Furkân Suresi 46. Ayet
Ayırıcı · Mekke · Sure 25 · Ayet 46/77
ثُمَّ قَبَضْنَـٰهُ إِلَيْنَا قَبْضًا يَسِيرًا
Summe kabadnahu ileyna kabdan yesira.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra onu kendimize yavaş yavaş çektik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Sonra nasıl tutıp onu azar azar kendimize almaktayız?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra da tutup onu azar azar nasıl kendimize almaktayız.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Sonra onu (uzanan o gölgeyi nasıl) azar azar alıb kendimize çekdik.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Sonra (güneş yükseldikçe) gölgeyi yavaş yavaş çekip aldık.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
(45-46) Bakmaz mısın Rabbin gölgeyi nasıl uzatıyor? Dileseydi onu hareketsiz kılardı. Sonra nasıl Güneş'i ona delil kılıyoruz? Sonra da nasıl tutup onu azar azar Kendimize doğru dilediğimiz yere alıyoruz.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Sonra da onu tutup kendimize ağır ağır çekmişizdir.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
ve sonra da onu yavaş yavaş Kendimize çekmekteyiz.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Sonra, onu kendimize doğru yavaş yavaş çektik.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Sonra da onu kolayca kendimize çektik.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Sonra, onu, yavaş bir biçimde Kendimize çekiyoruz.
İbni Kesir
Sonra onu yavaş yavaş kendimize çekmişizdir.
Gültekin Onan
Sonra da onu tutup kendimize ağır ağır çekmişizdir.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Sonra, gölgeyi Güneş'in yükselmesine göre kademe kademe yavaş yavaş kendimize doğru çektik.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Sonra onu yavaş yavaş kendimize çekmişizdir.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
45- Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? Dileseydi onu hareketsiz kılardı. Sonra güneşi ona delil kıldık. 46- Sonra onu yavaş yavaş kendimize doğru çektik.
45-46. Yani sen, gözünle ve basiretinle Rabbinin kudretini, kemalini ve rahmetinin genişliğini görmedin mi? O gölgeyi kulların üzerine uzatıp çeker. Bu güneşin doğuşundan önce olan bir şeydir. “Sonra ona güneşi delil kıldık.” Yani güneşi gölgeye delil kıldık. Güneş olmasaydı gölgenin varlığı bilinmezdi, çünkü zıt şeyler birbirleriyle tanınırlar. Güneş yükseldikçe gölge de yavaş yavaş kısalır ve nihâyet tamamen ortadan kalkar. Gözleriyle bu vakıayı gören insanlar için gölge ve güneşin gelmesi ve bunun sonucu olarak da gece ile gündüzün değişip durması, birinin diğerinin ardından gelmesi, mevsimlerin birbirlerini izlemesi ve bundan dolayı da pek çok maslahatların meydana gelmesi, hiç şüphesiz Allah’ın kudret, azamet ve rahmetinin kemalinin, kullarına gösterdiği inâyetin en açık delillerindendir. Yine O’nun tek başına mabud, yaptıklarından dolayı hamde layık, sevgi ve tazimi hak eden, celâl ve ikram sahibi olduğuna da delildir.