En'âm Suresi 108. Ayet
Enam · Mekke · Sure 6 · Ayet 108/165
وَلَا تَسُبُّوا۟ ٱلَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ فَيَسُبُّوا۟ ٱللَّهَ عَدْوًۢا بِغَيْرِ عِلْمٍ ۗ كَذَٰلِكَ زَيَّنَّا لِكُلِّ أُمَّةٍ عَمَلَهُمْ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّهِم مَّرْجِعُهُمْ فَيُنَبِّئُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
Ve la tesubbullezine yed'une min dunillahi fe yesubbullahe adven bi gayri ilm, kezalike zeyyenna li kulli ummetin amelehum summe ila rabbihim merciuhum fe yunebbiuhum bima kanu ya'melun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
En'âm Suresi 108. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onların, Allah'ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah'a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Maamafih onların Allahdan beride taptıklarına sebb de etmeyin ki cehaletle tecavüz ederek Allaha sebbetmesinler; her ümmete böyle amellerini tezyin etmişizdir, sonra ise hep dönüp Allaha varacaklar, o vakıt kendilerine temamen haber verecek ne yapıyorlardı
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Buna rağmen onların Allah'tan başka taptıklarına sövmeyin ki, onlar da cahillikle Allah'a sövmesinler. Her millete yaptıklarını böyle güzel göstermişizdir. Sonra hep dönüp Allah'a varacaklar. O zaman O, kendilerine ne yaptıklarını tamamen haber verecek.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Allahdan başkasını (Tanrı edinerek) çağıranlara sövmeyin. Sonra onlar da haddi aşarak nadanlıkta Allaha söverler. Biz her ümmetin yapdıklarını (kendilerine) öylece hoş gösterdik. Sonunda, dönüşleri yalınız Rablerinedir. Artık O, ne yapıyor idiyseler kendilerine haber verecekdir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
(Onların) Allah'tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da bilmeyerek taşkınlıkla Allah'a sövmesinler! Biz, her ümmete yaptıkları işi böyle süslü gösterdik; sonunda dönüşleri Rablerinedir. O, onlara ne yaptıklarını haber verecektir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Onların Allah'tan başka yalvardıkları tanrılarına hakaret etmeyin ki, onlar da cahillik ederek hadlerini aşıp Allah'a hakaret etmesinler. Böylece her ümmete, yaptıkları işi güzel gösterdik. Sonra dönüşleri yalnız O'na olacak ve O da yaptıklarını kendilerine bir bir bildirip karşılığını verecektir.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Allah'tan başka yalvarıp yakardıklarına (taptıklarına) sövmeyin; sonra onlar da haddi aşarak bilmeksizin Allah'a söverler. İşte böyle, biz her ümmete yaptıklarını süslü (çekici) gösterdik, sonra onların son varışları Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını onlara haber verecektir.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Onların Allahtan başka yalvarıp sığındıkları (varlıklar)a sövmeyin ki onlar da kin ve cehaletten dolayı Allaha sövmesinler: zira Biz her topluma kendi yaptıklarını güzel gösterdik. (Ama) zaman geldiğinde onlar Rablerine döneceklerdir: O zaman Allah onlara bütün yaptıklarını (en doğru şekilde) anlatacaktır.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Müşriklerin, Allah'tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da taşkınlık ederek cahilce Allah'a sövmesinler. Her toplumun yaptığını böyle süslemişizdir. Sonra Rab'lerine döndürülürler de, O, kendilerine ne yaptıklarını haber verir.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Allah'ın yanı sıra yöneldiklerine hakaret etmeyin ki onlar da hadlerini aşarak cahillikle Allah'a hakaret etmesinler. Her ümmetin yaptıklarını, kendilerine süslü gösterdik. Sonra Rabb'lerine döneceklerdir. O, onlara yaptıklarını haber verecektir.[1]
Tefsir / dipnot (1)
Ayette de görüldüğü gibi Müslimler kesinlikle hakaret dili kullanamazlar. Allah, inancı düşüncesi ve kimliği ne olursa olsun hiç kimseye hakaret edilmesini uygun görmemektedir. Hakaret etmek, hakaret edilmeyi uygun görmek demektir.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Allah'tan başka ayrıca taptıklarına sövmeyin. Sonra, onlar da sınırı aşarak bilgisizce Allah'a söverler. Her topluluğa, kendi yaptıklarını, işte böyle çekici gösterdik. Sonra, Efendilerine dönecekler; O, yaptıklarını onlara bildirecektir.
İbni Kesir
Allah'tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki; onlar da bilmeyerek, haddi aşıp Allah'a sövmesinler. İşte böylece bir ümmete yaptıklarını hoş gösterdik. Sonra dönüşleri Rabblarınadır. Artık O, kendilerine ne yapmakta olduklarını haber verir.
Gültekin Onan
Tanrı'dan başka yalvarıp yakardıklarına (taptıklarına) sövmeyin; sonra onlar da haddi aşarak bilmeksizin Tanrı'ya söverler. İşte böyle, biz her ümmete yaptıklarını süslü (çekici) gösterdik, sonra onların son varışları rablerinedir. O, yapmakta olduklarını onlara haber verecektir.
Rowad Tercüme Merkezi
Müşriklerin, Allah’tan başka dua ettiklerine sövmeyin ki, onlar da taşkınlık ederek cahilce Allah’a sövmesinler. Her toplumun yaptığını böyle süslemişizdir. Sonra Rablerine döndürülürler de O, kendilerine (dünyada) ne yaptıklarını haber verir.
Şaban Piriş
Müşriklerin, Allah’tan başka dua ettiklerine sövmeyin ki, onlar da taşkınlık ederek cahilce Allah’a sövmesinler. Her toplumun yaptığını böyle süslemişizdir. Sonra Rab’lerine döndürülürler de O, kendilerine (dünyada) ne yaptıklarını haber verir.
Ali Özek ve diğerleri
Allah’tan başkasına tapanlara (ve putlarına) sövmeyin; sonra onlar da bilmeyerek Allah'a söverler. Böylece biz her ümmete amelini böyle süslemişizdir; sonunda dönüşleri Rablerinedir. Artık O, ne yaptıklarını kendilerine bildirecektir.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
-Ey Müminler!- Değersiz olmalarına ve sövülmeyi hak etmelerine rağmen müşriklerin Allah ile birlikte taptıkları putlara sövmeyin ki, müşrikler de haddi aşıp cehaletlerinden dolayı Allah Teâlâ'ya yakışık almayacak sözler söylemesinler. Bunlara üzerinde bulundukları sapıklıkları güzel gösterildiği gibi, her ümmete de hayır ya da şer amellerini güzel gösterdik. Bunun akabinde onlara güzel gösterdiğimiz şeyleri işlediler. Sonra kıyamet gününde Rablerine döndürülürler. Onlara dünyada yaptıklarını haber verecek ve yaptıklarının karşılığını verecektir.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَلَا | لا | لا: حرف نهي. | |||
| تَسُبُّوا | سبب | لا تسبوا: لا تنالوا غيركم بالشتم الوجيع. | |||
| ٱلَّذِينَ | الذي | اسم موصول للجمع المذكَّر. | |||
| يَدْعُونَ | دعو | يعبدون. | |||
| مِن | مِن | حرف جر، يُفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| دُونِ | دون | من دون الله: أي معه أو غيره أو متجاوزينه. | |||
| ٱللَّهِ | أله | هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| فَيَسُبُّوا | سبب | السب: النيل من الغير بالشتم الوجيع. | |||
| ٱللَّهَ | أله | هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| عَدْوًا | عدو | اعتداء وظلما. | |||
| بِغَيْرِ | غير | غير: وردت أحيانا بمعنى"إلا"وأحيانا بمعنى"دون"وأحيانا صفة. | |||
| عِلْمٍ | علم | علم: معرفة. | |||
| كَذَٰلِكَ | ذا | أي مثل ذلك. وذلك: اسم إشارة للمفرد المذكر البعيد. | |||
| زَيَّنَّا | زين | حسنَّا وجمَّلنا. | |||
| لِكُلِّ | كلل | كل: لفظ يدل على الشمول والإستغراق. | |||
| أُمَّةٍ | أمم | الأمة: جماعة من الناس يجمعها أمر ما. | |||
| عَمَلَهُمْ | عمل | العمل: بالتحريك مصدر عمل جمع أعمال، كل فعل كان بقصد وفكر سواء كان من أفعال القلوب كالنية أم من أفعال الجوارح كالصلاة. والعمل أيضا: هو ما يحتاج إلى بذل الجهد لتحقيق الغاية. | |||
| ثُمَّ | ثم | حرف استئناف يفيد التشريك في الحكم والترتيب مع التراخي غالبا. | |||
| إِلَىٰ | إلى | حرف جر، يدلّ على انتهاء الغاية. | |||
| رَبِّهِم | ربب | الرب، معناه: الإله المعبود، والخالق، والمالك، والسيد، والمربي، والقائم، والمنعم، والمصلح، والجابر، والمدبر لخلقه كما يشاء على ما تقتضيه حكمته، والجمع: أرباب وربوب. والرب: اسم من أسماء الله تعالى ولا يقال في غيره إلا بالإضافة. | |||
| مَّرْجِعُهُمْ | رجع | رجوعهم وعودتهم ومصيرهم. | |||
| فَيُنَبِّئُهُم | نبأ | فيخبرهم. | |||
| بِمَا | ما | ما: يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة أو مصدرية. | |||
| كَانُوا | كون | كان: تأتي غالباً ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| يَعْمَلُونَ | عمل | العمل: بالتحريك مصدر عمل جمع أعمال، كل فعل كان بقصد وفكر سواء كان من أفعال القلوب كالنية أم من أفعال الجوارح كالصلاة. والعمل أيضا: هو ما يحتاج إلى بذل الجهد لتحقيق الغاية. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
حذفت الواو وصلًا من {تَسُبُّوا الَّذِينَ} {فَيَسُبُّوا اللَّهَ} للساكن
بعدهما، وفي {يَدْعُونَ} قلقلة، وكذا {عَدْوًا}. وفي {مِنْ دُونِ} إخفاء حقيقي،
وفي {عَدْوًا بِغَيْرِ} إقلاب، وفي {زَيَّنَّا} غنة، ومد طبيعي {أُمَّةٍ} غنة،
وكذا {ثُمَّ} وفى {رَبِّهِمْ مَرْجِعُهُمْ} إدغام تماثل صغير، ومع الفاء بعدها
إظهار شفوي {فَيُنَبِّئُهُمْ بِمَا} إخفاء شفوي.