Mâide Suresi 104. Ayet
Sofra · Medine · Sure 5 · Ayet 104/120
وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا۟ إِلَىٰ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَإِلَى ٱلرَّسُولِ قَالُوا۟ حَسْبُنَا مَا وَجَدْنَا عَلَيْهِ ءَابَآءَنَآ ۚ أَوَلَوْ كَانَ ءَابَآؤُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ شَيْـًٔا وَلَا يَهْتَدُونَ
Ve iza kile lehum tealev ila ma enzelallahu ve iler resuli kalu hasbuna ma vecedna aleyhi abaena e ve lev kane abauhum la ya'lemune şey'en ve la yehtedun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Mâide Suresi 104. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara, "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) ve Peygamber'e gelin" denildiğinde onlar, "Babalarımızı üzerinde bulduğumuz din bize yeter" derler. Peki ya babaları bir şey bilmiyor ve doğru yolu bulamamış olsalar da mı?
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Bunlara gelin Allahın indirdiği ahkama ve Peygambere denildiği zaman da "bize atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyler yeter" diyorlar, ya ataları bir şey bilmez ve doğru yola gitmezler idi ise de mi?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bunlara: "Gelin Allah'ın indirdiği hükümlere ve peygambere." denildiği zaman: "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter!" derler. Ya ataları birşey bilmeyen ve doğru yolda bulunmayan kimseler idiyseler de mi?
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Onlara: "Allahın indirdiğine ve o peygambere gelin" denildiği zaman "Atalarımızı üstünde bulduğumuz şeyler bize yeter" dediler. Ya ataları hiç bir şey bilmiyorlar ve doğru yola gitmiyorlar idiyse?..
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Onlara: "Allah'ın indirdiğine ve Elçi'ye gelin!" dense, "Babalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter!" derler. Babaları hiçbir şey bilmeyen, doğru yolu bulamayan kimseler olsa da mı?
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Kendilerine: "Allah'ın indirdiğine ve Resule (onların hakemliğine) gelin denildiğinde "Atalarımızı ne halde bulmuşsak o bize yeter!" derler. "Ataları hiçbir şey bilmeyen, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı onlara tabi olacaklar?"
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Onlara: "Allah'ın indirdiğine ve elçiye gelin" denildiğinde, "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter" derler. (Peki,) Ya ataları bir şey bilmiyor ve hidayete ermiyor idilerse?
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Zira onlara, "Allahın indirdiğine ve Elçisine gelin!" denildiğinde, "Atalarımızdan gördüğümüz inançlar ve fiiller bizim için kafidir" diye cevap verirler. Ya ataları hiçbir şey bilmeyen ve doğru yoldan uzak kimseler idiyseler de mi?
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Onlara: -Allah'ın indirdiğine ve Peygambere gelin, denildiğinde: -Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter." derler. Ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayanlar idiyse ya?
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Onlara, Allah'ın indirdiğine ve Resul'e gelin dendiği zaman, "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter." dediler. Peki ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimselerse?
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
"Allah'ın indirdiğine ve elçiye gelin!" denildiğinde, şöyle derler: "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter!" Ataları, bir şey bilmeyen ve doğru yolu bulamayanlar olsa bile mi?
İbni Kesir
Onlara; Allah'ın indirdiğine ve peygambere gelin, denildiği zaman; atalarımızı üstünde bulunduğumuz şey bize yeter, dediler. Ya ataları, bir şey bilmiyor ve doğru yola gitmiyorlar idiyse?
Gültekin Onan
Onlara: "Tanrı'nın indirdiğine ve elçiye gelin" denildiğinde, "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter" derler. (Peki,) Ya ataları bir şey bilmiyor ve hidayete ermiyor idilerse?
Rowad Tercüme Merkezi
(Onlara, “Allah'ın indirdiği kitaba uyunuz!” dendiği zaman, “Hayır, biz atalarımızın yoluna uyarız” derler. Ya ataları akıl erdiremeyen ve doğru yol üzerinde bulunmuyor iselerde mi?
Şaban Piriş
Onlara: Allah’ın indirdiğine ve rasûle gelin, denildiğinde: Atalarımızı üzerinde bulduğumuz (din) bize yeter.” derler. Ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyse?
Ali Özek ve diğerleri
Onlara, «Allah'ın indirdiğine ve Rasûl'e gelin» denildiği vakit, «Babalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol) bize yeter» derler. Ataları hiçbir şey bilmiyor ve doğru yol üzerinde bulunmuyor iseler de mi?
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Bazı hayvanları haram kıldı diyerek Allah'a yalan yere iftira atanlara; Allah'ın indirdiği Kuran'a ve resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetine gelin ki, helali haramdan ayırt edebilin denildiği zaman; "Bize atalarımızdan miras olarak aldığımız inanç, sözler ve fiiller yeter" diyerek cevap verdiler. Ataları hiçbir şey bilmiyor ve hak yolu da bulamazken bu onlara nasıl yeterli olur? Onlara ancak kendilerinden daha cahil ve daha sapık olanlar tabi olur. Şüphesiz onlar sapık cahillerdir.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَإِذَا | إذا | إذا: ظرف زمان يتضمن معنى المفاجأة. | |||
| قِيلَ | قول | وجه الكلام أو الأمر. | |||
| لَهُمْ | ل | اللام: حرف جر يفيد معنى التبليغ. | |||
| تَعَالَوْا | علو | هلموا وأقبلوا. | |||
| إِلَىٰ | إلى | حرف جر يدل على انتهاء الغاية. | |||
| مَا | ما | يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة. | |||
| أَنزَلَ | نزل | الإنزال: الجلب من علو عن طريق الوحي. | |||
| ٱللَّهُ | أله | هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| وَإِلَى | إلى | إلى: حرف جر يدل على انتهاء الغاية. | |||
| ٱلرَّسُولِ | رسل | الرسول من الملائكة هو من يبلغ الرسالة الإلهية عن الله، والرسول من الناس هو من يبعثه الله بشرع ليعمل به ويبلغه، والرسول هنا هو محمد صلى الله عليه وسلم. | |||
| قَالُوا | قول | تكلموا. والقول: معناه الكلام. وقد يُراد بالقول أعمّ من ذلك. | |||
| حَسْبُنَا | حسب | كافينا وكافلنا. | |||
| مَا | ما | يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة. | |||
| وَجَدْنَا | وجد | لقينا أو علمنا. | |||
| عَلَيْهِ | على | على: حرف جر، يُفيد معنى الإستعلاء المجازي. | |||
| ءَابَاءَنَا | أبو | والدينا أو أجدادنا. والآباء بالمد: الوالدون الذكور، وعلى هذا يدخل فيها الأجداد. جمع أب وهو الوالد. | |||
| أَوَلَوْ | لو | لو: أداة للدلالة على الشرط وهي غير امتناعية. | |||
| كَانَ | كون | كان: تأتي غالباً ناقصة للدّلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر، وتسمّى حينئذٍ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمّى حينئذِ تامة، وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تُزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدّل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار، وبمعنى: الاستقبال، وبمعنى الحال، وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل (وكان الله غفوراً رحيماً) لم يزل ذلك. | |||
| ءَابَاؤُهُمْ | أبو | والديهم أو أجدادهم أو أعمامهم. | |||
| لَا | لا | نافية غير عاملة. | |||
| يَعْلَمُونَ | علم | لا يعلمون: لا يعرفون ولا يدركون؛ يقال: علم الخبر عرفه على حقيقته. | |||
| شَيْءًا | شيأ | الشيء: لفظ عام يدل على كل موجود، لأن كل موجود يُسمى شيئاً، وهو ما يصح أن يخبر عنه حسياً كان أو معنوياً؛ فهو: اسم لما يوجد في الأعيان، ولما يتصور في الأذهان. | |||
| وَلَا | لا | لا: نافية غير عاملة. | |||
| يَهْتَدُونَ | هدي | ولا يهتدون: ولا يقبلون الهداية. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{مَا أَنْزَلَ} مد منفصل، يليه إخفاء حقيقي {وَجَدْنَا} الدال
مقلقلة {آبَاءَنَا} مد بدل، يليه مد متصل، ومثله {آبَاؤُهُمْ} {شَيْئًا وَلَا}
إدغام بغنة بين التنوين والواو، وفي الوقف على {شَيْئًا} مد عوض يمد مدًا طبيعيًا.