Tâhâ Suresi 126. Ayet

TaHa · Mekke · Sure 20 · Ayet 126/135

قَالَ كَذَٰلِكَ أَتَتْكَ ءَايَـٰتُنَا فَنَسِيتَهَا ۖ وَكَذَٰلِكَ ٱلْيَوْمَ تُنسَىٰ

Kale kezalike etetke ayatuna fe nesiteha, ve kezalikel yevme tunsa.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Tâhâ Suresi 126. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

16. cüz · PDF sayfası 20

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Allah, "Evet, öyle. Ayetlerimiz sana geldi de sen onları unuttun. Aynı şekilde bugün de sen unutuluyorsun" der.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Buyurur ki: öyle, sana ayetlerimiz geldi de onları unuttun, bugün de böyle bırakılacaksın

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah: "Öyle, sana ayetlerimiz geldi de sen onları unuttun. Bugün de böyle bırakılacaksın." buyurur.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

(Allah da şöyle) buyurmuşdur: "Öyledir. Sana ayetlerimiz geldi de sen onları unutdun. İşte bugün de sen öylece unutuluyorsun".

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

(Allah) buyurur ki: "Nasıl sana ayetlerimiz geldiği zaman, sen onları unuttuysan, bugün de sen öyle unutulursun!"

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Buyurur ki: "Bu böyledir. Nasıl ayetlerimiz sana geldiğinde sen onları unuttuysan, bu gün de sen öyle unutulur, bir kenara atılırsın."

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

(Allah da) Der ki: "İşte böyle, sana ayetlerimiz gelmişti, fakat sen onları unuttun, bugün de sen işte böyle unutulmaktasın."

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

(Allah da ona:) "Şunun için," diye cevap verecek, "sana mesajlarımız gelmişti de sen onları gözardı etmiştin; ve bugün de aynen öyle gözardı edileceksin!"

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

-İşte böyle, sana ayetlerimiz gelmişti de sen onları ihmal etmiştin? Bugün sende ihmal edilirsin, der.

Erhan Aktaş

Kerim Kur'an

"Bu böyledir, ayetlerimiz sana geldi ancak onları dikkate almadın; bugün de sen terk edileceksin." dedi.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Şöyle diyecek: "Ayetlerimiz sana geldiğinde onları nasıl unuttuysan, bugün de işte böyle unutuluyorsun!"

İbni Kesir

Allah buyurur ki: Öyledir işte. Sana ayetlerimiz gelmişti de sen onları unutmuştun. Bugün de sen öylece unutulursun.

Gültekin Onan

(Tanrı da) Der ki: "İşte böyle, sana ayetlerimiz gelmişti, fakat sen onları unuttun, bugün de sen işte böyle unutulmaktasın."

Rowad Tercüme Merkezi

(Allah da) der ki: "İşte böyle, sana ayetlerimiz gelmişti de sen onları unutmuş idin. Bugün sen de unutulacaksın."

Şaban Piriş

İşte böyle, sana ayetlerimiz gelmişti de sen onları unutmuş idin. Bugün sende unutulacaksın, der.

Ali Özek ve diğerleri

(Allah) buyurur ki: İşte böyle. Çünkü sana âyetlerimiz geldi; ama sen onları unuttun. Bugün de aynı şekilde sen unutuluyorsun!

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Allah Teâlâ ona cevap olarak şöyle buyurdu: "Sen dünyada böyle yapmıştın. Ayetlerimiz sana gelmişti de onları terk ederek yüz çevirmiştin. Bugün de sen azaba terk edileceksin."

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
قَالَقولتكلم. وأصل القول: معناه النطق بالكلام واللفظ به. وقد يطلق القول ويراد به الفعل أحيانا.
كَذَٰلِكَذاأي مثل ذلك. وذلك: اسم إشارة للمفرد المذكر البعيد.
أَتَتْكَأتيجاءتك.
ءَايَٰتُنَاأييالآية من كتاب الله، هي: ‌طائفةٌ ‌من ‌القرآن يتصل بعضها ببعض إلى انقطاعها، طويلةً كانت أو قصيرة.
فَنَسِيتَهَانسيفغفلت وأعرضت عنها وتركتها وأهملتها، ولم تؤمن بها.
وَكَذَٰلِكَذاأي مثل ذلك. وذلك: اسم إشارة للمفرد المذكر البعيد.
ٱلْيَوْمَيومهذا اليوم وهو من أيام الآخرة. وأصل معنى اليوم: الساعة ومطلق الوقت. واليوم: زمن مقداره من طلوع الشمس إلى غروبها، والجمع أيام. وأصل معنى اليوم: الساعة ومطلق الوقت. واليوم: زمن مقداره من طلوع الشمس إلى غروبها، والجمع أيام.
تُنسَىٰنسيتترك وتهمل.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{آيَاتُنَا} مد بدل، يليه مد طبيعي {تُنْسَى} إخفاء حقيقي في النون

الساكنة مع السين.