Mâide Suresi 48. Ayet

Sofra · Medine · Sure 5 · Ayet 48/120

وَأَنزَلْنَآ إِلَيْكَ ٱلْكِتَـٰبَ بِٱلْحَقِّ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ ٱلْكِتَـٰبِ وَمُهَيْمِنًا عَلَيْهِ ۖ فَٱحْكُم بَيْنَهُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ ۖ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَآءَهُمْ عَمَّا جَآءَكَ مِنَ ٱلْحَقِّ ۚ لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجًا ۚ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَعَلَكُمْ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَلَـٰكِن لِّيَبْلُوَكُمْ فِى مَآ ءَاتَىٰكُمْ ۖ فَٱسْتَبِقُوا۟ ٱلْخَيْرَٰتِ ۚ إِلَى ٱللَّهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ

Ve enzelna ileykel kitabe bil hakkı musaddıkan lima beyne yedeyhi minel kitabi ve muheyminen aleyhi fahkum beynehum bima enzelallahu ve la tettebi' ehvaehum amma caeke minel hakk li kullin cealna minkum şir'aten ve minhaca ve lev şaallahu le cealekum ummeten vahıdeten ve lakin li yebluvekum fi ma atakum festebikul hayrat ilallahi merciukum cemian fe yunebbiukum bima kuntum fihi tahtelifun.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Mâide Suresi 48. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

6. cüz · PDF sayfası 15

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(Ey Muhammed!) Sana da o Kitab'ı (Kur'an'ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah'ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp da onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Sana da bu hak kitabı indirdik, kitab cinsinden önünde olanı musaddık ve üzerine nigahban hakim olmak üzere, onun için sen de aralarında Allahın indirdiğiyle hukmet, bu sana gelen haktan ayrılıb da onların arzuları arkasından gitme, her biriniz için bir şir'a yaptık, bir de minhac, Allah dilese idi hepinizi bir tek ümmet kılardı, lakin sizi her birinize verdiği şeyde imtihan edecek, o halde durmayın, hayırlara nelerde ıhtılaf ediyoridiğinizi haber verecektir

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sana da önünde bulunan kitapları doğrulayıcı ve onlara bir şahit olmak üzere bu hak kitabı indirdik; onun için sen de aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet, sana gelen gerçekten ayrılıp da onların arzuları arkasından gitme! Her biriniz için bir kanun ve bir yol tayin ettik. Allah dileseydi, hepinizi bir tek ümmet yapardı, fakat sizi, her birinize verdiği şeylerde imtihan edecek. O halde durmayın, hayırlı işlerde yarışın. Nihayet dönüşünüz hep Allah'adır. O zaman O, hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

(Habibim) sana da hak olarak kitabı (Kur'anı) — kendinden evvelki kitab (lar) ı tasdıyk edici (ve doğrultucu) ve ona karşı bir şahid olmak üzere — gönderdik. O halde (bütün ehl-i kitab) aralarında Allahın (sana) indirdiği ile hükmet, sana gelen hakıykatden (dönüb de) onların heva (ve heves) lerine uyma. (Ey Musanın, İsanın, Muhammedin, ümmetleri) sizden her biriniz için bir şeriat, bir yol ta'yin etdik. Eğer Allah dileseydi (topunuzu bir şeriata tabi) bir tek ümmet yapardı. Fakat O, size verdiği (Muhtelif şeriatlar dairesi) nde sizi imtihan etmek için (ayırdı.) öyle ise (hepiniz) hayırlı işlerde birbirinizle yarış edin. Zaten topunuzun en son dönüb gelişi Allahadır. Artık O, hakkında ihtilaf etmekde olduğunuz şeyleri size (orada) haber verecekdir.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Sana da kendinden önceki Kitabı doğrulayıcı ve onu kollayıp koruyucu olarak Kitabı gerçekle indirdik. Artık onların aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen gerçekten ayrılıp onların keyiflerine uyma! Sizden her biriniz için bir şeri'at ve bir yol belirledik. Allah isteseydi, hepinizi bir tek ümmet yapardı, fakat size verdiğ(i ni'met)ler(i) içinde sizi sınamak istedi. Öyleyse hayır işlerine koşun, hepinizin dönüşü Allah'adır. O size ayrılığa düştüğünüz şeyler(in hakikatin)i haber verecektir.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Sana da, daha önceki kitapları, hem tasdik edici, hem de onları denetleyici olarak bu kitabı, gerçeğin ta kendisi olarak indirdik. O halde bütün Ehl-i kitabın aralarında, Allah'ın sana indirdiği ile hükmet, sana gelen bu hakikati terkedip de onların keyiflerine uyma!Her biriniz için bir şeriat ve bir yol tayin ettik. Eğer Allah dileseydi, hepinizi bir tek ümmet yapardı. Fakat O, size verdiği farklı şeriatlar dairesinde sizi imtihan etmek istediği için ayrı ayrı ümmetler yaptı. Öyleyse durmayın, hayırlı işlerde birbirinizle yarışın! Zaten hepinizin dönüşü Allah'a olacak, O da hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyleri size tek tek bildirecektir. (haklıyı haksızı iyice belli edecektir).

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Sana da (Ey Muhammed,) önündeki kitap(lar)ı doğrulayıcı ve ona 'bir şahid-gözetleyici' olarak Kitab'ı (Kur'an'ı) indirdik. Öyleyse aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen haktan sapıp onların heva (istek ve tutku)larına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık. Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet kılardı; ancak (bu,) verdikleriyle sizi denemesi içindir. Artık hayırlarda yarışınız. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Ve sana, (ey Peygamber), hakikati ortaya koyan bu ilahi kelamı, geçmiş vahiylerden (bu güne) kalanı tasdik edici ve içinde hangi doğruların bulunduğunu belirleyici olarak indirdik. Öyleyse, (ey Peygamber,) geçmiş vahyin izleyicileri arasında Allahın indirdiklerine uygun olarak hüküm ver, ve sana gelmiş olan hakikati terk ederek onların mesnetsiz görüşlerine uyma. Biz, her biriniz için (farklı) bir sistem ve (farklı) bir hayat tarzı belirledik. Eğer Allah dileseydi, hepinizi tek bir topluluk yapardı: ama indirdikleri aracılığıyla sizi sınamak için (başka türlü diledi). O halde hayırlı işlerde yarışın! Hepinizin dönüşü Allahadır; o zaman Allah, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size gösterecektir.

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Kur'an'ı sana, önce gelen kitabı doğrulayıcı ve onu koruyucu olarak hak ile indirdik. Allah'ın indirdikleri ile aralarında hükmet, hak olan sana geldikten sonra onların arzularına uyma, sizin her biriniz için bir yol ve gidişat belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat, size verdikleriyle sizi denemek için ( bu haldesiniz) öyleyse hayırlarda yarışın. Dönüşünüz Allah'adır. Allah, size hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyleri bildirecektir.

Erhan Aktaş tefsirli

Kerim Kur'an

Biz sana, kendinden önceki Kitap'ı tasdik eden, onu düzenleyen[1] bu Kitap'ı hakk[2] olarak indirdik. O halde, aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Ve sakın sana gelen hakkı bırakıp onların hevalarına[3] uyma. Ve Biz, sizin her biriniz için, bir şeriat[4] ve yöntem belirledik. Allah dileseydi, sizi tek tip bir topluluk yapardı. Ancak sizlere verdiği ile sizi sınıyor.[5] O halde hayırlarda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Allah, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri bildirecektir.

Tefsir / dipnot (5)

Düzenleyen. Çarpıtılmış, tahrif edilmiş hakikatleri ve tevhid inancının gerçeğini ortaya koymak. Gözetici ve koruyucu.

Gerçeklik. Doğruluğu kesin olan. Bir işin aslı.

Tutku, kuruntu, bencil ve çıkarcı isteklere uymak. Sahip olduğu zenginlik, makam, ün, güç, bilgi vb. imkanları imtiyaza dönüştürerek üstünlük taslamak. Vahiy yerine din adamları sınıfının uydurduğu dine uymak.

İlahi yasalar bütünü. Gerçeğin kaynağına götüren yol.

Samimiyetiniz ortaya çıksın.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Hem Kitap'tan ellerinde bulunanı doğrulayan hem de Onu koruyan Kitap'ı, gerçek olarak sana indirdik. Artık, Allah'ın indirdiği ile aralarında yargı ver ve sana gelen gerçekten ayrılıp da onların isteklerine uyma. Her biriniz için, bir yasa ve yol belirledik. Oysa Allah dileseydi, kesinlikle, sizi bir tek topluluk yapardı. Fakat verdikleriyle sizi sınamak için böyle yapmıştır. Artık, iyiliklerde yarışın. Tümünüz, Allah'a döneceksiniz. Sonunda, hakkında uyuşmazlığa düştüğünüz şeyleri size bildirecektir.

İbni Kesir

Sana da; kendinden önceki kitabları doğrulayıcı ve üzerlerine şahid olarak bu kitabı hak ile indirdik. Aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Sana hak gelmişken onların heveslerine uyma. Sizden her biriniz için bir yol, bir şeriat kıldık. Şayet Allah dileseydi; sizi tek bir ümmet yapardı. Lakin sizi verdiği ile denemek istedi. Öyleyse hayırda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'a dır. Size ayrılığa düştüğünüz şeyleri bildirecektir.

Gültekin Onan

Sana da (Ey Muhammed) önündeki kitap(lar)ı doğrulayıcı ve ona 'bir şahid-gözetleyici' olarak kitabı (Kuran'ı) indirdik. Öyleyse aralarında Tanrı'nın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen haktan sapıp onların hevalarına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık. Eğer Tanrı dileseydi, sizi tek bir ümmet kılardı; ancak (bu) verdikleriyle sizi denemesi içindir. Artık hayırlarda yarışınız. Tümünüzün dönüşü Tanrı'yadır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.

Rowad Tercüme Merkezi

Kur’an’ı sana, önce gelen kitapları doğrulayıcı ve onların üzerine şahit olarak hak ile indirdik. Allah’ın indirdikleri ile aralarında hükmet! Sana gelen haktan sonra onların arzularına uyma! Sizin her biriniz için bir şeriat ve yol belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat size verdikleriyle sizi imtihan etmektedir. Hayırlarda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Allah, size hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyleri açıklayacaktır.

Şaban Piriş

Kur’an’ı sana, önce gelen kitapları doğrulayıcı ve onların üzerine şahit olarak hak ile indirdik. Allah’ın indirdikleri ile aralarında hükmet, sana gelen haktan sonra onların arzularına uyma, sizin her biriniz için bir şeriat ve yol belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat, size verdikleriyle sizi imtihan etmektedir. Hayırlarda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Allah, size hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyleri açıklayacaktır.

Ali Özek ve diğerleri

Sana da, daha önceki kitabı doğrulamak ve onu korumak üzere hak olarak Kitab'ı (Kur'an'ı) gönderdik. Artık aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet; sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma. (Ey ümmetler!) Her birinize bir şeriat ve bir yol verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardı; fakat size verdiğinde (yol ve şerîatler de) sizi denemek için (böyle yaptı). Öyleyse iyi işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Artık size, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri (n gerçek tarafını) O haber verecektir.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

-Ey Resul!- Biz sana Kur'an'ı Allah'tan olduğuna hiç şek şüphe barındırmayan doğruluk ile indirdik. Kendisinden önce indirilen kitapları doğrulayıcıdır ve güvenilirdir. Önceki kitapların Kur'an'a uyan kısımları hak, muhalefet edenleri de batıldır. İnsanların arasında Allah'ın sana indirdiğiyle hükmet. İçerisinde hiçbir şüphe olmayan sana indirilen hakkı terk edip hevâlarına heveslerine uyma. Kesinlikle biz, her ümmete bir şeriat ve amelî hükümler, hidayet bulacakları apaçık bir yol kıldık. Şayet Allah bütün şeriatları bir yapmak isteseydi tek bir şeriat yapardı. Lakin herkesi imtihan etmek, itaat eden ile isyan edeni ayırt etmek için, her bir ümmete ayrı bir şeriat verdi. Hayır işleri yapmada ve kötülükleri terk etmede acele ediniz. Kıyamet gününde hepinizin dönüşü yalnız Allah'a olacaktır. İhtilafa düştüğünüz hükümleri sizlere bildirecektir. Önceden yapmış olduğunuz amellerinizin karşılığını verecektir.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
وَأَنزَلْنَانزلالإنزال: الجلب من علو عن طريق الوحي.
إِلَيْكَإلىإلى: حرف جر يدل على انتهاء الغاية.
ٱلْكِتَٰبَكتبالكتابُ في الأصل مصدر، ثم سُمّي المكتوب فيه كتاباً، وهو: اسم للصّحيفة مع المكتوب فيها، وأصل ‌الكَتْبِ في اللغة: الضمُّ، وسمي الكتابُ بذلك؛ لضم حروفه وكلماته بعضها إلى بعض. والمراد: لقرآن.
بِٱلْحَقِّحققبالعقيدة الثابتة الصحيحة. والحقّ ‌لغة: نقيض الباطل، ويطلق على: الحظ، والنصيب، والثابت والموجود، والشيء الذي لا ينبغي إنكاره. ومعنى حق الأمر: وجب ووقع بلا شك. وفي الاصطلاح: يطلق على الواجب الثابت الذي يشمل حقوق الله تعالى، وحقوق العباد.
مُصَدِّقًاصدقمصدقاً للأمر: مؤكدا لصدقه.
لِّمَاماما: يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة.
بَيْنَبينبين: ظرف مُبْهَم ، لا يتبيّن معناه إلا بإضافته إلى اثنين فصاعداً، أو ما يقوم مقام ذلك، وقد تُزاد عليها الألف أو ما، فتصير "بينا" و "بينما" وتكون ظرف زمان بمعنى المفاجأة.
يَدَيْهِيديقبله. و"بين ‌يدي ‌الشيء"، هو: ما سبقه وتقدم عليه وكان قبله. وقد يرد بمعنى "أمامه" - في غير هذا الموضع.
مِنَمِنحرف جر، يُفيد تبيين الجنس أو تبيين ما أُبهم قبل "من" أو في سياقها.
ٱلْكِتَٰبِكتبالكتابُ في الأصل مصدر، ثم سُمّي المكتوب فيه كتاباً، وهو: اسم للصّحيفة مع المكتوب فيها، وأصل ‌الكَتْبِ في اللغة: الضمُّ، وسمي الكتابُ بذلك؛ لضم حروفه وكلماته بعضها إلى بعض. والمراد: الكتاب السماوي.
وَمُهَيْمِنًاهمنمهيمناً عليه: مبيّناً لما فيه من تحريف، ناسخاً لبعض شرائعه.
عَلَيْهِعلىعلى: حرف جر، يُفيد معنى الإستعلاء المجازي.
فَٱحْكُمحكمفاقض وافصل.
بَيْنَهُمبينبين: ظرف مبهم لا يتبين معناه إلا بإضافته إلى اثنين فأكثر.
بِمَاماما: يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة.
أَنزَلَنزلالإنزال: الجلب من علو عن طريق الوحي.
ٱللَّهُألهالله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى.
وَلَالالا: حرف نهي.
تَتَّبِعْتبعلا تتبع أهواءهم: لا تخضع إلى أهوائهم وما اعتادوه.
أَهْوَاءَهُمْهويما تهواه أنفسهم وتميل إليه.
عَمَّا—أصلها "عن ما"أي عادلاً ومنصرفاً عن الذي.
جَاءَكَجيأأتاك.
مِنَمِنحرف جر، يُفيد تبيين الجنس أو تبيين ما أُبهم قبل "من" أو في سياقها.
ٱلْحَقِّحققالقرآن. والحق ‌لغة: نقيض الباطل، ويطلق على: الحظ، والنصيب، والثابت والموجود، والشيء الذي لا ينبغي إنكاره. ومعنى حق الأمر: وجب ووقع بلا شك. والحق في استعمالاته المختلفة لغة يفيد الوجوب والثبوت مما يدل على أن أصل معناه هو هذا. وفي الاصطلاح: يطلق على الواجب الثابت الذي يشمل حقوق الله تعالى، وحقوق العباد.
لِكُلٍّكللكل: لفظ يدلُّ على الشمول والإستغراق.
جَعَلْنَاجعلصيّرنا.
مِنكُمْمِنمن: حرف جر لتبيين الجنس أو تبيين ما أُبهم قبل "من" أو في سياقها.
شِرْعَةًشرعطريقة وشريعة.
وَمِنْهَاجًانهجوطريقاً واضحاً في الدين.
وَلَوْلولو: أداة شرط للزمن الماضي وهي امتناعية.
شَاءَشيأالمشيئة: صفة ثابتة لله على ما يليق به.
ٱللَّهُألهالله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى.
لَجَعَلَكُمْجعللصيركم.
أُمَّةًأممالأمة: جماعة من الناس يجمعها أمر ما.
وَٰحِدَةًوحدأمة واحدة: أمة ذات شريعة واحدة.
وَلَٰكِنلكنلكن: حرف ابتداء غير عامل يفيد الاستدراك والتوكيد.
لِّيَبْلُوَكُمْبلوليختبركم.
فِيفيحرف جر يفيد معنى الظرفية
مَامايحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة.
ءَاتَىٰكُمْأتيأنزل عليكم من الشرائع المختلفة.
فَٱسْتَبِقُواسبقاستبقوا: تباروا وتسابقوا.
ٱلْخَيْرَٰتِخيرالأعمال الصالحة.
إِلَىإلىحرف جر، يدلُّ على انتهاء الغاية.
ٱللَّهِألههو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى.
مَرْجِعُكُمْرجعرجوعكم وعودتكم ومصيركم.
جَمِيعًاجمعيؤتى بها لتوكيد معنى الجمع.
فَيُنَبِّئُكُمنبأفيخبركم.
بِمَاماما: يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة أو مصدرية.
كُنتُمْكونكان: تأتي غالباً ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك.
فِيهِفيفي: حرف جر يفيد معنى التعليل.
تَخْتَلِفُونَخلفما تختلفون فيه من أمور الدين.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{وَأَنْزَلْنَا إِلَيْكَ} إخفاء حقيقي، ثم مد منفصل {مُصَدِّقًا لِمَا} إدغام

بغير غنة {وَمُهَيْمِنًا عَلَيْهِ} في التنوين مع العين إظهار حلقي، وفي الوقف على

{عَلَيْهِ} مد لين {فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ} إخفاء شفوي للميم عند الباء. وفي {بِمَا

أَنْزَلَ} مد منفصل، ثم إخفاء حقيقي للنون عند الزاي {أَهْوَاءَهُمْ} مد متصل

{عَمَّا} غنة ومد طبيعي {جَاءَكَ} مد متصل. وفي الوقف على {الْحَقِّ} قلقلة وقفًا

{لِكُلٍّ جَعَلْنَا} إخفاء حقيقي ومثلها {مِنْكُمْ} وفي الوقف على {وَمِنْهَاجًا}

مد عوض وقفًا {شَاءَ} مد متصل {أُمَّةً} في الميم غنة {أُمَّةً وَاحِدَةً} إدغام

بغنة {وَاحِدَةً وَلَكِنْ} إدغام بغنة {وَلَكِنْ لِيَبْلُوَكُمْ} إدغام بغير غنة

{فِي مَا} رسمت {فِي} مفصولة عن {مَا} ويجوز الوقف على {فِي} اضطرارًا أو

اختبارًا. والبدء يكون بأول الكلمة {فِي مَا آتَاكُمْ} مد منفصل، ثم مد بدل

{فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا} إخفاء شفوي.