Mücâdele Suresi 22. Ayet
Mücadeleci Kadın · Medine · Sure 58 · Ayet 22/22
لَّا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ يُوَآدُّونَ مَنْ حَآدَّ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَلَوْ كَانُوٓا۟ ءَابَآءَهُمْ أَوْ أَبْنَآءَهُمْ أَوْ إِخْوَٰنَهُمْ أَوْ عَشِيرَتَهُمْ ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ كَتَبَ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلْإِيمَـٰنَ وَأَيَّدَهُم بِرُوحٍ مِّنْهُ ۖ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّـٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَا ۚ رَضِىَ ٱللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا۟ عَنْهُ ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ حِزْبُ ٱللَّهِ ۚ أَلَآ إِنَّ حِزْبَ ٱللَّهِ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ
La tecidu kavmen yu'munune billahi vel yevmil ahiri yuvaddune men haddallahe ve resulehu ve lev kanu abaehum ve ebnaehum ve ihvanehum ev aşiretehum, ulaike ketebe fi kulubihimul imane ve eyyedehum bi ruhin minh, ve yudhıluhum cennatin tecri min tahtihel enharu halidine fiha, radıyallahu anhum ve radu anh, ulaike hizbullah, e la inne hizbullahi humul muflihun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Mücâdele Suresi 22. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy sopları olsalar bile, Allah'a ve peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedi kalacakları cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah'ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Allaha ve Ahıret gününe iyman eder hiç bir kavmı Allah ve Resulüne hudud yarışına kalkışan kimselerle sevişir bulamazsın, babaları veya oğulları veya kardeşleri veya hısımları, hemşerileri olsalar bile, işte Allah öyle kimseleri sevmeyen bir kavmın kalblerine iymanı yazmış ve kendilerini tarafından bir ruh ile te'yid buyurmuştur ve onları altından ırmaklar akar Cennetlere koyacak, içlerinde ebediyyen kalacaklardır, öyle ki Allah onlardan hoşnud, onlar Allahdan hoşnud, işte onlar Allah hizbidir, uyanık ol ki Allahın hizbi muhakkak hep felaha irenlerdir
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun Allah'a ve peygamberine karşı kanunlar koymaya kalkışan kimselerle sevişir bulamazsın; babaları veya oğulları, kardeşleri veya akrabaları olsalar bile. İşte Allah'ı öyle kimseleri sevmeyen bir topluluğun kalplerine imanı yazmış ve kendilerini tarafından bir ruh ile desteklemiştir. Onları içlerinde sonsuza dek kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Allah onlardan hoşnut olmuş, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın taraftarıdırlar. Uyanık ol ki, Allah'ın taraftarları hep kurtuluşa erenlerdir.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Allaha ve ahiret gününe imanda sebat eden hiçbir kavmin Allaha ve resulüne muhaalefet eden kimselerle — velev ki onlar, bunların babaları, ya oğulları, ya biraderleri, yahud soysopları olsunlar — dostlaşacaklarını görmezsin. Onlar, o kimselerdir ki (Allah) imanı kalblerine yazmış, bunları kendinden bir ruuh ile desteklemişdir. Bunları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacakdır. Bunlar orada ebedi kalıcıdırlar. Allah onlardan raazi olmuşdur. Onlar da Allahdan hoşnud olmuşlardır, işte onlar Allah fırkasıdır. Gözünüzü açın ki Allah fırkası (mensubları) umduklarına erenlerin ta kendileridir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Allah'a ve ahiret gününe inanan bir milletin babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa Allah'a ve Elçisine düşman olanlarla dostluk ettiğini görmezsin. Allah onların kalblerine iman yazmış ve onları kendinden bir ruh ile (kalb nuru veya Kur'an ile) desteklemiştir. Onları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedi kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın hizbi (partisi)dir. Muhakkak ki başarıya ulaşacak olanlar, Allah'ın hizbidir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir milletin, Allah'ın ve Resulünün karşısına çıkan kimseleri, isterse o kimseler babaları, evlatları, kardeşleri ve sülaleleri olsun, sevip dost edindiklerini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı nakşetmiş ve Kendi tarafından bir ruhla onları desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere, hem de ebedi kalmak üzere yerleştirecektir. Allah onlardan, onlar da O'ndan razıdırlar. İşte onlar Allahın tarafında olanlardır. Ve iyi bilin ki, felaha erenler, Allah'ın tarafında yer alanlar olacaklardır.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir kavim (topluluk) bulamazsın ki, Allah'a ve elçisine başkaldıran kimselerle bir sevgi (ve dostluk) bağı kurmuş olsunlar; bunlar, ister babaları, ister çocukları, ister kardeşleri, isterse kendi aşiretleri (soyları) olsun. Onlar, öyle kimselerdir ki, (Allah) kalplerine imanı yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır; orada süresiz olarak kalacaklardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz Allah'ın fırkası olanlar, felah (umutlarını gerçekleştirip kurtuluş) bulanların ta kendileridir.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Allah'a ve Ahiret Günü'ne (gerçekten) inanan, ama (aynı zamanda) -babaları, oğulları, kardeşleri yahut (öteki) akrabaları bile olsa- Allah'a ve Elçisi'ne karşı çıkanları seven bir toplum göremezsin. (Gerçek müminlere gelince,) Allah'ın kalplerine imanı nakşettiği ve ilhamı ile güçlendirdiği kimseler onlardır ve (zamanı gelince) onları içlerinden ırmaklar akan bahçelerde barındıracaktır. Allah onlardan hoşnuttur ve onlar da Allah'tan. İşte onlar Allah'tan yana olanlardır. İşte onlar, Allah'tan yana olanlar, mutluluğa ulaşacaklardır!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir toplumun; babaları, oğulları, kardeşleri veya yakınları dahi olsa, Allah'a ve Elçisi'ne muhalefet eden kimseler için bir sevgi beslediklerini göremezsin. İşte onlar, Allah'ın kalplerine inancı kaydettiği ve kendinden bir vahiy ile güçlendirdiği kimselerdir. Allah, onları alt tarafından ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları cennetlere girdirecektir. İşte onlar Allah'ın askerleridir. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da ondan razı olmuştur. İyi bilin ki, kurtuluşa erecek olanlar Allah'ın askerleri/taraftarlarıdır.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir halkın, Allah'a ve O'nun Resul'üne karşı haddi aşanlara karşı sevgi duyduklarına tanık olamazsın; isterse bunlar, babaları, çocukları, kardeşleri veya akrabaları olsun. Onlar, Allah'ın kalplerine iman yazdığı ve kendilerini, kendinden bir ruh[1] ile desteklediği kimselerdir. Allah, onları içinden ırmaklar akan Cennet'lere koyacaktır. Onlar, orada sürekli kalacak olanlardır. Allah, onlardan hoşnut oldu, onlar da O'ndan hoşnut oldular. İşte onlar, Allah'ın taraftarlarıdır. Dikkat edin! Doğrusu Allah'ın taraftarları kurtuluşa erenlerdir.
Tefsir / dipnot (1)
Vahiy.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Allah'a ve Sonsuz Yaşam Günü'ne inanan bir toplumun, onların babaları, oğulları, kardeşleri veya en yakınları bile olsalar, Allah'a ve O'nun elçisine düşman olanlarla dostluk ilişkisi kurduğunu göremezsin. Allah, onların yüreklerine inancı yazmış ve Kendi katından bir Ruh ile onları güçlendirmiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirecektir. Allah, onlardan hoşnut olmuştur. Onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın yandaşlarıdır. Aslında, Allah'ın yandaşları, kurtuluşa erişenlerdir; öyle değil mi?
İbni Kesir
Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kavmin; kendi babaları, oğulları, kardeşleri veya akrabaları da olsa Allah ve Peygamberine muhalefet eden kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte onların kalbine Allah, iman yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Onları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. Bunlar orada ebediyyen kalacaklardır. Allah; onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnud olmuşlardır. İşte onlar; Allah'ın hizbidir. Dikkat edin; Allah'ın hizbi, felaha erenlerin kendileridir.
Gültekin Onan
Tanrı'ya ve ahiret gününe inanan hiçbir kavim bulamazsın ki, Tanrı'ya ve elçisine başkaldıran kimselerle bir sevgi (ve dostluk) bağı kurmuş olsunlar; bunlar, ister babaları, ister çocukları, ister kardeşleri, isterse kendi aşiretleri (soyları) olsun. Onlar, öyle kimselerdir ki, (Tanrı) kalplerine inancı yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır; orada süresiz olarak kalacaklardır. Tanrı, onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar Tanrı'nın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz Tanrı'nın fırkası olanlar, felah (umutlarını gerçekleştirip kurtuluş) bulanların ta kendileridir.
Rowad Tercüme Merkezi
Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları olsalar bile, Allah’a ve Peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah, onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedî kalacakları Cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah’ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Şaban Piriş
Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir toplumun; babaları, oğulları, kardeşleri veya yakınları dahi olsa, Allah’a ve Rasûlüne muhalefet eden kimseleri severken göremezsin. İşte onların kalbine Allah, iman yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Allah, onları alt tarafından ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları cennetlere girdirecektir. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da ondan razı olmuştur. İşte onlar Allah’ın hizbidir. İyi bilin ki, kurtuluşa erecek olanlar Allah’ın hizbidir.
Ali Özek ve diğerleri
Allah'a ve ahiret gününe inanan bir toplumun babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları da olsa Allah’a ve Rasûlüne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin. İşte onların kalbine Allah, iman yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokacak. Orada ebedî kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, kurtuluşa erecekler de sadece Allah'ın tarafında olanlardır.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
-Ey Peygamber!- Babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları dahi olsa Allah'a ve kıyamet gününe iman eden bir toplumun; Allah’a ve resulüne düşman olanları sevdiklerini ve onlarla dostluk ettiklerini göremezsin. Muhakkak iman; Allah'ın ve resulünün düşmanları ile dostluk etmeyi yasaklar. Çünkü iman bağı; bütün bağlardan daha yücedir. İman bağı ile diğer bağlar arasında bir zıtlık meydana geldiğinde iman bağı diğer bağlardan önce gelir. -Akrabaları dahi olsa- Allah'a ve resulüne düşmanlık edenlerle dostluk etmeyenler var ya; işte Allah, imanı onların kalplerinde sabit kılmıştır, bu değişmez. Onları kendisinden bir delil ve nur ile kuvvetlendirmiştir. Kıyamet günü onları, sarayları ve ağaçları altından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır ve onlar orada ebedî kalacaklardır. Onlar için cennetin nimetleri asla kesilmeyecek ve onlar orada yok olmayacaklardır. Yüce Allah bir daha ebediyen onlara gazap etmeyecek şekilde onlardan razı olmuş, onlar da sona ermeyecek olan nimetler ile kendilerini nimetlendirdiği için Allah Teâlâ'dan hoşnut olmuşlardır. Onların Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'yı görmeleri kendilerine bahşedilecek olan bu nimetlerdendir. İşte bu özellikler ile zikredilmiş kimseler, Yüce Allah'ın emirlerini yerine getirip yasakladığı şeylerden kaçınan ordularıdır. İyi bilin ki, dünya ve ahirette isteklerine erişerek ve korktuklarından emin olarak kurtuluşa erecek olanlar da sadece Allah'ın ordularıdır.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| لَّا | لا | نافية غير عاملة. | |||
| تَجِدُ | وجد | لا تجد: لا تلقى أو تعلم. | |||
| قَوْمًا | قوم | القوم: الجماعة من الرجال دون النساء، وربما دخلت النساء فيه بحكم التبع. والقوم: اسم جمع لا واحد له من لفظه. | |||
| يُؤْمِنُونَ | أمن | يُصدِّقُون ويُذْعِنون | |||
| بِٱللَّهِ | أله | الباء حرف جر، والله :المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى | |||
| وَٱلْيَوْمِ | يوم | اليوم في اللغة مطلق الزمن، وقيل: زمن مقداره من طلوع الشمس إلى غروبها، والجمع أيام. | |||
| ٱلْءَاخِرِ | أخر | نقيض الأول والمتقدم. | |||
| يُوَادُّونَ | ودد | يتبادلون الود. | |||
| مَنْ | مَن | اسم موصول بمعنى "الذي" يختص بذوات من يعقل. | |||
| حَادَّ | حدد | حاد الله ورسوله: عاداهما وأغضبهما بعصيانهما. | |||
| ٱللَّهَ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى | |||
| وَرَسُولَهُ | رسل | الرسول من الملائكة هو من يبلغ الرسالة الإلهية عن الله، والرسول من الناس هو من يبعثه الله بشرع ليعمل به ويبلغه، والرسول هنا هو محمد صلى الله عليه وسلم. | |||
| وَلَوْ | لو | لو: أداة للدلالة على الشرط وهي غير امتناعية. | |||
| كَانُوا | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| ءَابَاءَهُمْ | أبو | والديهم أو أجدادهم أو أعمامهم. | |||
| أَوْ | أو | حرف عطف يفيد الإشتراك في الحكم. | |||
| أَبْنَاءَهُمْ | بنو | الأبناء: الأولاد، جمع ابن. | |||
| أَوْ | أو | حرف عطف يفيد الإشتراك في الحكم. | |||
| إِخْوَٰنَهُمْ | أخو | الأخ: المشارك لغيره في الولادة من الأبوين أو من أحدهما. | |||
| أَوْ | أو | حرف عطف يفيد الإشتراك في الحكم. | |||
| عَشِيرَتَهُمْ | عشر | العشيرة: القبيلة وبنو الأب. | |||
| أُولَٰئِكَ | أولاء | اسم يشار به للجماعة بعده كاف الخطاب للمفرد المذكر، والمراد: أولئك الموالون في الله والمعادون فيه. | |||
| كَتَبَ | كتب | ثبت. | |||
| فِي | في | حرف جر يفيد معنى الظرفية | |||
| قُلُوبِهِمُ | قلب | القلوب: جمع قلب، وهو الفؤاد، سمّي قلبا؛ لتصرّفه في الأعضاء، ولكثرة تقلبه بالخواطر والمعاني ومن رأي لآخر ومن اعتقاد لآخر. | |||
| ٱلْإِيمَٰنَ | أمن | الاقرار بوحدانية الله وبصدق رسله والانقياد لله بالطاعة وللرسول بالاتباع. | |||
| وَأَيَّدَهُم | أيد | وقواهم وآزرهم. | |||
| بِرُوحٍ | روح | بنصر وتأييد. | |||
| مِّنْهُ | مِن | من: حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| وَيُدْخِلُهُمْ | دخل | دخول المكان: المرور عبر مدخله والوصول إلى داخله. | |||
| جَنَّٰتٍ | جنن | الجنة في الدنيا: الحديقة ذات الأشجار والأنهار والثمار، والجنة في الآخرة: دار النعيم المقيم بعد الموت. | |||
| تَجْرِي | جري | تجري الأنهار: تندفع مياهها مسرعة. | |||
| مِن | مِن | حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| تَحْتِهَا | تحت | تحت: ظرف مكان، مقابل: فوق. | |||
| ٱلْأَنْهَٰرُ | نهر | جمع نهر، وهو: الأخدود الواسع المستطيل في الأرض يجري فيه الماء، والماء الجاري. | |||
| خَٰلِدِينَ | خلد | باقين على الدوام. | |||
| فِيهَا | في | في: حرف جر يفيد معنى الظرفية الحقيقية المكانية. | |||
| رَضِيَ | رضو | الرضا: صفة ثابتة لله تعالى على ما يليق به. | |||
| ٱللَّهُ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى لم يسمَّ به غيره | |||
| عَنْهُمْ | عن | عن: حرف جر يفيد معنى التعليل. | |||
| وَرَضُوا | رضو | رضوا عن الله: طابت نفوسهم بما أعطاهم. | |||
| عَنْهُ | عن | عن: حرف جر يفيد معنى التعليل. | |||
| أُولَٰئِكَ | أولاء | اسم يشار به للجماعة بعده كاف الخطاب للمفرد المذكر. | |||
| حِزْبُ | حزب | حزب الله: العاملون بما شرع الله، الداعون إلى دينه الحق. | |||
| ٱللَّهِ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى | |||
| أَلَا | ألا | أداة استفتاح وتنبيه تدل على تحقق ما بعدها. | |||
| إِنَّ | إنّ | حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة. | |||
| حِزْبَ | حزب | حزب الله: العاملون بما شرع الله، الداعون إلى دينه الحق. | |||
| ٱللَّهِ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى | |||
| هُمُ | هم | ضمير الغائبين. | |||
| ٱلْمُفْلِحُونَ | فلح | الفائزون. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{قَوْمًا يُؤْمِنُونَ} إدغام بغنة للتنوين في الياء {الْآخِرِ} مد
بدل {يُوَادُّونَ} مد لازم كلمي مثقل {حَادَّ} مد لازم كلمي مثقل {وَرَسُولَهُ}
صلة قصيرة {كَانُوا آبَاءَهُمْ} من منفصل. يليه مد بدل. ثم مد متصل
{أَبْنَاءَهُمْ} مد متصل أيضا. وكذلك {أُولَئِكَ} يراعى إظهار الكافيْن من
{أُولَئِكَ كَتَبَ} فهو تماثل كبير لا إدغام فيه لحفص، وفي {الْإِيمَانَ} مد بدل
{وَأَيَّدَهُمْ بِرُوحٍ مِنْهُ} فيها إقلاب. يليه إدغام بغنة. وإظهار حلقي
{وَيُدْخِلُهُمْ} في الدال قلقلة {جَنَّاتٍ تَجْرِي} في النون غنة، يليها إخفاء حقيقي،
كذا {مِنْ تَحْتِهَا} وفي {عَنْهُمْ} و {عَنْهُ} إظهار حلقي {أُولَئِكَ} مد متصل
{أَلَا إِنَّ} مد منفصل، وفي النون غنة. وقد ضُمت ميم الجمع من {هُمُ} للساكن
بعدها. وفي {الْمُفْلِحُونَ} مد عارض للسكون وقفًا.
في هذه الآية جميع أنواع المدود وهي:
() الطبيعى {لَّا تَجِدُ} {يُؤْمِنُونَ} {عَشِيرَتَهُمْ}.
() الصلة {وَرَسُولَهُ}
() البدل {الْآخِرِ} {الْإِيمَانَ}
() المنفصل {أَلَا إِنَّ}
() المتصل {أُولَئِكَ}
() اللازم {يُوَآدُّونَ} {حَادَّ}
العارض للسكون {الْمُفْلِحُونَ}