Meâric Suresi 18. Ayet
Yükseliş Yolları · Mekke · Sure 70 · Ayet 18/44
وَجَمَعَ فَأَوْعَىٰٓ
Ve cemea fe ev'a.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Meâric Suresi 18. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(17-18) O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ve toplayıp toplayıp kasaya yığanı
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Toplayıp toplayıp kasaya yığanı.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
(mal) birikdirib de kab içinde saklayanı.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
(Mal) Toplayıp kasada yığanı!
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
(17-18) İmana sırtını dönüp haktan yüz çevireni, bir de servet toplayıp yığan ve hayırda harcamayanı o ateş kendine çağırır.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
(Durmaksızın mal ve servet) Toplayıp bir yerde (üstüste) yığmakta olanı.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
ve (servet) biriktirip, (onu öteki insanların elinden) alanları.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Malını toplayıp yığanı...
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Mal, mülk edinip, onu biriktireni.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Toplayıp biriktirenleri de.
İbni Kesir
Malını toplayıp kap içinde saklayanı da.
Gültekin Onan
(Durmaksızın mal ve servet) Toplayıp bir yerde (üstüste) yığmakta olanı.
Rowad Tercüme Merkezi
Mal toplayıp biriktireni.
Şaban Piriş
Malını toplayıp yığanı…
Ali Özek ve diğerleri
(servet) toplayıp yığan.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Mal toplayanı ve Allah yolunda harcamakta cimrilik yapanı çağırır.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
: {كَلَّا إِنَّهَا} مد منفصل. وغنة في النون. وفي {نَزَّاعَةً لِلشَّوَى}
إدغام بغير غنة. وفي دال {تَدْعُوا} و {أَدْبَرَ} قلقلة.