Fetih Suresi 12. Ayet

Fethetmek · Medine · Sure 48 · Ayet 12/29

بَلْ ظَنَنتُمْ أَن لَّن يَنقَلِبَ ٱلرَّسُولُ وَٱلْمُؤْمِنُونَ إِلَىٰٓ أَهْلِيهِمْ أَبَدًا وَزُيِّنَ ذَٰلِكَ فِى قُلُوبِكُمْ وَظَنَنتُمْ ظَنَّ ٱلسَّوْءِ وَكُنتُمْ قَوْمًۢا بُورًا

Bel zanentum en len yenkaliber resulu vel mu'minune ila ehlihim ebeden ve zuyyine zalike fi kulubikum ve zanentum zannes sev'i ve kuntum kavmen bura.

Ayet Tilaveti

Ayetin Mealleri 13 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(Ey münafıklar!) Siz aslında, Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helaki hak eden bir kavim oldunuz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Doğrusu siz, Peygamber ve mü'minler ebeden ailelerine dönemiyecekler zannettiniz ve bu, kalblerinizde allandı pullandı kötü zanna düştünüz de düşkün bir kavm oldunuz a.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Doğrusu siz, peygamberin ve müminlerin asla ailelerine dönemeyeceklerini sandınız; bu, kalplerinizde allandı pullandı ve kötü zanna düştünüz de düşkün blr topluluk oldunuz.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Daha doğrusu siz peygamberin de, mü'minlerin de ailelerine temelli dönemeyeceklerini sandınız. Bu, sizin kalblerinizde süslen (ib kökleş) di. Kötü zanda bulundunuz. (Bu yüzden Allah indinde) helake mahkum bir kavm oldunuz.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Herhalde siz sandınız ki Elçi ve mü'minler, bir daha ailelerine dönmeyecekler. Bu (düşünce) gönüllerinizde süslendirildi, (size güzel gösterildi,) kötü zanda bulundunuz ve helaki hak etmiş bir topluluk oldunuz.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Aslında siz Peygamberin ve müminlerin ailelerine artık geri dönemeyeceklerini düşündünüz. Bu hayal, gönüllerinizde allanıp pullandı ve yerleşti. Kötü zanlara düştünüz ve helaki hak etmiş kimseler oldunuz.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Hayır, siz Peygamberin ve mü'minlerin, ailelerine ebedi olarak bir daha dönmeyeceklerini zannettiniz; bu, kalplerinizde çekici kılındı ve kötü bir zan ile zanda bulundunuz da, yıkıma uğramış bir topluluk oldunuz.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Siz zannettiniz ki Elçi ve müminler bir daha ailelerine ve akrabalarına dönemeyecekler ve bu, kalplerinize güzel göründü. Siz (bu tür) haince düşüncelere kapıldınız, çünkü her zaman güzelliklerden yoksun bir topluluk oldunuz!"

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Oysa siz, peygamberin ve müminlerin daha ebedi olarak ailelerine dönmeyeceğini sandınız. Bu, kalblerinize çekici kılındı. Siz, kötü bir zanna kapıldınız ve bozguncu bir topluluk oldunuz.

Erhan Aktaş

Kerim Kur'an

Hayır! Siz, Resul'ün ve İman Edenlerin asla ailelerine dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu zan, kalplerinize güzel göründü. Kötü bir zanla, zanda bulundunuz. Siz, yok olmayı hak eden bir halk oldunuz.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Hayır! Siz sanmıştınız ki, elçi ve inananlar, ailelerine bir daha asla dönemeyecekler. Bu düşünce, yüreklerinize çekici gösterildi; kötü düşüncelere kapıldınız ve güzelliklerden yoksun bir toplum oldunuz.

İbni Kesir

Hayır, siz; peygamberin ve mü'minlerin, ailelerine bir daha dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin kalblerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz. Ve helake mahkum bir kavim oldunuz.

Gültekin Onan

Hayır, siz Peygamberin ve inançlıların ehline (ailelerine) ebediyen dönmeyeceklerini (yenkalib) zannettiniz; bu, kalplerinizde çekici kılındı ve kötü bir zan ile zanda bulundunuz da yıkıma uğramış bir topluluk oldunuz.

Ayetin Tefsiri 6 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte yolculuk etmekten sizleri alıkoyan, sizlerin özür olarak ileri sürdüğünüz gibi mallar ve evlatlar ile ilgilenmek değildi. Aksine sizlerin; Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ve ashabının hepsinin helak olacağını ve Medine'ye ailelerinin yanına geri dönemeyeceklerini zannetmenizdi. Şeytan, bunu sizin kalplerinizde süslemişti de sizler Rabbiniz hakkında O'nun, peygamberine yardım edemeyeciğine dair kötü zanda bulunmuştunuz. Böylece Allah, hakkında kötü zanda bulunmanız ve O'nun Rasûlü ile birlikte hareket etmekten geri kalmanız sebebi ile helak olmuş bir kavim olmuştunuz.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
بَلْبلحرف ابتداء غير عاطف يفيد معنى الإنتقال أو التوكيد.
ظَنَنتُمْظنناعتقدتم.
أَنأنحرف مبني على السكون وهو هنا مخفف من أن.
لَّنلنحرف نفي ونصب واستقبال، يدخل على المضارع فينصبه، وينفي معناه، ويُحَوِّله من الحاضر إلى المستقبل، وقد يكون نفي الفعل على سبيل التأبيد.
يَنقَلِبَقلبلن ينقلب: لن يرجع.
ٱلرَّسُولُرسلالرسول من الملائكة هو من يبلغ الرسالة الإلهية عن الله، والرسول من الناس هو من يبعثه الله بشرع ليعمل به ويبلغه، والرسول هنا هو محمد صلى الله عليه وسلم.
وَٱلْمُؤْمِنُونَأمنوالمذعنون المصدقون.
إِلَىٰإلىحرف جر يدل على انتهاء الغاية.
أَهْلِيهِمْأهلالبيوت التي فيها أفراد عائلاتهم.
أَبَدًاأبدإلى الأبد أي إلى آخر الدهر.
وَزُيِّنَزينوحسن وجمل.
ذَٰلِكَذااسم إشارة للمفرد المذكر البعيد يخاطب به المفرد.
فِيفيحرف جر يفيد معنى الظرفية
قُلُوبِكُمْقلبالقلوب: ‌جمع ‌قلب، وهو الفؤاد، سمّي قلبا؛ لتصرّفه في الأعضاء، ولكثرة تقلبه بالخواطر والمعاني ومن رأي لآخر ومن اعتقاد لآخر.
وَظَنَنتُمْظننواعتقدتم.
ظَنَّظننظن السوء: الظن السيئ والمنحرف.
ٱلسَّوْءِسوأظن السوء: الظن السيء.
وَكُنتُمْكونكان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك.
قَوْمًاقوم‌القوم: ‌الجماعة ‌من ‌الرجال ‌دون النساء، وربما دخلت النساء فيه بحكم التبع. والقوم: اسم جمع لا واحد له من لفظه.
بُورًابورهالكين.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

لام {بَلْ} مظهرة لوقوع الظاء بعدها وهى من حروف الإظهار الحلقي {ظَنَنْتُمْ}

إخفاء حقيقي {أَنْ لَنْ يَنْقَلِبَ} إدغام بغير غنة. يليه إدغام بغنة. ثم إخفاء

حقيقي {إِلَى أَهْلِيهِمْ} مد منفصل {أَبَدًا وَزُيِّنَ} إدغام بغنة، {ظَنَّ} غنة

وفي الوقف على {السَّوْءِ} مد لين {قَوْمًا بُورًا} إقلاب، ومد عوض وقفًا.