Mutaffifîn Suresi 33. Ayet
Kandıranlar · Mekke · Sure 83 · Ayet 33/36
وَمَآ أُرْسِلُوا۟ عَلَيْهِمْ حَـٰفِظِينَ
Ve ma ursilu aleyhim hafızin.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Halbuki onlar, mü'minlerin başına bekçi olarak gönderilmemişlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Halbuki üzerlerine gözcü gönderilmemişlerdi
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Halbuki inananların üzerlerine gözcü olarak gönderilmemişlerdi.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Halbuki onlar (mü'minlerin) üzerlerine gözcüler olarak gönderilmemişlerdi.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Oysa kendileri, onların üzerine bekçi gönderilmemişlerdi.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Hoş bunları müminlere gözcü tayin eden de yoktu ya! (Fuzuli bir tarzda, kendi kendilerinde öyle bir yetki görürlerdi).
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Oysa kendileri onların üzerine gözcü olarak gönderilmemişlerdi.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Oysa onlara, başkaları(nın inançları) üzerinde gözetleyicilik görevi verilmiş değildir.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Oysa onlara bekçi olarak da gönderilmemişlerdi.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
İman Edenlerin üzerlerine gözetici olarak gönderilmediler.[1]
Tefsir / dipnot (1)
İman Edenlerin inançlarını sorgulamak onlara düşmezdi.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Oysa onların üzerine gözetmen olarak gönderilmemişlerdi.
İbni Kesir
Halbuki onlar, bunların üzerine gözcüler olarak gönderilmemişlerdir.
Gültekin Onan
Oysa kendileri onların üzerine gözcü olarak gönderilmemişlerdi.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Hâlbuki Allah Teâlâ onları, Müminlerin amellerini kaydetmeleri için sorumlu kılmadı ki, bu sözleri söylüyorlar.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Halbuki onlar, bunların üzerine gözcüler olarak gönderilmemişlerdir.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
29- Şüphesiz günahkârlar, iman edenlere gülerlerdi. 30- Yanlarından geçtiklerinde de birbirlerine kaş-göz işareti yapar(ak onları alaya alır)lardı. 31- Ailelerinin yanına döndükleri vakit de (yaptıklarından dolayı) keyif içinde dönerlerdi. 32- Onları gördüklerinde de:“Bunlar gerçekten sapıtmışlar!” derlerdi. 33- Halbuki onların başına bekçi olarak gönderilmemişlerdi. 34- İşte bugün de iman edenler, kâfirlere gülerler. 35- Hem de tahtlar üzerinden bakınarak. 36- (Nasıl?) Kâfirler yapmakta olduklarının cezasını buldular mı?
29-31. Yüce Allah günahkârların cezasını, iyilikte bulunanların mükâfatını söz konusu ettikten ve ikisi arasındaki farkı dile getirdikten sonra günahkârların dünyada iken mü’minler ile alay ettiklerini, onları küçümsediklerini, onlara güldüklerini, yanlarından geçtikleri vakit onları hakir gördüklerini, birbirlerine kaş göz işaretleri yaparak onları alaya aldıklarını haber vermektedir. Bununla birlikte onlar pek rahattılar. Korkuyu akıllarından bile geçirmiyorlardı. Aksine sabah veya akşam “Ailelerinin yanına döndükleri vakit de (yaptıklarından dolayı) keyif” sevinç ve neşe “içinde dönerlerdi.” Bu ise aldanışın en ileri şeklidir. Çünkü onlar, en büyük kötülükleri işlemekle birlikte dünyada kendilerini güven içinde görüyorlardı. Sanki bahtiyar ve mutlu kimselerden olduklarına dair kendilerine Allah’tan yazılı bir belge ve bir eman gelmiş gibi davranıyorlardı. 32. Üstelik onlar, kendilerinin hidâyet üzere olduklarına, mü’minlerin ise sapık olduklarına hükmetmişlerdi. Bu hükmü de Allah’a iftira ederek, herhangi bir bilgiye dayalı olmaksızın ve O’nun hakkında olmadık iddialarda bulunma cesaretini göstererek veriyorlardı. 33. Yüce Allah da şöyle buyurmaktadır:“Halbuki onların başına bekçi olarak gönderilmemişlerdi.” Onlar, mü’minler üzerinde amellerini tespit etmekle yükümlü birer bekçi olarak gönderilmemişlerdi ki , ne diye onları sapık olup olmadıklarıyla bu kadar ilgileniyorlar?! Aslında onların bu tutumları, sadece işi yokuşa sürmek, inat etmek ve oynayıp eğlenceye dalmaktan ibaretti. Bu yapıp söylediklerinin herhangi bir delili, dayanağı yoktu. Bundan dolayı bunların âhiretteki cezaları da dünyada yaptıkları amelleri türünden olacaktır. Şöyle ki;
34. “İşte bugün” yani Kıyamet günü “de iman edenler kâfirlere” her taraflarını kuşatmış azabın içerisinde gidip geldiklerini ve uydurdukları ilahların kendilerinden çok uzak olduğunu gördükleri vakit “gülerler.” 35. Mü’minler, son derece rahat ve huzur içerisinde, süslü “tahtlar üzerinden bakınırlar.” Allah’ın kendileri için hazırlamış olduğu nimetlere ve kerim olan Rablerinin yüzüne bakarlar. 36. “(Nasıl?) Kâfirler yapmakta olduklarının cezasını buldular mı?” Yani kendilerine işledikleri amelleri türünden ceza verildi mi? Nasıl dünyada iken mü’minlere gülüp onları sapıklıkla itham ediyordularsa âhirette de mü’minler, onları ibretli azab ve ceza içerisinde gördüklerinde onlara güleceklerdir. Bu azapları ise sapıklığın ve azgınlığın bir cezasıdır. Evet, Allah’ın adalet ve hikmetinin bir gereği olarak kâfirler yapmakta olduklarının cezasını bulmuş olacaklardır. Allah, her şeyi en iyi bilendir, hükmüne karşı durulamayan ve hikmeti sonsuz olandır. Mutaffifîn Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Yüce Allah’a hamdolsun.
***