Câsiye Suresi 32. Ayet
Diz Çöküş · Mekke · Sure 45 · Ayet 32/37
وَإِذَا قِيلَ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَٱلسَّاعَةُ لَا رَيْبَ فِيهَا قُلْتُم مَّا نَدْرِى مَا ٱلسَّاعَةُ إِن نَّظُنُّ إِلَّا ظَنًّا وَمَا نَحْنُ بِمُسْتَيْقِنِينَ
Ve iza kile inne va'dallahi hakkun ves saatu la reybe fiha kultum ma nedri mes saatu in nezunnu illa zannen ve ma nahnu bi musteykınin.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Câsiye Suresi 32. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Şüphesiz, Allah'ın va'di gerçektir, kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur" dendiği zaman ise; "Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, sadece zannediyoruz. Biz bu konuda kesin kanaat sahibi değiliz" demiştiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Hem Allahın va'dı haktır ve o saatın geleceğinde şübhe yoktur denildiğinde demiştiniz ki: bilmiyoruz saat nedir? Yalnız bir zandır zannediyoruz fakat biz yakin edinmiş değiliz
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hem "Allah'ın va'di gerçektir ve o kıyametin geleceğinden şüphe yoktur." denildiğinde, demiştiniz ki: "Kıyamet nedir, bilmiyoruz. Yalnız bir zandan ibaret sanıyoruz, fakat biz bu hususta kesin bir bilgi edinmiş değiliz!"
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
(Ey kafirler, size:) "Şübhesiz Allahın va'di hakdır. O saattin geleceğin) de asla şübhe yokdur" denildiği zaman siz "O saat de neymiş, bilmiyoruz. Tereddüdden başka bir zamanda bulunmuyoruz. Biz (onun muhakkak geleceğine) kat'i inan ve bilgi besleyenler değiliz" dediniz.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
"Allah'ın va'di gerçektir, (Duruşma) sa'at(inin geleceğin)de şüphe yoktur" dendiği zaman: "Sa'at nedir, bilmiyoruz, (onu) sadece (bir kuruntu) sanıyoruz biz ona inanmıyoruz" demiştiniz ha?!"
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Size: "Allah'ın vadi gerçektir, kıyamet (dirilme) saati mutlaka gelecektir" denildiğinde siz: "Kıyamet neymiş bilmeyiz, biz olsa olsa bir zan ve tahminde bulunabiliriz, ama biz kesin bir tarzda ona inanmayız." demiştiniz.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
"Gerçekten Allah'ın va'di haktır, kıyamet saatinde hiçbir kuşku yoktur" denildiği zaman, siz: "Kıyamet saati de neymiş, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zan (ve tahmin)de bulunup zannediyoruz; biz, kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz" demiştiniz.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Çünkü "Bakın, Allah'ın vaadi her zaman gerçekleşir ve Son Saat(in gelişi) hakkında hiçbir şüphe olamaz" denildiğinde siz şu cevabı verirdiniz: "Son Saat'in ne olduğunu bilmiyoruz, onun boş bir zandan başka bir şey olmadığını düşünüyoruz ve (sonuçta) ona kani olmuş değiliz!"
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Allah'ın verdiği söz haktır ve kıyametin kopacağında şüphe yoktur, denildiği zaman: -Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Yalnız olmadığını sanıyoruz. Bu konuda kesin bir bilgi sahibi değiliz.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
"Allah'ın verdiği söz gerçektir ve Sa'at[1] mutlaka gelecektir." dendiği zaman, siz: "Biz, o Sa'at nedir bilmeyiz? Yalnızca bir varsayım olduğunu sanıyoruz, kesin bilgi sahibi değiliz." dediniz.
Tefsir / dipnot (1)
Kıyamet.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
"Allah'ın sözünü verdiği kesinlikle gerçektir. Evrenlerin sonu hakkında da kuşku yoktur!" denildiğinde, şunu söylediniz: "Evrenlerin sonunun ne olduğunu bilmiyoruz. Yalnızca bir sanı olduğunu düşünüyoruz; kesin bir bilgimiz de yok!"
İbni Kesir
Allah'ın vaadi haktır ve kıyamet günü hakkında hiç şüphe yoktur, denildiği zaman; siz demiştiniz ki: Kıyamet nedir? bilmiyoruz, ancak bir takım tahminlerde bulunuyoruz. Onun hakkında kesin bir bilgi elde etmiş değiliz.
Gültekin Onan
"Gerçekten Tanrı'nın vaadi haktır, kıyamet saatinde hiçbir kuşku yoktur" denildiği zaman, siz: "Kıyamet saati de neymiş, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zan (ve tahmin)de bulunup zannediyoruz; biz, kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz" demiştiniz.
Rowad Tercüme Merkezi
"Allah’ın verdiği söz haktır ve kıyametin kopacağında şüphe yoktur." denildiği zaman: "Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Yalnız onun hakkında (gerçekten olacağını) sadece zannediyoruz. Bu konuda kesin bir bilgi sahibi değiliz" derdiniz.
Şaban Piriş
Allah’ın verdiği söz haktır ve kıyametin kopacağında şüphe yoktur, denildiği zaman: Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Yalnız onun hakkında (gerçekten olacağını) sadece zannediyoruz. Bu konuda kesin bir bilgi sahibi değiliz.
Ali Özek ve diğerleri
«Allah'ın vaadi gerçektir, kıyamet gününde şüphe yoktur» dendiği zaman: Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, onun bir tahminden ibaret olduğunu sanıyoruz; (onun hakkında) kesin bir bilgi elde etmiş değiliz, demiştiniz.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Sizlere"Allah'ın -kullarını tekrar diriltip hak ettikleri karşılıklarını vereceği sözü- haktır; gerçekten onda bir şüphe yoktur." denildiği zaman siz de şöyle derdiniz: "Biz bu kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Biz yalnızca onun meydana geleceği hakkında zayıf bir zan içindeyiz. Kıyametin kopacağına dair kesin bir bilgi sahibi değiliz."
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَإِذَا | إذا | إذا: ظرف زمان يتضمن معنى المفاجأة. | |||
| قِيلَ | قول | وجه الكلام أو الأمر. | |||
| إِنَّ | إنّ | حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة. | |||
| وَعْدَ | وعد | الوعد: الإلتزام بأمر إزاء الغير، ووعد الله هو الوعد الصدق الحق الذي لا شك فيه. | |||
| ٱللَّهِ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى | |||
| حَقٌّ | حقق | الوعد الحق: الناجز الذي لا يتخلف، وذلك لأنه وصف لوعد الله. | |||
| وَٱلسَّاعَةُ | سوع | الساعة: يوم القيامة. | |||
| لَا | لا | نافية للجنس. و"لا": حرف نفي، وحرف نهي. | |||
| رَيْبَ | ريب | الشك والاضطراب الشديد | |||
| فِيهَا | في | في: حرف جر يفيد معنى الظرفية المجازية. | |||
| قُلْتُم | قول | تكلمتم. | |||
| مَّا | ما | نافية غير عاملة. | |||
| نَدْرِي | دري | ما ندري: ما نعلم. | |||
| مَا | ما | اسم يستفهم به عن غير العاقل وعن حقيقة الشيء أو صفته. | |||
| ٱلسَّاعَةُ | سوع | يوم القيامة. | |||
| إِن | إن | حرف نفي بمعنى "ما" النافية. | |||
| نَّظُنُّ | ظنن | نعتقد. | |||
| إِلَّا | إلا | أداة حصر ويسمى الاستثناء هنا مفرغا. | |||
| ظَنًّا | ظنن | علما من غير يقين. | |||
| وَمَا | ما | ما: نافية تعمل عمل "ليس". | |||
| نَحْنُ | نحن | ضمير المتكلمين مثنى وجمعا، ذكورا وإناثا. | |||
| بِمُسْتَيْقِنِينَ | يقن | بعالمين على وجه اليقين. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{إِنَّ} غنة {حَقٌّ وَالسَّاعَةُ} إدغام بغنة {قُلْتُمْ مَا نَدْرِي} في
الميمين إدغام تماثل صغير، وفي الدال قلقلة {إِنْ نَظُنُّ} إدغام بغنة من باب
التماثل الصغير. وفي النون المشددة غنة {ظَنًّا وَمَا} غنة في النون المشددة،
يليها إدغام بغنة للتنوين في الواو. وفي رؤوس الآى مد عارض للسكون وقفًا