Yûsuf Suresi 31. Ayet
Yusuf · Mekke · Sure 12 · Ayet 31/111
فَلَمَّا سَمِعَتْ بِمَكْرِهِنَّ أَرْسَلَتْ إِلَيْهِنَّ وَأَعْتَدَتْ لَهُنَّ مُتَّكَـًٔا وَءَاتَتْ كُلَّ وَٰحِدَةٍ مِّنْهُنَّ سِكِّينًا وَقَالَتِ ٱخْرُجْ عَلَيْهِنَّ ۖ فَلَمَّا رَأَيْنَهُۥٓ أَكْبَرْنَهُۥ وَقَطَّعْنَ أَيْدِيَهُنَّ وَقُلْنَ حَـٰشَ لِلَّهِ مَا هَـٰذَا بَشَرًا إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا مَلَكٌ كَرِيمٌ
Fe lemma semiat bi mekrihinne erselet ileyhinne ve a'tedet lehunne mutteke'en ve atet kulle vahidetin minhunne sikkinen ve kaletihruc aleyhinn, fe lemma re'eynehu ekbernehu ve katta'ne eydiyehunne ve kulne haşe lillahi ma haza beşera,in haza illa melekun kerim.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Yûsuf Suresi 31. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kadın, bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. (Ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her birine birer de bıçak verdi ve Yusuf'a, "Çık karşılarına" dedi. Kadınlar Yusuf'u görünce, onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. "Haşa! Allah için, bu bir insan değil, ancak şerefli bir melektir" dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Vakta ki bunların gizliden gizliye dedikodularını işitti, onlara da'vetçi gönderdi ve onlar için dayalı döşeli bir sofra hazırladı ve her birine bir bıçak verdi, beriden de çık karşılarına dedi, hepsi onu görür görmez çok büyüttüler, kendilerinin ellerini doğradılar ve haşa, dediler, Allah için bu bir beşer değil, mahza bir Meleki kerim.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onların gizliden gizliye dedikodularını duyunca, onlara bir davetçi gönderdi, onlar için dayalı döşeli bir sofra hazırladı, her birine bir bıçak verdi ve: "Çık karşılarına!" dedi. Kadınlar onu görür görmez çok büyüttüler, kendi ellerini doğradılar ve: "Haşa, Allah için bu bir insan değil, ancak değerli bir melektir!" dediler.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Vaktaki (kadın) onların gizliden gizliye yapdıkları dedi koduları işitdi, kendilerine (da'vetci) yolladı, onlar için (rahatça) yaslanacak bir yer (bir de sofra) hazırladı, onlardan her birine birer bıçak verdi. (Yuusufa): "Çık karşılarına" dedi; şimdi onlar bunu görünce kendisini büyük bir varlık olarak tanıdılar, (hayranlıklarından) ellerini kesdiler ve dediler ki: "Allahı tenzih ederiz. Bu, bir beşer değildir. Bu, çok şerefli bir melekden başkası değildir".
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
(Kadın), onların (dedikodu yaparak kendisini dile düşürme) düzenlerini işitince, onlara (adam) gönderdi (yemeğe davet etti). Onlar için dayanacak yastıklar hazırladı ve her birine de birer bıçak verdi. (Yusuf'a): "Çık karşılarına!" dedi. Kadınlar, (önlerine konan meyveleri soyup yemekle meşgul iken) Yusuf'u görünce onu (gözlerinde) büyüttüler, (ona hayranlıklarından ötürü) ellerini kestiler ve: "Allah için, haşa bu, insan değildir; bu ancak güzel bir melektir!" dediler.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Hanım o kadınların kendisi aleyhindeki bu dedikodularını işitince onları konağına davet etmek üzere davetçi gönderdi. Onlar için mükellef bir sofra hazırlattı. Sofrada, ikram edilen meyveleri soysunlar diye, her misafir için bir de bıçak koydurmuştu. Onlar meyvelerini soyup kesmekle meşgul oldukları sırada, beriden de Yusuf'a: "Çık şimdi onların karşısına!" dedi. Kadınlar onu görünce hayran kaldılar, onun güzelliğine dalıp gittiklerinden, farkında olmadan kendi ellerini kestiler ve: "Haşa! Allah için bu, bir insan olamaz! Bu sadece yüce bir melek! Başka bir şey olamaz!" dediler.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
(Kadın) Onların düzenlerini işitince, onlara (bir davetçi) yolladı, oturup dayanacakları yerler hazırladı ve her birinin eline (önlerindeki meyveleri soymaları için) bıçak verdi. (Yusuf'a da:) "Çık, onlara (görün)" dedi. Böylece onlar onu (olağanüstü güzellikte) görünce (insanüstü bir varlıkmış gibi gözlerinde) büyüttüler, (şaşkınlıklarından) ellerini kestiler ve: "Allah'ı tenzih ederiz; bu bir beşer değildir. Bu, ancak üstün bir melektir" dediler.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Kadınların bu kötü konuşmaları kulağına değince, kişizadenin karısı, onları davet edip kendileri için mükellef bir ziyafet hazırladı, ve her birinin eline bir bıçak tutuşturdu. Sonra (Yusuf'a): "Çık (şimdi) onların karşısına!" dedi. Kadınlar o'nu görünce güzelliği karşısında şaşırıp kaldılar ve şaşkınlıklarından ellerini kestiler: "Aman Allahım!" dediler, "Bu ölümlü biri olamaz; olsa olsa gözde bir melek bu!"
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Kadınların çekiştirmelerini duyunca onları davet etti. Onlara koltuk hazırladı ve her birine bir bıçak verdi. Yusuf'a 'onların yanına çık!' dedi. Kadınlar, onu görünce kendilerinden geçtiler, ellerini kestiler. ve: -Haşa, Allah için bu bir insan değil, dediler. Bu çok güzel bir melek.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Kadın dedikoduları işitince, onları davet etti, onlar için güzel bir ortam ve ziyafet hazırlayarak her birine birer bıçak verdi. Yusuf'a "Kadınların karşılarına çık." dedi. Kadınlar, gördükleri karşısında adeta büyülendiler; şaşkınlıkla ellerini kestiler. "Aman Allah'ım! Bu bir beşer[1] değil, bu ancak şerefli bir melektir." dediler.
Tefsir / dipnot (1)
Hiçbir İlahi vasfı, özelliği olmayan, normal ve sıradan bir insan.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Çekiştirmelerini duyunca, onları çağırdı. Oturacak yerler hazırladı; her birine birer bıçak verdi ve "Karşılarına çık!" dedi. Onu görünce hayran kaldılar ve ellerini kestiler. Ve şöyle dediler: "Allah için; O, bir insanoğlu değil, ancak soylu bir melek olabilir!"
İbni Kesir
Onların dedikodularını işitince; onlara haber yolladı. Onlar için yaslanacak yerler hazırladı ve onlardan her birine birer bıçak verdi. (Yusuf'a) Çık karşılarına, dedi. Hepsi onu görünce kendisini çok büyüttüler. Ve ellerini kestiler. Dediler ki: Allah'ı tenzih ederiz. Haşa bu, bir beşer değildir, ancak çok şerefli bir melektir.
Gültekin Onan
(Kadın) Onların düzenlerini işitince onlara (bir davetçi) yolladı, oturup dayanacakları yerler hazırladı ve her birinin eline (önlerindeki meyveleri soymaları için) bıçak verdi. (Yusuf'a da:) "Çık, onlara (görün)" dedi. Böylece onlar onu (olağanüstü güzellikte) görünce (insanüstü bir varlıkmış gibi gözlerinde) büyüttüler, (dalgınlıklarından) ellerini kestiler ve: "Tanrı'yı tenzih ederiz; bu bir beşer değildir. Bu, ancak üstün bir melektir" dediler.
Rowad Tercüme Merkezi
O kadınların gizlice aleyhinde konuştuklarını işitince kendilerine haber gönderdi. Onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her birine birer de bıçak verdi ve Yûsuf’a: “Çık karşılarına” dedi. Kadınlar Yûsuf’u görünce, onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. “Hâşâ! Allah için, bu bir insan değil, ancak şerefli bir melektir.” dediler.
Şaban Piriş
Kadınların çekiştirmelerini duyunca onları davet etti. Onlara mükellef sofra hazırladı ve her birine bir bıçak verdi. Yusuf’a; "Onların yanına çık!" dedi. Kadınlar, onu görünce hayran kaldılar, ellerini kestiler ve haşa, Allah için bu bir insan değil, dediler. Bu ancak kerim bir melektir.
Ali Özek ve diğerleri
Kadın, onların dedikodusunu duyunca, onlara dâvetçi gönderdi; onlar için dayanacak yastıklar hazırladı. Her birine bir bıçak verdi. (Kadınlar meyveleri soyarken Yusuf'a): «Çık karşılarına!» dedi. Kadınlar onu görünce, onu (gözlerinde) büyütmüşler (onun güzelliğinden) dehşete kapılıp ellerini kesmişler, sonra da şöyle demişlerdi: "Hâşâ Rabbimiz! Bu bir beşer değil... Bu ancak üstün bir melektir!"
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Aziz'in karısı, bu yaptığını (şehirdeki) kadınların hoş görmediğini ve hakkında ileri geri konuştuklarını işitince Yusuf -aleyhisselam-'ı görmeleri ve bu hususta kendisini mazur görmeleri için bir elçi gönderip onları davet etti. Onlara döşekler ve yastıklar hazırlattı. Onlardan her birinin eline ikram edilen yemekleri kesmeleri için birer bıçak verdi ve Yusuf -aleyhisselam-'a: "Hadi onların yanına çık!" dedi. Kadınlar, onu görünce gözlerinde büyütüp onun güzelliğine kapıldılar ve yakışıklılığı karşısında hayretlerini gizleyemediler. Son derece hayran olmaları sebebiyle sofrada ikram edilen yiyecekleri kesmek için kullanacakları bıçaklar ile parmaklarını kestiler ve şöyle dediler: "Allah'ı tenzih ederiz." insanlara verilmemiş olan bu güzellik sebebi ile bu genç bir insan olamaz, bu ancak ikram olunmuş meleklerden bir melektir.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| فَلَمَّا | لما | لما: ظرفية بمعنى حينما. | |||
| سَمِعَتْ | سمع | سمعت بمكرهن: بلغ أذنها قولهن. | |||
| بِمَكْرِهِنَّ | مكر | بتدبيرهن أو غيبتهن إياها واحتيالهن في ذمها. | |||
| أَرْسَلَتْ | رسل | أرسلت إليهن: بعثت لتدعوهن إليها. | |||
| إِلَيْهِنَّ | إلى | إلى: حرف جر يدل على انتهاء الغاية. | |||
| وَأَعْتَدَتْ | عتد | وأعدت وهيأت. | |||
| لَهُنَّ | ل | اللام: حرف جر يفيد الإختصاص. | |||
| مُتَّكَءًا | وكأ | المتكأ: ما يعتمد عليه من وسادة ونحوها، أو مجلس طعام. | |||
| وَءَاتَتْ | أتي | وأعطت. | |||
| كُلَّ | كلل | لفظ يدل على الشمول والإستغراق، وتضاف لفظا أو تقديرا. | |||
| وَٰحِدَةٍ | وحد | واحدة: فردة من جملة والمراد: سيدة. | |||
| مِّنْهُنَّ | مِن | من: حرف جر لتبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها. | |||
| سِكِّينًا | سكن | آلة الذبح أو القطع. | |||
| وَقَالَتِ | قول | وتكلمت. | |||
| ٱخْرُجْ | خرج | اخرج عليهن: ادخل اليهن واظهر عليهن. | |||
| عَلَيْهِنَّ | على | على: حرف جر بمعنى إلى التي تفيد معنى انتهاء الغاية. | |||
| فَلَمَّا | لما | لما: ظرفية بمعنى حينما. | |||
| رَأَيْنَهُ | رأي | أبصرنه. | |||
| أَكْبَرْنَهُ | كبر | عظمنه. | |||
| وَقَطَّعْنَ | قطع | قطعن أيديهن: أحدثن فيها جروحا. | |||
| أَيْدِيَهُنَّ | يدي | الأيدي: الجوارح، جمع يد. | |||
| وَقُلْنَ | قول | وتكلمن. | |||
| حَٰشَ | حوش | أداة تنزيه. | |||
| لِلَّهِ | أله | الله: أي المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق، وتتأله له محبة وتعظيما وخضوعا له، وفزعا إليه في الحوائج والنوائب، لما له من صفات الألوهية. والأصل في تركيبه: "إله" فحذفت الهمزة منه وعرف بال فصار "الله" وجعل علما على ذات الرب الخالق جلا وعلا. | |||
| مَا | ما | نافية تعمل عمل "ليس". | |||
| هَٰذَا | ذا | اسم إشارة للمفرد المذكر القريب، والهاء للتنبيه. | |||
| بَشَرًا | بشر | إنسانا. | |||
| إِنْ | إن | حرف نفي بمعنى "ما" النافية يعمل عمل "ليس". | |||
| هَٰذَا | ذا | اسم إشارة للمفرد المذكر القريب، والهاء للتنبيه. | |||
| إِلَّا | إلا | أداة حصر ويسمى الاستثناء هنا مفرغا. | |||
| مَلَكٌ | ألك | ملك: واحد الملائكة، والملائكة هم جنس من خلق الله تعالى لهم أجسام لطيفة نورانية يتشكلون فيما يشاءون من الصور، لا يعصون الله ما أمرهم ويفعلون ما يؤمرون. | |||
| كَرِيمٌ | كرم | شريف. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{فَلَمَّا} غنة {بِمَكْرِهِنَّ} غنة أيضًا وصلًا ووقفًا، ومثلها
{إلَيْهِنَّ} و {لَهُنَّ} وَ {مِنْهُنَّ} {عَلَيْهِنَّ} {أَيْدِيَهُنَّ} وفي
{مُتَّكَأً وَآتَتْ} إدغام بغنة، ومد بدل {كُلَّ وَاحِدَةٍ مِنْهُنَّ} في التنوين
مع الميم إدغام بغنة، ومثله {سِكِّينًا وَقَالَتِ} وجيم {أَخْرُجْ} مقلقلة، وفى
هاء {رَأَيْنَهُ أَكْبَرْنَهُ} صلة كبرى، يليها صلة صغرى، والوقف على {حَاشَ}
بسكون الشين وفق الرسم. وفي الوقف على {بَشَرًا} يبدل التنوين ألفًا، وفي الوصل
إظهار حلقي، وفى {هَذَا إِلَّا} مد منفصل، وفى {مَلَكٌ كَرِيمٌ} إخفاء حقيقي في
التنوين مع الكاف.