Tevbe Suresi 102. Ayet
Tövbe · Medine · Sure 9 · Ayet 102/129
وَءَاخَرُونَ ٱعْتَرَفُوا۟ بِذُنُوبِهِمْ خَلَطُوا۟ عَمَلًا صَـٰلِحًا وَءَاخَرَ سَيِّئًا عَسَى ٱللَّهُ أَن يَتُوبَ عَلَيْهِمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Ve aharuna'terefu bi zunubihim haletu amelen salihan ve ahare seyyia, asallahu en yetube aleyhim, innallahe gafurun rahim.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Tevbe Suresi 102. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Diğer bir kısmı ise, günahlarını itiraf ettiler. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Diğer bir takımı ise günahlarını itiraf ettiler ve iyi bir amel ile diğer bir kötüyü karıştırdılar, ola ki Allah tevbelerini kabul ede, çünkü Allah gafurdur, rahimdir
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Diğer bir kısmı ise suçlarını itiraf ettiler ve iyi bir ameli kötüsüyle karıştırdılar. Umulur ki, Allah tevbelerini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
(Onlardan) diğer bir kısmı da günahlarını i'tiraf etdiler. Onlar iyi bir ameli başka bir kötü ile karışdırmışlardır. Olur ki Allah onların tevbelerini kabul eder. Çünkü Allah hiç şübhesiz ki yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Başka bir kısmı da günahlarını itiraf ettiler, iyi işle kötü işi birbirine karıştırdılar. Belki Allah, onların tevbesini kabul eder. Çünkü Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Diğer bir kısmı ise günahlarını itiraf ettiler. Onlar iyi işlerle kötü işleri birbirine karıştırdılar. Onlar tövbe ederlerse umulur ki Allah da onların tövbelerini kabul buyurur.Çünkü Allah gafurdur, rahimdir (affı, merhamet ve ihsanı boldur).
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Diğerleri günahlarını itiraf ettiler, onlar salih bir ameli bir başka kötüyle karıştırmışlardır. Umulur ki Allah tevbelerini kabul eder. Hiç şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Bir de, iyi davranışlarını kötü olanlarla karıştırdıktan sonra günahlarının farkında olan başkaları (var): Allah'ın onların tevbelerini kabul etmesi umulabilir. Çünkü Allah, hiç şüphesiz, çok acıyıp esirgeyen gerçek bağışlayıcıdır.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Geri kalanlar günahlarını itiraf ettiler. Onlar iyi işi kötüsüyle karıştırdılar. Allah'ın onların tevbesini kabul etmesi umulur.Şüphesiz Allah bağışlayandır, merhametlidir.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Diğer bir kısmı da suçlarını itiraf ettiler. Onlar, iyi bir ameli kötü bir amelle karıştırmışlardı. Belki Allah, onların tevbesini[1] kabul eder. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Tefsir / dipnot (1)
Dönüş yapmak, Allah'a yönelmektir. (13:30) Bağışlanmaya konu olan şeyleri terk etmektir. Yapılan kötülükten, yanlıştan, haksızlıktan, günahtan kesin olarak vazgeçmek ve yaptığını düzeltmektir. Pişmanlığın sözle ifade edilmesi tevbe değildir. Tevbe etmek, bağışlanma dilemek değildir; "bağışlanma dilemek" "istiğfar"da bulunmaktır.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Diğerleri suçlarını kabul ettiler. Erdemli edimleri, kötü olanlarla karıştırmışlardı. Allah'ın, onların pişmanlıklarını kabul etmesi umut edilebilir. Kuşkusuz, Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.
İbni Kesir
Diğer bir kısımı da günahlarını itiraf ettiler. Onlar iyi ameli kötü ile karıştırdılar. Onlar ki, Allah onların tevbelerini kabul eder. Muhakkak ki Allah; Gafur'dur, Rahim'dir.
Gültekin Onan
Diğerleri günahlarını itiraf ettiler, onlar salih bir ameli bir başka kötüyle karıştırmışlardır. Umulur ki Tanrı tevbelerini kabul eder. Hiç şüphesiz Tanrı, bağışlayandır, esirgeyendir.
Rowad Tercüme Merkezi
(Savaştan geri kalan) Diğer bir kısım da, günahlarını itiraf ettiler. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. Umulur ki Allah, tevbelerini kabul eder. Çünkü Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Şaban Piriş
(Savaştan geri kalan) Diğerleri günahlarını itiraf ettiler. Onlar salih amel ile diğer kötü bir amelle karıştırdılar. Allah’ın onların tevbesini kabul etmesi umulur. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Ali Özek ve diğerleri
Diğerleri ise günahlarını itiraf ettiler, iyi bir ameli diğer kötü bir amelle karıştırdılar. (Tevbe ederlerse) umulur ki Allah onların tevbesini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayan, pek esirgeyendir.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Medine ehlinden başka bir topluluk mazeretleri olmadan savaştan geri kaldılar. Savaşa katılmamak hususunda özürleri olmadığını kendileri aleyhine ikrar etmişler ve yalan mazeret uydurmamışlardır. Allah’a taat, O’nun şeriatine tutunmak ve yolunda cihat etmek ile önceden yaptıkları salih amellerini, diğer kötü olan amelleriyle karıştırmışlardır. Onlar, Allah’ın kendilerinin tövbesini kabul etmesini ve bağışlamasını ummuşlardır. Şüphesiz Allah, tövbe eden kullarının günahlarını çokça örtüp bağışlayandır. Onlara karşı çok merhametlidir.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَءَاخَرُونَ | أخر | وفئة أخرى من الناس. | |||
| ٱعْتَرَفُوا | عرف | اعترفوا بذنوبهم: أقروا بها. | |||
| بِذُنُوبِهِمْ | ذنب | بآثامهم وأفعالهم المحرمة. | |||
| خَلَطُوا | خلط | ضمنوا ومزجوا. | |||
| عَمَلًا | عمل | العمل: بالتحريك مصدر عمل جمع أعمال، كل فعل كان بقصد وفكر سواء كان من أفعال القلوب كالنية أم من أفعال الجوارح كالصلاة. والعمل أيضا: هو ما يحتاج إلى بذل الجهد لتحقيق الغاية. | |||
| صَٰلِحًا | صلح | حسنا. | |||
| وَءَاخَرَ | أخر | وفعلا مقصودا آخر. | |||
| سَيِّئًا | سوأ | آثما مثل التخلف عن الجهاد. | |||
| عَسَى | عسي | فعل للترجي في المحبوب. | |||
| ٱللَّهُ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى لم يسمَّ به غيره | |||
| أَن | أن | حرف مصدري يفيد الإستقبال. | |||
| يَتُوبَ | توب | يتوب عليهم: يغفر لهم. | |||
| عَلَيْهِمْ | على | على: حرف جر بمعنى "عن". | |||
| إِنَّ | إنّ | حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة. | |||
| ٱللَّهَ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى | |||
| غَفُورٌ | غفر | صفة لله سبحانه، والغفور هو الذي تكثر منه المغفرة. | |||
| رَّحِيمٌ | رحم | صفة لله سبحانه، والرحيم: الذي يرحم المؤمنين في الآخرة. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{وَآخَرُونَ} مد بدل، والراء مفخمة لأنها مضمومة {خَلَطُوا} اللام بين حرفين
مفخمين فيراعى ترقيقها بمهارة {عَمَلًا صَالِحًا وَآخَرَ} إخفاء حقيقي، ومد بدل
{سَيِّئًا عَسَى} إظهار حلقي، وفي الوقف على {سَيِّئًا} مد عوض ويصح تسميته مد بدل
لتقدم الهمزة على حرف المد، {أَنْ يَتُوبَ} إدغام بغنة {إِنَّ} حرف غنة مشدد، واسم
الجلالة {اللَّهَ} مفخم عدا الهاء فهى مرققة.