Mâide Suresi 49. Ayet
Sofra · Medine · Sure 5 · Ayet 49/120
وَأَنِ ٱحْكُم بَيْنَهُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَآءَهُمْ وَٱحْذَرْهُمْ أَن يَفْتِنُوكَ عَنۢ بَعْضِ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ إِلَيْكَ ۖ فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَٱعْلَمْ أَنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُصِيبَهُم بِبَعْضِ ذُنُوبِهِمْ ۗ وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلنَّاسِ لَفَـٰسِقُونَ
Ve enıhkum beynehum bima enzelallahu ve la tettebi' ehvaehum vahzerhum en yeftinuke an ba'dı ma enzelallahu ileyk fe in tevellev fa'lem ennema yuridullahu en yusibehum bi ba'dı zunubihim ve inne kesiran minen nasi le fasıkun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Mâide Suresi 49. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Aralarında, Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur'an'ın bazı hükümlerinden) seni şaşırtmalarından sakın. Eğer yüz çevirirlerse, bil ki şüphesiz Allah, bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ve şu emri indirdik: aralarında sırf Allahın indirdiği ile hukmet, keyiflerine tabi' olma ve onlardan sakın Allahın indirdiği ahkamın birinden seni şaşırtmasınlar, yine yüz çevirirlerse bil ki Allah onların bazı günahları sebebiyle başlarına mutlaka bir musibet getirmek istiyor ve herhalde insanlardan bir çoğu fasıktırlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve şu emri indirdik: "Aralarında yalnız Allah'ın indirdiği ile hükmet, onların keyiflerine uyma ve onların Allah'ın indirdiği hükümlerin birinden seni şaşırtmalarından sakın! Yine yüz çevirirlerse bil ki, Allah, onların bazı günahları sebebiyle, başlarına bir bela getirmek istiyor. Her halde insanlardan birçoğu Allah yolundan çıkmışlardır.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
(Ve şu emri indirdik:) Aralarında Allahın indirdiği (vech) ile hükmet, onların keyflerine uyma, Allahın sana indirdiği (hükümlerin) bir kısmından seni sapıtacaklar diye kaçın onlardan. Eğer onlar (indirilen hükümleri kabulden) yüz çevirirlerse bil ki Allah, günahlarının (yalınız (şu) biri (veya şu yüz çevirmeleri) sebebiyle bile kendilerini mutlakaa musıybete uğratmak istiyordur. İnsanlardan bir çoğu muhakkak ki Allahın emrinden dışarı çıkanlar (güruhu) dur.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet, onların keyiflerine uyma ve onların, Allah'ın indirdiği şeylerin bir kısmından seni şaşırtmalarından sakın! Eğer dönerlerse bil ki Allah, bazı günahları yüzünden onları felakete uğratmak istiyordur. Zaten insanlardan çoğu, yoldan çıkmışlardır.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Ve şu emri indirdik: Aralarında, Allah'ın sana indirdiği ahkam ile hükmet! Sakın onların keyiflerine uyma ve Allah'ın indirdiği hükümlerin bir kısmından seni caydırmalarından sakın!Şayet yüz çevirirlerse bil ki, Allah onları bazı günahlarından dolayı musibete uğratmak istiyordur. Zaten insanların birçoğu Allah'ın emrinden dışarı çıkmaktadırlar.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve onların hevalarına uyma. Allah'ın sana indirdiklerinin bir kısmından seni şaşırtmamaları için diye onlardan sakın. Şayet yüz çevirirlerse, bil ki, Allah bir kısım günahları nedeniyle onlara bir musibeti tattırmak istemektedir. Şüphesiz, insanların çoğu fasıklardır.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
O halde, geçmiş vahyin mensupları arasında Allahın indirdiğine göre hükmet ve onların mesnetsiz görüşlerine uyma; ve onlardan sakın ki Allahın sana indirdiğinin bir kısmından seni uzaklaştırmasınlar. Eğer onlar (Allahın buyruklarından) yüz çevirirlerse, bil ki bir kısım günahlarından dolayı onları (böylece) cezalandırmak, Allahın iradesi gereğidir: Unutma ki insanların çoğu gerçekten sapkındır.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Şu halde, Allah'ın indirdiği (kitap) ile aralarında hükmet, Allah'ın sana indirdiği Kur'an'ın bir kısmından seni vazgeçirmelerinden sakın. Heveslerine uyma, eğer yüz çevirirlerse bil ki, Allah bir kısım günahları yüzünden onları cezalandırmak istiyor. İnsanların çoğu gerçekten fasıktır.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Ve aralarında, Allah'ın sana indirdiğiyle hükmet. Onların hevalarına uyma. Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından seni şaşırtmalarından ve onlardan sakın. Eğer verdiğin kararlara uymazlarsa, bilesin ki Allah, bazı günahları nedeniyle onlara musibet isabet ettirmeyi istiyor. İnsanların pek çoğu elbette fasıktır.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Artık, Allah'ın indirdiği ile aralarında yargı ver ve onların isteklerine uyma. Allah'ın sana indirdiklerinin bir bölümünden seni uzaklaştırmamaları için, onlardan sakınmalısın. Yüz çevirirlerse, suçları yüzünden, Allah'ın, onları yıkıma uğratmayı dilediğini bilmelisin. Aslında, insanların çoğu gerçekten yoldan çıkmıştır.
İbni Kesir
Ve aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların heveslerine uyma. Seni Allah'ın sana indirdiğinden vazgeçirmelerinden sakın. Eğer yüz çevirirlerse; bil ki, bir kısım günahları yüzünden Allah onları cezalandırmak istiyor. Gerçekten insanların bir çoğu fasıklardır.
Gültekin Onan
Aralarında Tanrı'nın indirdiğiyle hükmet ve onların hevalarına uyma. Tanrı'nın sana indirdiklerinin bir kısmından seni şaşırtmamaları için onlardan sakın. Şayet yüz çevirirlerse, bil ki Tanrı bir kısım günahları nedeniyle onlara bir musibet tattırmak istemektedir. Kuşkusuz insanların çoğu fasıktır.
Rowad Tercüme Merkezi
Şu halde, Allah’ın indirdiği (kitap) ile aralarında hükmet, onların arzularına uyma. Allah’ın sana indirdiği Kur’an’ın bir kısmından seni vazgeçirmelerinden sakın. Eğer yüz çevirirlerse bil ki, Allah bir kısım günahları yüzünden onları cezalandırmak istiyor. İnsanların çoğu gerçekten fasıktır.
Şaban Piriş
Şu halde, Allah’ın indirdiği (kitap) ile aralarında hükmet, onların arzularına uyma. Allah’ın sana indirdiği Kur’an’ın bir kısmından seni vazgeçirmelerinden sakın. Eğer yüz çevirirlerse bil ki, Allah bir kısım günahları yüzünden onları cezalandırmak istiyor. İnsanların çoğu gerçekten fasıktır.
Ali Özek ve diğerleri
(Sana şu talimatı verdik): Aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet ve onların arzularına uyma. Allah'ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni saptırmamalarına dikkat et. Eğer (hükümden) yüz çevirirlerse bil ki (bununla) Allah ancak, günahlarının bir kısmını onların başına belâ etmek ister. İnsanların birçoğu da zaten yoldan çıkmış (fâsık) lardır.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
-Ey Resul!- Şu halde, Allah'ın sana indirdiği kitap ile hükmet. Hevâ ve heveslerine uymaktan kaynaklanan görüşlerine tabi olma. Allah'ın sana indirdiklerinin bazılarında seni saptırmalarından sakın. Çünkü bunun uğrunda hiçbir çaba harcamazlar. Eğer Allah'ın indirdiğiyle verilen hükümden yüz çevirip kabul etmezlerse; bilmiş ol ki, yüce Allah bazı günahlarından dolayı onları dünyevi bir ceza ile cezalandıracaktır. Bütün günahlarıyla da onları ahirette cezalandıracaktır. İnsanların çoğu Allah'ın itaatinden çıkmaktadırlar.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَأَنِ | أن | حرف مبني على السكون يفيد التفسير. | |||
| ٱحْكُم | حكم | اقض وافصل. | |||
| بَيْنَهُم | بين | بين: ظرف مبهم، لا يتبين معناه إلا بإضافته إلى اثنين فأكثر. | |||
| بِمَا | ما | ما: يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة. | |||
| أَنزَلَ | نزل | الإنزال: الجلب من علو عن طريق الوحي. | |||
| ٱللَّهُ | أله | الله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| وَلَا | لا | لا: حرف نهي. | |||
| تَتَّبِعْ | تبع | لا تتبع: لا تنقد ولا تخضع. | |||
| أَهْوَاءَهُمْ | هوي | ما تهواه أنفسهم وتميل إليه. | |||
| وَٱحْذَرْهُمْ | حذر | احترز منهم. | |||
| أَن | أن | حرف مصدري يفيد الإستقبال. | |||
| يَفْتِنُوكَ | فتن | يصرفوك ويصدوك. | |||
| عَن | عن | حرف جر، يُفيد معنى المجاوزة المجازية. | |||
| بَعْضِ | بعض | بعض الشيء: طائفة منه، قلَّت أو كثرت. | |||
| مَا | ما | يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة أو مصدرية. | |||
| أَنزَلَ | نزل | الإنزال: الجلب من علو عن طريق الوحي. | |||
| ٱللَّهُ | أله | الله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| إِلَيْكَ | إلى | إلى: حرف جر، يدلُّ على انتهاء الغاية. | |||
| فَإِن | إن | إن: حرف شرط جازم. | |||
| تَوَلَّوْا | ولي | أعرضوا. | |||
| فَٱعْلَمْ | علم | فاعرف. | |||
| أَنَّمَا | — | مركبة من: أن "العاملة"، ما: الموصولة أو المصدرية. | |||
| يُرِيدُ | رود | من الإرادة، وهي: صفة ثابتة لله تعالى على ما يليق به. | |||
| ٱللَّهُ | أله | الله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| أَن | أن | حرف مصدري، يُفيد الإستقبال. | |||
| يُصِيبَهُم | صوب | إصابة الشر: نزوله. | |||
| بِبَعْضِ | بعض | ببعض ذنوبهم: بسبب ذنوب اكتسبوها من قبل. | |||
| ذُنُوبِهِمْ | ذنب | الذنوب: جمع ذنب، والذنب: الإثم، والمحرم من الفعل. | |||
| وَإِنَّ | إنّ | إن: حرف توكيد ونصب، يُفيد تأكيد مضمون الجملة. | |||
| كَثِيرًا | كثر | الكثرة: الزيادة، وتستعمل للمعدود أصلاً، ولكنها تستعار للأجسام أحياناً. | |||
| مِّنَ | مِن | حرف جر، يُفيد تبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها. | |||
| ٱلنَّاسِ | نوس | الناس: اسم للجمع من بني آدم، لا واحد له من لفظه، مشتقُّ من نَاسَ يَنُوسُ إذا تحرَّك واضطرب، وقد يُطلق ويراد به طائفة مخصوصة دون غيرهم. | |||
| لَفَٰسِقُونَ | فسق | الفاسقون: العاصون الخارجون عن حدود الشرع، والفسق: الخروج عن الطاعة. ومنه: فسقت الرُّطَبة: إذا خرجت من قشرها. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{وَأَنِ احْكُمْ} كسرت النون للتخلص من الساكنين {احْكُمْ بَيْنَهُمْ} إخفاء
شفوي، ومثلها {بَيْنَهُمْ بِمَا} {أَهْوَاءَهُمْ} مد متصل {أَنْ يَفْتِنُوكَ}
إدغام بغنة {عَنْ بَعْضِ} إقلاب {مَا أَنْزَلَ} مد منفصل، وإخفاء حقيقي {فَإِنْ
تَوَلَّوْا} إخفاء حقيقي {فَاعْلَمْ أَنَّمَا} إخفاء شفوى بين الميم الساكنة
والهمزة بعدها، وغنة في النون المشددة، وفي الألف من طبيعي {أَنْ يُصِيبَهُمْ}
إدغام بغنة {يُصِيبَهُمْ بِبَعْضِ} إخفاء شفوي {كَثِيرًا مِنَ} إدغام بغنة.