Meryem Suresi 51. Ayet

Meryem · Mekke · Sure 19 · Ayet 51/98

وَٱذْكُرْ فِى ٱلْكِتَـٰبِ مُوسَىٰٓ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ مُخْلَصًا وَكَانَ رَسُولًا نَّبِيًّا

Vezkur fil kitabi musa, innehu kane muhlesan ve kane resulen nebiyya.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Meryem Suresi 51. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

16. cüz · PDF sayfası 7

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Kitap'ta, Musa'yı da an. Şüphesiz o seçkin bir insan idi. Bir resul, bir nebi idi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Kitabda Musayı da an, çünkü o bir muhlis idi ve bir Resul bir Peygamber idi

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kitapta Musa'yı da an, çünkü O, ihlaslı idi ve bir elçi, bir peygamber idi.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Kitabda Musayi da an. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş (bir zat) di. Resul bir peygamberdi.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Kitapta Musa'yı da an, çünkü o, içi temiz (bir insan)dı ve elçi bir peygamberdi.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Kitapta Musa'yı da an. Gerçekten O Allah tarafından ihlasa erdirilen bir kul idi, resul ve nebi idi.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Kitap'ta Musa'yı da zikret. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş ve gönderilmiş (Resul) bir peygamberdi.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Ve bu kitapta Musa'yı da an. Doğrusu, o da seçilmiş biriydi. (Allah'ın) haberci elçilerindendi.

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

-Kitapta Musa'yı da an. O, ihlas sahibi idi. Ve peygamber olarak gönderilmişti.

Erhan Aktaş tefsirli

Kerim Kur'an

Kitap'ta Musa'yı da an. O, muhles[1] bir Resul, bir Nebi'ydi.

Tefsir / dipnot (1)

Arıtılmış, saf, berrak, arı-duru, samimi, erdemli hale getirilmiş olan.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Kitap'ta, Musa'yı da an. Kuşkusuz, O, içtenlikle özgüleyen ve peygamber olan bir elçiydi.

İbni Kesir

Kitab'da Musa'yı da an. Muhakkak ki o, ihlasa erdirilmiş ve gönderilmiş bir peygamberdi.

Gültekin Onan

Kitap'ta Musa'yı da zikret. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş ve gönderilmiş (Resul) bir peygamberdi.

Rowad Tercüme Merkezi

Kitapta Mûsâ'yı da an. Şüphesiz o, ihlâsa erdirilmiş bir rasul ve bir peygamberdi.

Şaban Piriş

Kitapta Musa’yı da an. O , ihlas sahibi/seçkin biridir ve bir Rasûl bir peygamber idi

Ali Özek ve diğerleri

(Rasûlüm!) Kitap'ta Musa'yı da an. Gerçekten o ihlâs sahibi idi ve hem rasûl, hem de nebî idi.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

-Ey Resul!- Sana indirilen Kur'an'da Musa -aleyhisselam-'ın haberini de zikret. O seçilmiş seçkin bir kul, resul ve nebiydi.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
وَٱذْكُرْذكراذكر شخصا: تحدث عنه.
فِيفيحرف جر يفيد معنى الظرفية
ٱلْكِتَٰبِكتبالقرآن.
مُوسَىٰموسىموسى: هو نبي الله موسى بن عمران، كليم الله، أرسله الله إلى فرعون وقومه ليخرجهم من الظلمات إلى النور.
إِنَّهُإنّإن: حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة.
كَانَكونفعل ماضٍ ناسخ ناقص
مُخْلَصًاخلصمختارا خالصا من الدنس.
وَكَانَكونكان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك.
رَسُولًارسل‌أصل ‌الرسول: مصدر، بمعنى: الرسالة. والرسول من البشر، هو: ‌من أوحي إليه بشرع ليعمل به ويبلغه للناس. والرسول من الملائكة، هو: الذي يبلغ عن الله تعالى.
نَّبِيًّانبأالنبي: من اصطفاه الله من عباده وأوحى إليه بشريعة من شرائعه.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{مُوسَى إِنَّهُ} مد منفصل حالة الوصل، يليه صلة صغرى وصلًا. قبلها غنة النون

المشددة {مُخْلَصًا وَكَانَ} تنوين بعده واو، فهو إدغام بغنة {رَسُولًا نَبِيًّا}

إدغام بغنة بين التنوين والنون. ولا يبدأ القارئ تلاوته بأول الصفحة التالية، إنما

يبدأ بالسطر الأخير من هذه الصفحة لمراعاة المعنى في بدئه وانتهائه.

Benzer Ayetler müteşabihat · 1 ayet

Tâhâ Suresi, 79. ayet Firavun, halkını saptırdı, onlara doğru yolu göstermedi.…