Nisâ Suresi 138. Ayet
Kadınlar · Medine · Sure 4 · Ayet 138/176
بَشِّرِ ٱلْمُنَـٰفِقِينَ بِأَنَّ لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
Beşşiril munafikine bi enne lehum azaben elima.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Münafıklara, kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Müjdele münafıklara ki onlara elim bir azab var
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Münafıklara müjdele ki, onlara acı bir azap var!
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Münafıklara müjdele (haber ver) ki onlara pek acıklı bir azab vardır.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Münafıklara, acı bir azabın kendilerinin olacağını müjdele!
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Münafıklara müjde ver ki, can yakıcı bir azap kendilerini beklemektedir!
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Münafıklara müjde ver: Onlar için gerçekten acıklı bir azab vardır.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Böyle ikiyüzlülere kendilerini şiddetli bir azabın beklediğini duyur.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Münafıklara, kendileri için acıklı bir azap olduğunu müjdele.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Münafıklara duyur! Onlar için can yakıcı bir azap vardır.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
İkiyüzlülere bildir; onlar için, acı bir ceza vardır.
İbni Kesir
Münafıklara; kendilerine elem verici bir azab olduğunu müjdele.
Gültekin Onan
Münafıklara müjde ver: Onlar için gerçekten acıklı bir azab vardır.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
-Ey Peygamber!- İman etmiş gibi görünüp küfürlerini gizleyen münafıklara, onlar için Allah’ın katında kıyamet günü olan elem verici bir azabı müjdele.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Münafıklara; kendilerine elem verici bir azab olduğunu müjdele.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
138- Münafıklara kendileri için can yakıcı bir azap olduğu müjdesini ver. 139- Onlar mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinen kimselerdir. İzzeti onların yanında mı arıyorlar? Halbuki izzet bütünü ile Allah’ındır.
138. Müjde vermek, iyi şeyleri haber vermek için kullanılır. Kötülüğü haber vermek içinse -bu âyet-i kerimede olduğu gibi- belli bir kayıt ile birlikte kullanılır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“münafıklara” yani İslâm’a girdiklerini açığa vurmakla birlikte içten içe kâfir olan kimselere en çirkin ve en kötü bir müjde olan “can yakıcı bir azap” müjdesini ver. 139. Münafıklar hakkındaki bu azabın sebebi, kâfirlere sevgi beslemeleri, onları dost edinmeleri, onlara yardımcı olmaları, buna karşılık mü’minleri dost edinmeyi terk etmeleridir. Peki, onları bu şekilde davranmaya iten nedir? Yoksa onlar kâfirlerin yanında izzet mi arıyorlar? İşte münafıkların gerçek durumu budur. Onlar böyle yapmakla Allah hakkında kötü zan beslemiş oluyorlar. Allah’ın mü’min kullarına yardımcı olacağı hakkındaki yakinlerinin zayıflığından dolayı bu kanaate sahip bulunuyorlar. Onlar kâfirlerin sahip oldukları bazı imkânları görmekle birlikte bunun ötesini göremeyecek kadar kısır görüşlü olduklarından dolayı kâfirleri dost edinmişler, onların yanında güç arayışına ve onlardan yardım isteme noktasına gelmişlerdir. “Hâlbuki izzet bütünü ile Allah’ındır.” Kulların bütün iradeleri O’nun elindedir, onlar hakkında gerçekleşen de O’nun meşietidir. O, dinini ve mü’min kullarını zafere ulaştırmayı garanti etmiştir. Zaman zaman araya mü’min kullarının karşı karşıya kaldıkları bazı imtihanlar girse ve düşmanın onlara karşı geçici olarak muzaffer olmaları söz konusu olsa bile güzel âkıbet ve istikrar mü’minlerindir. Bu ayet-i kerimede kâfirleri dost edinmekten ve mü’minleri dost edinmeyi terk etmekten ileri derecede sakındırma söz konusudur. Ayrıca bunun, münafıkların niteliklerinden olduğu belirtilmekte ve imanın da mü’minleri sevmeyi, onları dost bilmeyi, kâfirlere de kin duyup onlara düşmanlık etmeyi gerektirdiği anlatılmaktadır.