Nahl Suresi 101. Ayet

Arı · Mekke · Sure 16 · Ayet 101/128

وَإِذَا بَدَّلْنَآ ءَايَةً مَّكَانَ ءَايَةٍ ۙ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يُنَزِّلُ قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مُفْتَرٍۭ ۚ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

Ve iza beddelna ayeten mekane ayetin vallahu a'lemu bima yunezzilu kalu innema ente mufter, bel ekseruhum la ya'lemun.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Nahl Suresi 101. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

14. cüz · PDF sayfası 17

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Biz bir ayeti değiştirip yerine başka bir ayet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber'e, "Sen ancak uyduruyorsun" derler. Hayır, onların çoğu bilmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Bir ayeti bir ayetin yerine bedel yaptığımız vakıt Allah indirdiğine ve indireceğine a'lem iken o Şeytan yaranı: "Sen sırf bir müfterisin" dediler, hayır onların çoğu bilmezler

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir ayeti bir ayetin yerine bedel yaptığımız zaman Allah indirdiğini ve indireceğini en iyi bilirken o şeytan dostları: "Sen yalnızca bir iftiracısın!" dediler. Hayır, onların çoğu bilmezler.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Biz bir ayeti diğer bir ayetin yerine (bunu nesh ederek) getirdiğimiz vakit — ki Allah neyi indireceğini çok iyi bilendir — dediler ki: "Sen ancak bir iftiracısın". Hayır, onların pek çoğu bilmezler.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Biz bir ayetin yerine başka bir ayet getirdiğimiz zaman, -Allah ne indirdiğini bilirken- "Sen (Allah'a) iftira ediyorsun (bu sözleri kendin uydurup Allah'ın üstüne atıyorsun)" derler. Hayır, onların çokları bilmiyorlar.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Biz bir ayetin yerine onun hükmünü neshedecek başka bir ayet getirdiğimiz zaman -ki Allah göndereceği ayetleri pek iyi bilmektedir- onlar: "Sen iftiracının tekisin!" dediler. Hayır, hiç de öyle değil! Onların çoğu işin gerçeğini bilmiyorlar.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Biz bir ayeti, bir (başka) ayetin yeriyle değiştirdiğimiz zaman, -Allah neyi indirdiğini daha iyi bilir.- "Sen yalnızca iftira edicisin" dediler. Hayır, onların çoğu bilmezler.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Biz bir ayetin yerine bir başka ayeti getirdiğimizde -ki Allah adım adım ne indirdiğini bütünüyle bilmektedir- (hakkı inkar edenler), "Sen sadece uyduruyorsun!" derler. Oysa onların çoğu bilmeyen, anlamayan kimselerdir!

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Bir ayetin yerini başka bir ayetle değiştirdiğimiz zaman -ki Allah ne indirdiğini çok iyi bilir- şöyle derler: "sen ancak uyduruyorsun." Hayır, onların çoğu bilmiyorlar.

Erhan Aktaş tefsirli

Kerim Kur'an

Biz, bir ayeti, başka bir ayetle değiştirdiğimiz[1] zaman: "Allah ne indirdiğini bilirken,[2] sen kesinlikle uyduruyorsun." derler. Hayır, onların çoğu gerçeği bilmiyor.

Tefsir / dipnot (2)

Kimi ayetlerin "nesh" edildiğini (iptal edildiğini) iddia ederek, Allah'a ve Kur'an'a iftira atanlar, referans olarak bu ve 2:106. ayeti ileri sürüyorlar. Oysaki bu ayet Kitap' Ehli'ne bir cevap ayetidir. Ayette söz konusu edilen şey, Kur'an'daki herhangi bir ayetin iptal edilmesi değil, Tevrat ve İncil'deki hükümlerin yerine yeni hükümlerin getirildiğidir; daha önceki kitaplarda yer alan kimi hükümlerin değiştirilmesidir. Örneğin kıblenin yönünün değiştirilmesi gibi.

Allah, böyle bir ayet indirmemiştir; Allah, hangi ayeti indireceğini biliyor. Bu ayetler, Allah'ın indirdiği ayetler değil, bunlar senin uydurmandır.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Bir kanıtı değiştirerek yerine başka bir kanıt getirdiğimizde, Allah, ne indirdiğini bilmesine karşın, "Yalnızca uyduruyorsun!" derler. Hayır, onların çoğu bilmez.

İbni Kesir

Biz, bir ayetin yerine başka bir ayet getirdiğimiz zaman; Allah ne indirdiğini gayet iyi bilirken, onlar: Sen sadece uyduruyorsun, derler. Hayır onların çoğu bunu bilmezler.

Gültekin Onan

Biz bir ayeti, bir (başka) ayetin yeriyle değiştirdiğimiz zaman, Tanrı neyi indirdiğini daha iyi bilir... "Sen yalnızca iftira edicisin" dediler. Hayır onların çoğu bilmezler.

Rowad Tercüme Merkezi

Biz bir ayeti değiştirip yerine başka bir ayet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayır! Onların çoğu bilmezler.

Şaban Piriş

Bir ayeti başka bir ayetin yerine getirip değiştirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini çok iyi bilir- “Sen ancak iftiracısın" dediler. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar.

Ali Özek ve diğerleri

Biz, bir âyetle bir âyetin yerini değiştirdiğimiz zaman ki Allah, neyi indireceğini çok iyi bilir «Sen ancak bir iftiracısın» dediler. Hayır; onların çoğu bilmezler.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Eğer Kur’an’dan bir ayetin hükmünü başka bir ayetle kaldırsak -Yüce Allah, bir hikmete bağlı olarak Kur’an’dan hangi hükmün kaldırılıp, hangilerinin kaldırılmayacağını en iyi bilendir- hemen şöyle derler: -Ey Muhammed!- Muhakkak sen, Allah’a karşı yalanlar uyduran bir yalancısın. Tam aksine; onların çoğu bir hükmün, kusursuz ilahi bir hikmetten ötürü kaldırılmış olduğunu bilmezler.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
وَإِذَاإذاإذا: ظرف زمان يتضمن معنى المفاجأة.
بَدَّلْنَابدلغيرنا.
ءَايَةًأييالآية من كتاب الله، هي: ‌طائفةٌ ‌من ‌القرآن يتصل بعضها ببعض إلى انقطاعها، طويلةً كانت أو قصيرة.
مَّكَانَكوناستعمل مضافا إلى اسم ظاهر بمعنى في مكان كذا، وبدلا منه.
ءَايَةٍأييالآية من كتاب الله، هي: ‌طائفةٌ ‌من ‌القرآن يتصل بعضها ببعض إلى انقطاعها، طويلةً كانت أو قصيرة.
وَٱللَّهُألهالمألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى
أَعْلَمُعلمأكثر علما وإحاطة. والعلم: من صفات الله عز وجل.
بِمَاماما: يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة.
يُنَزِّلُنزليوحي، والإنزال: الجلب من علو عن طريق الوحي.
قَالُواقولتكلموا. والقول: معناه الكلام. وقد يرد القول أعم من ذلك.
إِنَّمَا—أداة حصر.
أَنتَأنتضمير رفع منفصل للمخاطب الواحد.
مُفْتَرٍفريمختلق كاذب.
بَلْبلحرف ابتداء غير عاطف يفيد معنى الإبطال.
أَكْثَرُهُمْكثرمعظمهم.
لَالانافية غير عاملة.
يَعْلَمُونَعلملا يعلمون: لا يعرفون ولا يدركون؛ يقال: علم الخبر عرفه على حقيقته.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{بَدَّلْنَا آيَةً مَكَانَ} مد منفصل، يليه مد بدل. ثم إدغام بغنة للتنوين

في الميم {آيَةٍ وَاللَّهُ} مد بدل، يليه إدغام بغنة {قَالُوا إِنَّمَا أَنْتَ} مد

منفصل. يليه غنة النون. ثم مد منفصل آخر، بعده إخفاء حقيقي. فهذه أربعة أحكام

{مُفْتَرٍ بَلْ} إقلاب وصلًا.