Bakara Suresi 251. Ayet
İnek · Medine · Sure 2 · Ayet 251/286
فَهَزَمُوهُم بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَقَتَلَ دَاوُۥدُ جَالُوتَ وَءَاتَىٰهُ ٱللَّهُ ٱلْمُلْكَ وَٱلْحِكْمَةَ وَعَلَّمَهُۥ مِمَّا يَشَآءُ ۗ وَلَوْلَا دَفْعُ ٱللَّهِ ٱلنَّاسَ بَعْضَهُم بِبَعْضٍ لَّفَسَدَتِ ٱلْأَرْضُ وَلَـٰكِنَّ ٱللَّهَ ذُو فَضْلٍ عَلَى ٱلْعَـٰلَمِينَ
Fe hezemuhum bi iznillahi, ve katele davudu calute ve atahullahul mulke vel hikmete ve allemehu mimma yeşau, ve lev la def'ullahin nase, ba'dahum bi ba'din le fesedetil ardu ve lakinnallahe zu fadlin alel alemin.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Bakara Suresi 251. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Derken, Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud, Calut'u öldürdü. Allah, ona (Davud'a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti. Eğer Allah'ın; insanların bir kısmıyla diğerlerini savması olmasaydı, yeryüzü bozulurdu. Ancak Allah, bütün alemlere karşı lütuf sahibidir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Derken Allahın izniyle onları temamen bozdular, Davud Calutu öldürdü ve Allah kendisine mülk ve hikmet verdi ve daha dilediğinden ona ta'lim de buyurdu, Allahın insanları birbiriyle defetmesi olmasa idi Arz, mutlak fesad bulmuş gitmişti ve lakin Allahın zevil'ukul alemlerine bir fazlı var
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Böylece Allah'ın izniyle onları tamamen bozdular. Davud, Calut'u öldürdü, Allah kendisine hükümdarlık ve peygamberlik verdi ve ona dilediği şeyleri öğretti. Allah'ın insanları birbirleriyle önlemesi olmasaydı yeryüzü mutlaka bozulup gitmişti. Fakat Allah'ın bütün akıl sahibi varlıklara karşı bir iyiliği vardır.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Derken (düşmanla karşılaşır karşılaşmaz) Allahın izniyle onları (düşmanlarını) bozguna uğratdılar (Mü'minlerin arasında bulunan) Davud da Calutu öldürdü. Allah da ona (Eşmuilin ve Taalutun vefatından sonra, bir arada) saltanat ve hikmeti (peygamberliği) verdi ve daha dilemekde olduğundan da ba'zı şeyler öğretdi. Eğer Allah insanların bir kısmını diğer bir kısmı ile önleyib savmasaydı yer (yüzü) muhakkak fesada uğrardı. Fakat Allah, alemlere karşı büyük fazi (-u inayet) saahibidir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Derken, Allah'ın izniyle onları bozdular, Davud Calut'u öldürdü; Allah ona (Davud'a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti. Eğer Allah, insanların bir kısmıyle diğerlerini savmasaydı, dünya bozulurdu. Fakat Allah, bütün alemlere karşı lutuf sahibidir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Derken Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud Calut'u öldürdü, Allah ona hükümdarlık ve hikmet verdi ve dilediği birçok şey öğretti. Eğer Allah bazı insanların şerrini bazıları ile önlemeseydi dünyadaki nizam bozulurdu. Lakin Allah alemlere büyük lütuf ve inayet sahibidir.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Böylece onları, Allah'ın izniyle yenilgiye uğrattılar. Davud Calut'u öldürdü. Allah da ona mülk ve hikmet verdi; ona dilediğinden öğretti. Eğer Allah'ın, insanların bir kısmı ile bir kısmını def'i (engellemesi) olmasaydı, yeryüzü mutlaka fesada uğrardı. Ancak Allah, alemlere karşı büyük fazl (ve ihsan) sahibidir.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Bunun üzerine, onları Allah'ın izniyle bozguna uğrattılar, Davud da Calut'u öldürdü; Allah ona hükümranlık ve hikmet verdi ve istediği şeyin bilgisini öğretti. Ve eğer Allah, insanlara kendilerini başkalarına karşı savunma gücü vermeseydi yeryüzü çürüme ve yozlaşmaya maruz kalırdı: ama Allah bütün alemlere karşı sınırsız lütuf sahibidir.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Neticede Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davut da, Calut'u öldürdü. Allah, Davud'a hükümdarlık ve hikmet verdi, Ona dilediğinden öğretti. Allah'ın insanları birbirleriyle savması olmasaydı, yeryüzünün düzeni bozulurdu. Fakat Allah, alemlere karşı lütuf sahibidir.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Allah'ın izniyle onları yenilgiye uğrattılar. Davud, Calut'u öldürdü. Allah, O'na güç ve hikmet[1] verdi. O'na dilediğinden öğretti. Eğer, Allah, insanların bir kısmını bir kısmıyla savmasaydı, yeryüzü bozguna uğrardı. Ancak, Allah, bütün alemlere karşı sınırsız lütuf sahibidir.
Tefsir / dipnot (1)
Yanlışa, sapkınlığa engel olma bilgisi, bilgeliği. Sağlıklı düşünme, gerçeği kavrama, doğru hüküm verme yetisi.
Ali Rıza Safa tefsirli
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Sonunda, Allah'ın izniyle, onları bozguna uğrattılar; Davut, Calut'u öldürdü. Allah, Ona, hem yönetim yetisi hem de bilgelik verdi ve dilediğini Ona öğretti. Allah'ın, insanların bir bölümüyle, diğerlerini savması olmasaydı, yeryüzünde kesinlikle karışıklık çıkardı. Fakat Allah, Evrenlere Karşı Lütuf Sahibidir.[49]
Tefsir / dipnot (1)
Talut ve Calut arasında süregelen öykünün "Davut, Calut'u öldürdü!" biçiminde sona ermesi, Davut peygamberin savaşın sonunda ortaya çıkarak Calut'u öldürmüş olduğu izlenimi vermektedir. Talut'un, Allah tarafından İsrailoğullarına kral olarak gönderildiği bildirilmesine karşın, kimi yorumcular tarafından, Davut peygamberin bu ayetlerde Talut ismiyle bildirilmiş olduğu biçiminde yorumlanmıştır. Kur'an'ın, sayısal bir örgü düzeniyle korunduğunu savlayan araştırmacılar ise Kur'an'daki her harf belirlenmiş sayılarda kullanıldığı için, bu durumun, sayısal örgüyü oluşturan harf sayılarıyla ilişkili olduğunu öne sürmüşlerdir.
İbni Kesir
Allah'ın izniyle onları hemen hezimete uğrattılar. Davud da Calut'u öldürdü. Allah ona mülk ve hikmet verdi. Dilemekte olduğunu da ona öğretti. Şayet Allah'ın insanları birbiriyle def'edip savması olmasaydı yeryüzü muhakkak fesada uğrardı. Ancak Allah, alemler üzerinde lutuf sahibidir.
Gültekin Onan
Böylece onları Tanrı'nın izniyle yenilgiye uğrattılar. Davut Calut'u öldürdü.Tanrı da ona mülk ve hikmet verdi; ona dilediğinden öğretti. Eğer Tanrı'nın insanların bir kısmı ile bir kısmını def'i (engellemesi) olmasaydı, yeryüzü mutlaka fesada uğrardı. Ancak Tanrı alemlere karşı büyük fazl sahibidir.
Rowad Tercüme Merkezi
Neticede Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Dâvut da, Câlût’u öldürdü. Allah, Davut’a hükümdarlık ve hikmet verdi, ona dilediğinden öğretti. Allah’ın insanları birbirleriyle savması olmasaydı, yeryüzünün düzeni bozulurdu. Fakat Allah, âlemlere karşı lütuf sahibidir.
Şaban Piriş
Neticede Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davut da, Câlût’u öldürdü. Allah, Davud’a hükümdarlık ve hikmet verdi, Ona dilediğinden öğretti. Allah’ın insanları birbirleriyle savması olmasaydı, yeryüzünün düzeni bozulurdu. Fakat Allah, alemlere karşı lütuf sahibidir.
Ali Özek ve diğerleri
Sonunda Allah'ın izniyle onları yendiler. Dâvud da Câlût'u öldürdü. Allah ona (Dâvud'a) hükümdârlık ve hikmet verdi, dilediği ilimlerden ona öğretti. Eğer Allah’ın insanlardan bir kısmının kötülüğünü diğerleriyle savması olmasaydı elbette yeryüzü fesâda uğrar (altüst olur)dı. Lâkin Allah bütün âlemlere karşı lütuf ve kerem sahibidir.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Allah'ın izniyle onları hezimete uğrattılar ve Dâvûd onların komutanları olan Câlût'u öldürdü. Allah da ona hükümdarlık ve peygamberlik verdi. Ona dilediği çeşitli ilimleri öğreterek dünya ve ahiret için uygun olan özellikleri onun için bir araya getirdi. Şayet Allah'ın insanların birbirinin fesadını engellemesi sünneti (kanunu) olmasa yeryüzü fesatçıların egemen olması sebebiyle bütünüyle bozulurdu. Fakat Allah, bütün mahlukatına karşı büyük lütuf sahibidir.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| فَهَزَمُوهُم | هزم | فقهروهم وغلبوهم. | |||
| بِإِذْنِ | أذن | بإذن الله: بمشيئته وأمره. | |||
| ٱللَّهِ | أله | الله: المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى | |||
| وَقَتَلَ | قتل | القتل: الإماتة، وإزهاق الروح عن الجسد؛ بأيّ سبب كان. | |||
| دَاوُدُ | داود | نبي من أنبياء الله، آتاه الله الحكمة وفصل الخطاب، وسخر له الجبال والطير يسبحن معه، وألان له الحديد، كان عبداً لله شكوراً، وكان يصوم يوماً ويفطر يوماً يقوم نصف الليل وينام ثلثه ويقوم سدسه، أنزل الله عليه الزبور، وقد أوتي ملكاً عظيماً، وأمره الله أن يحكم بالعدل. | |||
| جَالُوتَ | جالوت | ملك متجبر، قتله نبي الله داود - عليه السلام. | |||
| وَءَاتَىٰهُ | أتي | وأعطاه. | |||
| ٱللَّهُ | أله | : هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| ٱلْمُلْكَ | ملك | السلطة والتمكين أو التمليك، أو ما يملك. | |||
| وَٱلْحِكْمَةَ | حكم | وهي النبوة المشتملة على الشرع العظيم والصراط المستقيم | |||
| وَعَلَّمَهُ | علم | وعرفه وفهمه. | |||
| مِمَّا | — | أصلها "من ما" المحتوية على: من التبعيضية و ما الموصولة أو الموصوفة. | |||
| يَشَاءُ | شيأ | المشيئة: صفة ثابتة لله على ما يليق به. | |||
| وَلَوْلَا | لولا | لولا: حرف يتضمن معنى الشرط، يدل على امتناع شيء لوجود غيره. | |||
| دَفْعُ | دفع | دفع الله الناس: رد أذى بعضهم ببعض الصالحين. | |||
| ٱللَّهِ | أله | الله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| ٱلنَّاسَ | نوس | الناس: اسم للجمع من بني آدم، لا واحد له من لفظه، مشتقُّ من نَاسَ يَنُوسُ إذا تحرَّك واضطرب، وقد يُطلق ويراد به طائفة مخصوصة دون غيرهم. | |||
| بَعْضَهُم | بعض | بعض الشيء: طائفة منه، قلت أو كثرت. | |||
| بِبَعْضٍ | بعض | بَعْضُ الشيء: طائفة منه. | |||
| لَّفَسَدَتِ | فسد | لفسدت الأرض: لاختل نظامها،. والفساد لغة: خروج الشيء عن الاعتدال والاستقامة، قل ذلك الخروج أو كثر، ويكون في الأعيان والمعاني. | |||
| ٱلْأَرْضُ | أرض | الأرض: الكرة الأرضية التي تعيش عليها المخلوقات، وجمعها أرضون، ولا تجيء مجموعةً في القرآن، ويعبّر بها عن أسفل الشيء، كما يعبر بالسماء عن أعلاه. | |||
| وَلَٰكِنَّ | لكنّ | لكن: حرف ابتداء غير عامل يفيد الاستدراك والتوكيد. | |||
| ٱللَّهَ | أله | الله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| ذُو | ذو | ذو فضل: صاحب فضل. | |||
| فَضْلٍ | فضل | زيادة إحسان. | |||
| عَلَى | على | حرف جر يفيد معنى الاستعلاء | |||
| ٱلْعَٰلَمِينَ | علم | العالمين: كل من سِوى الله تعالى، والمراد: جميعُ المخلوقات التي خلقها الله. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{فَهَزَمُوهُمْ بِإِذْنِ اللَّهِ} إخفاء شفوي. والواو الثانية من {دَاوُودُ}
محذوفة من الرسم، وعُوض عنها بالواو الصغيرة للدلالة عليها. وفي {وَآتَاهُ} مد
بدل، وفي {وَعَلَّمَهُ} صلة قصيرة، وفي {مِمَّا} غنة في الميم المشددة. {يَشَاءُ}
مد متصل. وفي {النَّاسَ} لام شمسية وغنة ومد طبيعي. وفي {بَعْضَهُمْ بِبَعْضٍ}
إخفاء شفوي. و {وَلَكِنَّ} حرف غنة مشدد. ويُراعى ترقيق الفاء واللام من {فَضْلٍ}.
وفي {فَضْلٍ عَلَى} إظهار حلقي.