Mü'min Suresi 73. Ayet
Bağışlayan · Mekke · Sure 40 · Ayet 73/85
ثُمَّ قِيلَ لَهُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ تُشْرِكُونَ
Summe kile lehum eyne ma kuntum tuşrikun.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(73-74) Sonra onlara, "Allah'ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?" denilir. Onlar da, "(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. Hayır, demek ki, biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız bir hiçmiş)" derler. İşte Allah, inkarcıları böyle saptırır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Sonra denecek onlara: nerede o şirk koştuklarınız?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra denilecek onlara: "Nerede o ortak koştuklarınız?
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
(73-74) Sonra onlara "Allahı bırakıb da (Ona) ortak tutageldiğiniz (putlar) nerede?" denilecek. Onlar da "Bizden uzaklaşıb gaaib oldular. Daha doğrusu biz bundan evvel zaten hiçbir şey'e tapmazdık" diyecekler. İşte Allah, kafirleri böyle şaşırtır.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Sonra onlara denilecektir: "Ortak koştuklarınız nerede?
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
(73-74) Sonra da kendilerine şöyle denilecektir: "Allah'tan başka O'na şerik saydığınız putlar nerede?" Onlar: "Bizden uzaklaşıp ortadan kayboldular. Daha doğrusu, biz, taptıklarımızın bir hiç olduğunu, şimdi anladık. Meğerse bizim taptıklarımız, bir hiçten ibaretmiş."İşte Allah, kafirleri böyle şaşırtır.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Sonra onlara denilecek: "Sizin şirk koştuklarınız nerede?"
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Sonra onlara sorulacak: "Şimdi neredeler sizin ilahlık yakıştırdığınız (güçler)?
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Sonra onlara denilecek ki: Ortak koştuklarınız nerede?
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Sonra onlara: "Şirk koştuklarınız nerede?" denir;
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Sonra, onlara, şöyle denilecek: "Ortaklar koştuklarınız neredeler?"
İbni Kesir
Sonra onlara denilir ki: Nerede şirk koştuklarınız,
Gültekin Onan
Sonra onlara denilecek: "Sizin şirk koştuklarınız nerede?"
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Sonra onları azarlamak ve kınamak için şöyle denilir: Kendilerine ibadet ederek ortak koştuğunuz sözde ilahlarınız nerede?
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Sonra onlara denilir ki: Nerede şirk koştuklarınız,
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
69- Allah’ın âyetleri hakkında tartışanları görmez misin nasıl da döndürülüyorlar? 70- Kitabı ve peygamberlerimizle birlikte gönderdiklerimizi yalanlayanlar, yakında bilecekler. 71,72- O vakit onlar, boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde kaynar suya sürüklenecekler; sonra da ateşte yakılacaklardır. 73,74- Sonra onlara şöyle denilecek:“Hani, nerede Allah’ın yanı sıra ortak koştuklarınız?” Onlar da: “Kaybolup gittiler. Bilakis, biz önceden hiçbir şeye dua/ibadet etmiyorduk/etmiyormuşuz” diyecekler. İşte Allah kâfirleri böyle şaşırtır. 75- “Bu (azap) yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve böbürlenmeniz sebebiyledir. 76- Cehennem kapılarından orada ebedi kalmak üzere girin. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!
69. “Allah’ın” apaçık “âyetleri hakkında tartışanları görmez misin?” Onların bu çirkin hallerine hayret etmez misin? “Nasıl da döndürülüyorlar?” Nasıl olup da bu âyetlerden başka tarafa sapıyorlar? Bu eksiksiz ve mükemmel açıklamalardan sonra nereye gidiyorlar? Allah’ın âyetleri ile çelişen apaçık başka âyetler bulabiliyorlar mı? Allah’a andolsun ki hayır! O halde onlar hevâlarına uygun birtakım şüpheler bulup batılları için bunları kullanarak hücuma kalkışıyorlar!
70. Onların, Allah’tan kendilerine gelen Kitab’ı ve insanların en hayırlıları, en doğru sözlüleri ve en akıllıları olan peygamberleri ve Allah’ın onlarla gönderdiklerini yalanlamak sureti ile seçtikleri ve tercih ettikleri yol ne kadar da kötüdür! “yakında bilecekler” Böylelerinin kızgın ateşten başka bir cezaları olmaz. Bundan dolayı Yüce Allah onları ateş azabı ile tehdit ederek şöyle buyurmaktadır: 71-72. “O vakit onlar, boyunlarında” hareket etmelerine imkân vermeyen “demir halkalar ve” şeytanları ile birlikte kendilerine vurulacak “zincirler olduğu halde kaynar suya sürüklenecekler.” Bu kaynar su; kaynaması ve harareti nihai dereceye varmış kızgın sudur. “Sonra da ateşte yakılacaklardır.” O kızgın alevli ateş, üzerlerine tutuşturularak daha da alevlenecek ve onlar orada yanacaklardır. Sonra da şirk koşmaları ve yalan söylemelerinden ötürü azarlanacaklardır:
73. “Sonra onlara şöyle denilecek: “Hani, nerede Allah’ın yanı sıra ortak koştuklarınız?” Size bir fayda sağladılar mı? Sizin üzerinizden azabın bir kısmını olsun hafifletebildiler mi? “Onlar da: Kaybolup gittiler” yoklar, burada değiller; hem olsalar bile bizlere bir faydaları olmaz. Sonra da ibadetlerini inkâr ederek:“Bilakis, biz önceden hiçbir şeye dua/ibadet etmiyorduk/etmiyormuşuz.” diyecekler. Bu sözleri ile başka varlıklara taptıklarını inkâr edecekleri ve bunun kendilerine fayda sağlayacağını zannederek böyle diyecekleri ihtimal dahilindedir. Diğer bir ihtimal ise -ki bu daha kuvvetlidir- şudur: Onlar, bu sözleri, daha önce tapındıkları varlıkların ilâhlıklarının batıl/boş olduğunu ve gerçekte Allah’ın hiçbir ortağı bulunmadığını, ilâh olma özelliği bulunmayan varlıklara ibadet etmekle sapmış ve hata etmiş olduklarını itiraf etmek için söyleyeceklerdir. (Taptıklarımız bir hiçmiş! diyeceklerdir.) Yüce Allah’ın: “İşte Allah kâfirleri böyle şaşırtır” buyruğu da bu son manaya delildir. Yani onların dünya hayatındaki bu sapıklıkları herkes tarafından açıkça görülen bir sapıklıktır. Hatta bizzat kendileri bile Kıyamet gününde bu yaptıklarının batıl olduğunu itiraf ve kabul edeceklerdir. O vakit Yüce Allah’ın:“Allah’tan başkasına dua/ibadet edenler aslında hiçbir şerike/ortağa uymuyorlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar.”(Yunus, 10/66) buyruğunun ne anlama geldiği onlar tarafından açıkça anlaşılacaktır. Yüce Allah’ın şu buyrukları da buna delildir:“Kıyamet gününde onlar sizin ortak koşmanızı inkâr edeceklerdir.”(Fâtır, 35/14); “Allah’tan başka kendisine kıyamete kadar cevap veremeyecek olan, üstelik kendilerine yaptıkları duadan da habersiz olan kimselere dua/ibadet eden kişiden daha sapık kim olabilir?”(el-Ahkaf, 46/5)
75. Cehennem ehline şöyle denilecektir:“Bu” üzerinizdeki çeşit çeşit azap “yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve böbürlenmeniz sebebiyledir.” Yani hem tutunduğunuz batıl sebebiyle hem de peygamberlerin getirdiği ilimlere muhalefet ettiğiniz ilimler sebebiyle şımarıyordunuz. Haksızlık, saldırganlık, zulüm ve isyan içinde Allah’ın kullarına karşı böbürleniyordunuz. Nitekim Yüce Allah, bu surenin sonlarında şöyle buyurmaktadır:“Peygamberleri onlara apaçık deliller getirdiklerinde onlar yanlarındaki ilim ile şımardılar.”(el-Mümin, 40/83) Yine Karun’un kavmi de ona şöyle demişti: “Şımarma; çünkü Allah şımaranları sevmez.”(el-Kasas, 28/76) Bu (şımarma), cezalandırılmayı gerektiren ve yerilen bir sevinmedir. Övülen ve Yüce Allah’ın hakkında şöyle buyurduğu sevinme ise böyle değildir:“De ki: Allah’ın lütfu ve rahmeti ile işte yalnız bunlar ile sevinsinler.”(Yunus, 10/58) Zira bu, faydalı ilim ve salih amel dolayısı ile sevinmektir.
76. “Cehennem kapılarından” herkes ameline uygun olarak onun bir tabakasına “orada ebedi kalmak üzere” ebediyen oradan çıkarılmamak üzere “girin. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” Onlar orada horlanacak, rezil edilecek, hapsedilecek ve azaba uğrayacaklardır. Onun aşırı sıcağı ile zemherir soğuğu arasında gidip geleceklerdir.