Bakara Suresi 250. Ayet
İnek · Medine · Sure 2 · Ayet 250/286
وَلَمَّا بَرَزُوا۟ لِجَالُوتَ وَجُنُودِهِۦ قَالُوا۟ رَبَّنَآ أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَـٰفِرِينَ
Ve lemma berazu li calute ve cunudihi kalu rabbena efrig aleyna sabren ve sebbit ekdamena vensurna alel kavmil kafirin.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Bakara Suresi 250. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Talut'un askerleri) Calut ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kafir kavme karşı bize yardım et."
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ve vaktaki Calut ve ordusuna karşı meydana çıktılar şöyle dediler "Ey bizleri yetişdiren rabbımız üzerlerimize sabır dök ve ayaklarımıza sebat ver ve bizi kafirler kavmine karşı muzaffer buyur."
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Calut ve ordusuna karşı meydana çıktıklarında şöyle dediler: "Ey bizleri yetiştiren Rabbimiz, üzerimize sabır dök, ayaklarımıza sebat ve dayanıklılık ver ve bizi bu kafirler topluluğuna karşı zafere ulaştır."
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Onlar (Taaluta itaat eden mü'minler), Calut ile askerlerine karşı çıkdıkları zaman (niyaz edib) dediler ki: "Ey Rabbimiz, üzerimize (yağmur gibi) sabır yağdır. Ayaklarımıza sebat ver (er meydanından kaydırma). Bu kafirler güruhuna karşı bize yardım et".
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
(Talut'un askerleri) Calut ve askerlerinin karşısına çıktıklarında şöyle dediler: "Rabbimiz, üzerimize sabır dök! ayaklarımızı sağlam tut ve o kafir millete karşı bize yardım et!"
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Talut'un beraberindeki müminler ise Calut ile ordusuna karşı çıkınca dediler ki: "Ya Rabbena, üstümüze (gürül gürül) sabır yağdır, Ayaklarımıza sebat ver ve kafir topluluğa karşı bizi muzaffer eyle!"
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Onlar, Calut ve ordusuna karşı meydana (savaşa) çıktıklarında, dediler ki: "Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, adımlarımızı sabit kıl (kaydırma) ve kafirler topluluğuna karşı bize yardım et."
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Onlar Calut ve kuvvetleriyle karşı karşıya geldiklerinde, "Ey Rabbimiz! Bize zorluklara tahammül gücü bağışla, adımlarımızı sağlam kıl ve hakikati inkar eden bu topluma karşı bize yardım et!" diye dua ettiler.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Calut ve ordusuna karşı çıktıklarında: -Rabbimiz! üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımıza sebat ver, bu kafir topluma karşı bize yardım et, zafer ver, dediler.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Onlar, Calut ve askerleriyle karşı karşıya geldikleri zaman: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve ayaklarımızı sabit kıl, Kafir kavme karşı bize yardım et." dediler.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Calut ve ordusuyla karşı karşıya geldiklerinde, şöyle dediler: "Efendimiz! Üzerimize direnç yağdır, ayaklarımızı sağlamlaştır ve nankörlük eden topluma karşı bize yardım et!"
İbni Kesir
Calut ve askerlerine karşı çıktıkları zaman, dediler ki: Ey Rabbımız, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımıza sebat ver ve bizi kafirler güruhuna karşı muzaffer kıl.
Gültekin Onan
Onlar Calut ve ordusuna karşı meydana (savaşa) çıktıklarında dediler ki: "Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, adımlarımızı sabit kıl (kaydırma) ve kafirler kavmine karşı bize yardım et."
Rowad Tercüme Merkezi
Câlût ve ordusuna karşı çıktıklarında: "Rabbimiz! üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımıza sebat ver, bu kâfir topluma karşı bize yardım et, zafer ver!" dediler.
Şaban Piriş
Câlût ve ordusuna karşı çıktıklarında: Rabbimiz! üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımıza sebat ver, bu kâfir topluma karşı bize yardım et, zafer ver, dediler.
Ali Özek ve diğerleri
Câlût ve askerleriyle savaşa tutuştuklarında: Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. Bize cesaret ver ki tutunalım. Kâfir kavme karşı bize yardım et, dediler.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Câlût ve askerlerinin karşısına çıktıkları zaman, dualarıyla Allah'a yönelerek şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Kalbimize oluk oluk sabır akıt ve ayaklarımızı sabit kıl ki, kaçmayalım ve düşmanlarımızın önünde yenilmeyelim. Kâfirlere karşı bize kuvvetin ve desteğinle yardım et!"
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَلَمَّا | لما | لما: ظرفية بمعنى حينما. | |||
| بَرَزُوا | برز | ظهروا وانكشفوا. | |||
| لِجَالُوتَ | جالوت | جالوت: أحد عمالقة عاد، وقد رماه داود بحجر فقتله. | |||
| وَجُنُودِهِ | جند | الجنود: الجيش والأنصار والأعوان، ويجمع أيضا على أجناد. | |||
| قَالُوا | قول | تكلموا. والقول: معناه الكلام. وقد يُراد بالقول أعمّ من ذلك. | |||
| رَبَّنَا | ربب | الرب: هو المالك المربي جميع العالمين، المتصرف، المدبِر لخلقه كما يشاء على ما تقتضيه حكمته، والجمع: أرباب وربوب. والرب: اسم من أسماء الله تعالى ولا يُقال في غيره إلا بالإضافة. | |||
| أَفْرِغْ | فرغ | أفرغ علينا صبرا: أنزله وأسبغه علينا. | |||
| عَلَيْنَا | على | على: حرف جر يفيد معنى الإستعلاء المجازي. | |||
| صَبْرًا | صبر | الصبر: حبس النفس عن الجزع، والتجلد وحسن الاحتمال. | |||
| وَثَبِّتْ | ثبت | ثبت أقدامنا: مكنها واجعلها راسخة في قتال العدو. | |||
| أَقْدَامَنَا | قدم | الأقدام: جمع قدم، وهو ما يطأ الأرض من الرجل، وتثبيت الأقدام: تمكينها، والمراد طمأنينة القلوب. | |||
| وَٱنصُرْنَا | نصر | وأيدنا وأعنا. | |||
| عَلَى | على | حرف جر يفيد معنى الاستعلاء | |||
| ٱلْقَوْمِ | قوم | القوم: الجماعة من الرجال دون النساء، وربما دخلت النساء فيه بحكم التبع. والقوم: اسم جمع لا واحد له من لفظه. | |||
| ٱلْكَٰفِرِينَ | كفر | الجاحدين الذين لا يؤمنون بالله، وأصل الكفر: التغطية والستر. ومنه سُمي الكافر كافراً؛ لأنَّه ستر الحق وغطى عليه. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
و {وَلَمَّا} فيها غنة ومد طبيعي وفي {وَجُنُودِهِ} صلة صغرى و {رَبَّنَا}
فيها راء مفخمة، ومد طبيعي. والغين من {أَفْرِغْ} في أدنى مراتب التفخيم؛ لأن ما
قبلها كسرة والساكن لا يعتد به، وفي {صَبْرًا وَثَبِّتْ} إدغام بغنة. وفي
{أَقْدَامَنَا} قلقلة، ومد طبيعي {وَأَنْصُرْنَا} فيها إخفاء حقيقي.