Furkân Suresi 8. Ayet
Ayırıcı · Mekke · Sure 25 · Ayet 8/77
أَوْ يُلْقَىٰٓ إِلَيْهِ كَنزٌ أَوْ تَكُونُ لَهُۥ جَنَّةٌ يَأْكُلُ مِنْهَا ۚ وَقَالَ ٱلظَّـٰلِمُونَ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلًا مَّسْحُورًا
Ev yulka ileyhi kenzun ev tekunu lehu cennetunye'kulu minha, ve kalez zalimune in tettebiune illa raculen meshura.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Furkân Suresi 8. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya!" Zalimler, (inananlara): "Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Veya ona bir hazine bırakılıverse, yahud güzel bir bağçesi olsa da ondan yese ya! hem o zalimler "siz, sırf büyülenmiş bir adama tabi' oluyorsunuz" dediler
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Veya ona bir hazine bırakılsa ya da onun güzel bir bahçesi olsa da ondan yese ya!" dediler. Yine o zalimler: "Siz, yalnız büyülenmiş bir adama tabi oluyorsunuz!" dediler.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
"Yahud ona (gökden) bir hazine atılmalı, yahud onun, (meyvelerinden) yiyeceği bir bostanı bulunmalı değil miydi"? O zaalimler (kafirler, mü'minlere) dedi ki: "Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına tabi' olmuyorsunuz"!
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
"Yahut üstüne bir hazine atılmalı, yahut kendisinin ürününden yiyeceği bir bahçesi olmalı değil mi?" Ve zalimler: "Siz başka değil, sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
"Yahut kendine bir hazine verilse, yahut kendisinin içinden yiyeceği bir bahçesi olsaydı!" Hasılı o zalimler: "Doğrusu siz, sadece büyülenmiş bir adamın peşine düşmüşsünüz." dediler.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
"Ya da kendisine bir hazinenin bırakılması veya (ürünlerinden) yemekte olduğu bir bahçesi olması (gerekmez miydi)?" Zulmedenler dedi ki: "Siz olsa olsa, ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz."
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Yahut kendisine (Allah tarafından) bir hazine verilseydi, yahut (zahmetsiz) yiyip içtiği (tılsımlı) bir bahçesi olsaydı ya!" Ve bu zalimler (birbirlerine): "Eğer (Muhammed'e) uyacak olsaydınız, büyülenmiş bir adamdan başkasına (uymuş, olmazdınız)!" diyorlar.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Veya kendisine bir hazine verilseydi, veya bir bahçesi olsaydı da oradan yeseydi .. Zalimler "Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz" dediler.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
"Veya ona bir hazine verilseydi veya kendisinden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya!" Bu zalimler: "Siz yalnızca büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz." dediler.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Veya "Ona, bir gömü verilseydi?" veya "İçinden yiyeceği bir bahçesi olsaydı?" Haksızlık yapanlar, bir de şöyle dediler: "Yalnızca, büyülenmiş bir adamı izliyorsunuz!"
İbni Kesir
Yahut kendisine bir hazine verilmeli veya besleneceği bir bahçe olmalı değil miydi? O zalimler dediler ki: Siz, büyülenmiş bir adamdan başkasına tabi olmuyorsunuz.
Gültekin Onan
"Ya da kendisine bir hazinenin bırakılması veya (ürünlerinden) yemekte olduğu bir bahçesi olması (gerekmez miydi)?" Zulmedenler dedi ki: "Siz olsa olsa, ancak büyülenmiş birisine (erkeğe) uyuyorsunuz."
Rowad Tercüme Merkezi
“Yahut ona bir hazine verilmeli ya da mahsullerinden yiyeceği bir bahçesi olmalı değil miydi?” Zalimler: “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediler.
Şaban Piriş
Veya kendisine bir hazine verilseydi veya bir bahçesi olsaydı da oradan yeseydi. Zalimler “Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz” dediler.
Ali Özek ve diğerleri
Yahut kendisine bir hazine verilmeli veya içinden yiyip (meşakkatsizce geçimini sağlayacağı) bir bahçesi olmalıydı. (Ayrıca) o zalimler (müminlere): Siz, ancak büyüye tutulmuş bir adama uymaktasınız! dediler.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
"Yahut kendisine gökten bir hazine verilmeli veya mahsullerinden yiyeceği bir bahçesi olmalıydı. Böylece rızkını talep etmek için çarşı pazarda dolaşmaya ihtiyaç duymazdı." (Ayrıca) o zalimler (müminlere): "Ey Müminler! Siz, ancak büyü sebebi ile aklına yenik düşmüş bir adama uymaktasınız!" dediler.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| أَوْ | أو | حرف عطف يفيد التفصيل. | |||
| يُلْقَىٰ | لقي | يلقى إليه: ينزل عليه. | |||
| إِلَيْهِ | إلى | إلى: حرف جر يدل على انتهاء الغاية. | |||
| كَنزٌ | كنز | مال مدفون تحت الأرض، ويراد به المال الكثير. | |||
| أَوْ | أو | حرف عطف يفيد التفصيل. | |||
| تَكُونُ | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| لَهُ | ل | اللام: حرف جر يفيد الإختصاص. | |||
| جَنَّةٌ | جنن | الجنة في الدنيا: الحديقة ذات الأشجار والأنهار والثمار، والجنة في الآخرة: دار النعيم المقيم بعد الموت. | |||
| يَأْكُلُ | أكل | الأكل: تناول الطعام. | |||
| مِنْهَا | مِن | من: حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| وَقَالَ | قول | وتكلم. | |||
| ٱلظَّٰلِمُونَ | ظلم | الجائرون المتجاوزون للحد بالكفر أو الفسق أو نحوهما. | |||
| إِن | إن | حرف نفي بمعنى "ما" النافية. | |||
| تَتَّبِعُونَ | تبع | تطيعون. | |||
| إِلَّا | إلا | أداة حصر ويسمى الاستثناء هنا مفرغا. | |||
| رَجُلًا | رجل | الرجل: الذكر البالغ من بني آدم. | |||
| مَّسْحُورًا | سحر | من فعل به السحر، أو من غذي بالطعام فأصيب بعلة بسببه. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{يُلْقَى إِلَيْهِ} مد منفصل {كَنْزٌ} إخفاء حقيقي في النون مع الزاي {لَهُ}
صلة قصيرة {جَنَّةٌ يَأْكُلُ} غنة في النون المشددة. يليها إدغام بغنة في التنوين
مع الياء {إِنْ تَتَّبِعُونَ} إخفاء حقيقي للنون في التاء {رَجُلًا مَسْحُورًا}
إدغام بغنة في التنوين مع الميم. وفي وصلها مع ما بعدها يكسر التنوين لئلا يلتقي
الساكنان.