Duhân Suresi 50. Ayet
Duman · Mekke · Sure 44 · Ayet 50/59
إِنَّ هَـٰذَا مَا كُنتُم بِهِۦ تَمْتَرُونَ
İnne haza ma kuntum bihi temterun.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir!"
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
İşte o sizin şekk ve mücadele edip durduğunuz bu
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İşte o sizin şüphe ve mücadele edip durduğunuz şey budur.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
"Şübhesiz ki bu, (hakkında) şübhe, ve mücadele edib durduğunuz şeydir".
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
İşte o kuşkulanıp durduğunuz şey budur!"
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
(47-50) Allah Zebanilere: "Tutun onu da" buyurur, "cehennemin ta ortasına sürükleyin. Sonra da başının üstünden kaynar su dökün!" ve deyin ki: "Tat bakalım! Hani üstündün, kudretliydin, asildin!" İşte hakkında şüphe ve mücadele ettiğiniz o gerçek budur.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
"Gerçekten bu, sizin kuşkuya kapıldığınız şeydir."
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
İşte siz (hakikat inkarcı)larının sorguladığı şey budur!"
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
İşte bu sizin hakkında şüphe ettiğiniz şeydir.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Bu, sizin kendisinden kuşku duyduğunuz şeydir.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
"Kuşkulanıp durduğunuz şey, işte budur!"
İbni Kesir
İşte bu; doğrusu şüphelenip durduğunuz şeydir.
Gültekin Onan
Gerçekten bu sizin kuşkuya kapıldığınız şeydir.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Şüphesiz bu, kıyamet gününde gerçekleşmesi hakkında şüphe ettiğiniz azaptır. Ne var ki azabı gördüğünüz vakit daha önceden duyduğunuz şüpheniz artık ortadan kalkmıştır.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
İşte bu; doğrusu şüphelenip durduğunuz şeydir.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
43- Şüphesiz ki Zakkûm ağacı, 44- Günahkârların yiyeceğidir. 45- Erimiş maden gibidir; karınlarda kaynar; 46- Tıpkı kaynar suyun kaynaması gibi. 47- “Tutun onu ve sürükleyerek götürün cehennemin ortasına!” 48- “Sonra da başından aşağı o kaynar azap suyundan dökün!” 49- “Tat bakalım. Çünkü sen güçlü ve değerli imişsin!” 50- “İşte bu, sizin (dünyadayken) şüphe ettiğiniz (azaptır)!”
43-44. Yüce Allah, Kıyamet gününü ve o günde kulları arasında ayırt edici hükmü vereceğini söz konusu ettikten sonra, onların iki gruba ayrılacaklarını, bir grubun cennette olacağını, diğer grubun ise cehennem ateşi içerisinde olacağını belirtti. Bu sonuncu grup, küfür ve masiyetler işleyerek günahkâr olanlardır. Bunların yiyecekleri, ağaçların en kötüsü ve en fecisi olan “Zakkûm ağacı”dır. 45-50. Bu ağacın tadı ise “erimiş maden gibidir.” Yahut oldukça kötü kokan, tadı da kötü, kokusu da kötü, son derece sıcak bir irin gibidir. “Karınlarda kaynar, tıpkı kaynar suyun kaynaması gibi.” Azap edilecek olana şöyle denilecektir: Haydi bu can yakıcı azabı ve bu vahim cezayı “tat bakalım! Çünkü sen güçlü ve değerli imişsin!” Kendi kanaatine göre sen, Allah’ın azabına karşı kendini koruyacak güçlü bir kimse olduğunu zannediyordun. Allah nezdinde de değerli olduğunu ve sana hiçbir şekilde azap etmeyeceğini ileri sürüyordun. İşte bu gün, sen zillete düşürülen, tahkir edilen, son derece değersiz bir kişi olduğunu açıkça görüyorsun. “İşte bu” pek büyük olan bu azab, “sizin (dünyadayken) şüphe ettiğiniz (azaptır).” Ama artık sizin için son derece kesin bir bilgidir.