِذَا | إذا | إذا: ظرف زمان يتضمن معنى المفاجأة. | |||
| وَقَعَ | وقع | نزل وحصل. | |||
| ٱلْقَوْلُ | قول | القضاء أو أهوال الساعة الموعودة. | |||
| عَلَيْهِمْ | على | على: حرف جر يفيد معنى الإستعلاء المجازي. | |||
| أَخْرَجْنَا | خرج | أظهرنا. | |||
| لَهُمْ | ل | اللام: حرف جر يفيد الإختصاص. | |||
| دَابَّةً | دبب | مخلوقا عظيما ذا قوائم وليس من نوع الإنسان، وهو من علامات الساعة الكبرى. | |||
| مِّنَ | مِن | حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| ٱلْأَرْضِ | أرض | الكرة الأرضية التي يعيش عليها الإنسان، وتطلق الكلمة على جزء منها كبير أو صغير، جمع:أرْضون وأرَضون وأراضٍ | |||
| تُكَلِّمُهُمْ | كلم | تخاطبهم. | |||
| أَنَّ | أنّ | حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة. | |||
| ٱلنَّاسَ | نوس | الناس: اسم للجمع من بني آدم، لا واحد له من لفظه. وقد يطلق ويراد به طائفة مخصوصة دون غيرهم. | |||
| كَانُوا | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| بِءَايَٰتِنَا | أيي | الآية من كتاب الله، هي: طائفةٌ من القرآن يتصل بعضها ببعض إلى انقطاعها، طويلةً كانت أو قصيرة. | |||
| لَا | لا | نافية غير عاملة. | |||
| يُوقِنُونَ | يقن | يعلمون علماً صحيحاً لا شك فيه، ولا تردد |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{أَخْرَجْنَا} قلقلة في الجيم {دَابَّةً مِنَ} مد لازم كلمي مثقل. يليه إدغام
بغنة في التنوين مع الميم {أَنَّ النَّاسَ} غنة في النونين {بِآيَاتِنَا} مد بدل،
ومد طبيعي