İsrâ Suresi 5. Ayet

Gece Yürüyüşü · Mekke · Sure 17 · Ayet 5/111

فَإِذَا جَآءَ وَعْدُ أُولَىٰهُمَا بَعَثْنَا عَلَيْكُمْ عِبَادًا لَّنَآ أُو۟لِى بَأْسٍ شَدِيدٍ فَجَاسُوا۟ خِلَـٰلَ ٱلدِّيَارِ ۚ وَكَانَ وَعْدًا مَّفْعُولًا

Fe iza cae va'du ulahuma beasna aleykum ibaden lena ulibe'sin şedidin fe casu hılaled diyar, ve kane va'den mef'ula.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

İsrâ Suresi 5. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

15. cüz · PDF sayfası 1

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. Bu, herhalde yerine gelmesi gereken bir va'd idi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

İmdi birincisinin va'desi geldiği vakıt üzerinize milkiniz, şiddetli harb ehli bir takım kullar göndereceğiz de onlar ta evlerin aralarına girib araştıracaklar, ve bu fı'le çıkarılmış bir va'd oldu

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Birincisinin vakti gelince, üzerinize milkimiz güçlü, savaşçı bir takım kullar göndereceğiz; onlar evlerin aralarına girip araştıracaklar; ve bu gerçekleşmiş bir va'd oldu.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

İşte o ikiden birinci (fesadlarının ceza) va'de (si) gelince (muhaarebede) çok çetin bir kuvvete malik olan kullarımızı üzerinize musallat kıldık da onlar evlerin aralarına kadar girib (sizi) araşdırdılar. (Bu), yerine getirilmiş bir va'd idi.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Birincisinin zamanı gelince üzerinize çok güçlü kullarımızı gönderdik, evlerin aralarına girip (sizi) araştırdılar. Bu, yapılması gereken bir va'd idi.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Onlardan birincisinin vadesi gelince, kuvvet ve şiddet sahibi olan kullarımızı sizin üzerinize musallat ettik de onlar sizi yakalayabilmek için evlerin aralarına bile girerek her tarafı didik didik edip araştırdılar. Bu, yerine getirilmesi gereken bir vaad idi.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Nitekim o ikiden ilk vaid geldiği zaman, oldukça zorlu olan kullarımızı üzerinize gönderdik de (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir sözdü.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Bu yüzden bunlardan ilki hakkında yapılan ön uyarı(nın günü) gelip çattığında kavgada çok çetin kullarımızdan saldık üzerinize, öyle ki bunlar ülkede kıyı bucak girmedik yer bırakmadılar; ve ön uyarının gereği böylece bütünüyle yerine gelmiş oldu.

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Birincisinin zamanı gelince, üzerinize çok şiddetli savaşçı kullarımızı gönderdik de ülkeyi baştan başa ele geçirdiler. Bu, gerçekleşmiş bir hüküm idi.

Erhan Aktaş

Kerim Kur'an

Birincisinin zamanı gelince çok güçlü kullarımızı üzerinize gönderdik. Yurtlarının içlerine kadar girdiler, işgal ettiler. Böylece yapılan uyarı gerçekleşmiş oldu.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Sonunda, birincisinin zamanı geldiğinde, kaba güç kullanan kullarımızı üzerinize gönderdik. Öyle ki, evlerinizin aralarına değin girip araştırdılar. Yerine getirilmesi gereken bir sözdü.

İbni Kesir

O ikiden birincisinin vakti gelince, üzerinize çok güçlü olan kullarımızı saldık. Onlar, memleketin her köşesini kontrollarına aldılar. Bu, yerine gelmiş bir vaad idi.

Gültekin Onan

Nitekim o ikiden ilk vaad geldiği zaman, oldukça zorlu olan kullarımızı üzerinize gönderdik de (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir sözdü.

Rowad Tercüme Merkezi

Birincisinin zamanı gelince, üzerinize güç kuvvet sahibi kullarımızı gönderdik de ülkeyi baştan başa dolaşarak (sizi) aradılar. Bu, gerçekleşmiş bir vaad idi.

Şaban Piriş

Birincisinin zamanı gelince, üzerinize güç kuvvet sahibi kullarımızı gönderdik de ülkeyi baştan başa olaşarak (sizi) aradılar. Bu, gerçekleşmiş bir vaad idi.

Ali Özek ve diğerleri

Bunlardan ilkinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Bunlar, evlerin arasında dolaşarak (sizi) aradılar. Bu, yerine getirilmiş bir vaad idi.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Onlar tarafından birinci bozgunculuk hasıl olunca, üzerlerine güçlü kuvvetli kullarımızı göndeririz ve musallat ederiz. Onları, öldürürler ve onları kovarlar. Bunlar meskenleri arasında dolaşarak geçtikleri yerleri fesada uğratırlar. Bu kullarımız uğradıkları yerleri yıkıp bozarlar. Bu Allah'ın mutlaka yerine getireceği ve gerçekleşecek olan bir vaattir.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
فَإِذَاإذاإذا: ظرف زمان يتضمن معنى الشرط.
جَاءَجيأتحقق وحصل.
وَعْدُوعدميعاد.
أُولَىٰهُمَاأولالمتقدمة منهما.
بَعَثْنَابعثأرسلنا وسلطنا.
عَلَيْكُمْعلىعلى: حرف جر يفيد معنى الإستعلاء المجازي.
عِبَادًاعبدعابدين مخلصين أو خلقا من خلقنا.
لَّنَالاللام: حرف جر يفيد التبيين.
أُولِيأولوأصحاب.
بَأْسٍبأسقوة.
شَدِيدٍشددقوي.
فَجَاسُواجوسجاسوا خلال الديار: مشوا وترددوا خلالها وطافوا فيها للغارة والقتل.
خِلَٰلَخللخلال الديار: بين الدور والمنازل.
ٱلدِّيَارِدورالدور والمنازل.
وَكَانَكونكان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك.
وَعْدًاوعدالوعد: الإلتزام بأمر إزاء الغير، ووعد الله هو الوعد الصدق الحق الذي لا شك فيه.
مَّفْعُولًافعلنافذا.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{جَاءَ} مد متصل {أُولَاهُمَا} مد بدل {عِبَادًا لَنَا أُولِي} إدغام بغير غنة

في التنوين مع اللام. يليه مد منفصل {بَأْسٍ شَدِيدٍ فَجَاسُوا} إخفاء حقيقي في

التنوين مع الشين ومع الفاء {وَعْدًا مَفْعُولًا} إدغام بغنة للتنوين في الميم،

وفي الوقف على {مَفْعُولًا} مد عوض.