Beyyine Suresi 5. Ayet

Kanıt · Medine · Sure 98 · Ayet 5/8

وَمَآ أُمِرُوٓا۟ إِلَّا لِيَعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ حُنَفَآءَ وَيُقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ ۚ وَذَٰلِكَ دِينُ ٱلْقَيِّمَةِ

Ve ma umiru illa li ya'budullahe muhlisine lehud dine hunefae ve yukimus salate ve yu'tuz zekate ve zalike dinul kayyimeh.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Beyyine Suresi 5. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

30. cüz · PDF sayfası 18

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Halbuki onlara, ancak dini Allah'a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O'na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekatı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Halbuki onlar ancak şununla emr olunmuşlardı: hakperest müvahhid (hanifler) olarak dini Allah için halis kılarak yalnız Allaha ıbadet etsinler ve namazı dürüst kılsınlar ve zekatı versinler ve odur "dini kayyime"

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Oysa onlar, hakka tapan, Allah'ı birleyiciler olarak dini yalnızca Allah'a tahsis edip Allah'a ibadet etsinler, namazı dosdoğru kılsınlar ve zekatı versinler diye emrolunmuşlardı ancak. İşte odur dosdoğru din!

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Halbuki onlar Allaha, Onun dininde ihlas (ve samimiyyet) erbabı ve muvahhidler olarak, ibadet etmelerinden, namazı dosdoğru kılmalarından, zekatı vermelerinden başkasıyle emr olunmamışlardı. En doğru din de bu idi.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Oysa kendilerine, dini yalnız Allah'a halis kılıp O'nu birleyerek Allah'a kulluk etmeleri, namazı kılmaları, zekatı vermeleri emredilmişti. İşte doğru din oydu.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Halbuki onlara, şirkten uzak olarak yalnız Allah'a ibadet etmeleri, namazı hakkıyla ifa etmeleri, zekatı vermeleri emredilmişti. İşte sağlam, dosdoğru din budur.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Oysa onlar, dini yalnızca O'na halis kılan hanifler (Allah'ı birleyenler) olarak sadece Allah'a kulluk etmek, namazı dosdoğru kılmak ve zekatı vermekten başkasıyla emrolunmadılar. İşte en doğru (dimdik ve sapasağlam) din budur.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Oysa kendilerine yalnızca Allah'a ibadet etmeleri, bütün içtenlikleriyle yalnız O'na iman ederek batıl olan her şeyden uzak durmaları; namazlarında dikkatli ve devamlı olmaları; ve karşılıksız harcamada bulunmaları emrolunmuştu çünkü bu, doğruluğu kesin ve açık olan bir ahlaki değerler sistemidir.

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Onlar, sadece dini/otoriteyi Allah'a has kılan hanifler olarak ona kulluk etmek, namazı kılmak, zekatı vermek ile emrolunmuşlardı. İşte dosdoğru din budur.

Erhan Aktaş tefsirli

Kerim Kur'an

Oysa Allah'a kulluktan ve dini hanifler[1] olarak O'na has kılmaktan ve salatı ikame etmekten,[2] zekatı yapmaktan[2] başka bir şeyle emrolunmadılar. İşte doğru din budur.

Tefsir / dipnot (2)

Şirk koşmaksızın Allah'a yönelmiş olan.

Salatın namaz kılmak anlamının yanı sıra birçok anlamı bulunmaktadır. Bu ayetteki salat, "namaz kılmak" anlamında değildir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkip: İbadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah'a yönelmeyi, kulluğu ve duayı "şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkipteki "vermek" kelimesinin kök harfleri (Elif-Te-Ye) olup, 549 yerde geçmektedir. Her ne kadar bu terkipte," vermek" anlamına gelen "Atu" kelimesi yer alsa da () atu kelimesine, () Eta "yapmak" anlamının verilmesi de uygundur. Bu kelime kök anlamı itibarıyla yaygın olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: "Yapmak", "getirmek" ve "vermek." Arınmak, aklanmak, temizlenmek demek olan "zekat", verilen bir şey değil, "yapılan" bir şeydir. Kur'an, zekat kelimesini "arınmak" anlamında kullanmaktadır (Bkz. 19:13). Zekat, "mali yardım" demek değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Kur'an'daki mali yardımın adı sadakadır (Bkz. 9:60). Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır.

Ali Rıza Safa tefsirli

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Üstelik onlara, dini yalnızca Allah'a içtenlikle özgüleyerek O'na hizmet etmek, namazı kılmak ve zekatı vermek dışında bir buyruk verilmemişti. Dinin kaynağı ve dayanağı, işte budur.[609]

Tefsir / dipnot (1)

"Dinin kaynağı ve dayanağı" bildiriminin yer aldığı bu ayetle birlikte, 9:36; 12:40; 30:30,43 ayetleri, "Geri çevrilmesi olanaksız olan gün gelmeden önce; dinin yalnızca Allah'a içtenlikle özgülenmesi, Allah'tan başkasına hizmet edilmemesi, gerçeğe aykırı olan şeylerden uzaklaşılması, namaz kılınması, zekat verilmesi ve hac görevinin dört kutsal ay boyunca yapılması" buyruklarını içermektedir. Dinin kaynağı ve dayanağı bildirimi, Kur'an çevirilerinde, "Dosdoğru din" veya "Sağlam din" veya "Eskimez ve aşınmaz din" veya "Kıyamete dek devam edecek din" biçiminde çevrilmiştir. "Dinin yalnızca Allah'a özgülenerek O'na hizmet edilmesi" bildirimi, 7:29; 10:22; 29:65; 31:32; 39:2,11,14; 40:14,65 ayetlerinde tekrarlanır.

İbni Kesir

Halbuki onlar; doğruya yönelerek, dini yalnız Allah'a tahsis ederek O'na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekle emrolunmuşlardı. En doğru din de işte budur.

Gültekin Onan

Oysa onlara, dini yalnızca O'na halis kılan hanifler olarak sadece Tanrı'ya kulluk etmek, namazı dosdoğru kılmak ve zekatı vermekten başkası buyrulmadı. İşte en doğru (dimdik ve sapasağlam) din budur.

Rowad Tercüme Merkezi

Hâlbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O’na ibadet etmeleri, namazı dosdoğru kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.

Şaban Piriş

Halbuki onlara ancak, dini yalnız O'na has kılarak ve hanifler olarak Allah'a ibadet etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emrolunmuştu. İşte dosdoğru din budur.

Ali Özek ve diğerleri

Halbuki onlara ancak, dini yalnız O'na has kılarak ve hanifler olarak Allah'a kulluk etmeleri, namazı dosdoğru kılmaları ve zekât vermeleri emrolunmuştu. Sağlam din de budur.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Burada Yahudi ve Hristiyanların işlediği günah ve inadı ortaya çıkıyor. Onlara bu Kur’an’da, bir tek Allah’a ibadet etmeleri, şirkten uzak durmaları, namazı kılmaları ve zekât vermeleri dışında kendi kitaplarında emredilenlerden başka bir şey emredilmedi. Onlara emredilen o din, içinde hiçbir eğrilik bulunmayan dosdoğru olan dindir.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
وَمَاماما: نافية غير عاملة.
أُمِرُواأمركُلِّفُوا.
إِلَّاإلاأداة حصر ويسمى الاستثناء هنا مفرغا.
لِيَعْبُدُواعبدلِيَنْقَادوا ولِيَخْضَعُوا.
ٱللَّهَألههو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى.
مُخْلِصِينَخلصمُفْرِدِين ومُوَحِّدِين، غيرَ مُشركين. وأصل الإخلاص في اللغة يدل على: تَنْقِيَةِ الشَّيْءِ وتَصْفِيَتِه وتهذيبِه مـما يَشُوبُه.
لَهُللله تعالى وحده لا شريك له. واللام: حرف جر يفيد الإختصاص. والهاء ضميرٌ متصلٌ عائدٌ إلى الله تعالى.
ٱلدِّينَدينالعبادة.
حُنَفَاءَحنفمائلين عن الشرك إلى الإيمان. وأصل الـحَنَفْ في اللغة يعود إلى: التِفَاتِ الشيءِ ومَيْلِه عن مُعتادِ الحال. فلما كانت سبيل الشرك بالله وعبادة الأوثان شائعةً، كان المائل عنها التارك لها الـمُوَحِّدُ لله تعالى: حنيفًا.
وَيُقِيمُواقوميُـحافظوا على أدائها في أوقاتها بصفةٍ كاملة. ‌وأصل ‌الإقامة: الثبات في المكان، ثم استُعير في إقامة الشيء لتوفِيَتِه حَقَّه.
ٱلصَّلَوٰةَصلوالصلاة لغةً:الدعاء. وشرعاً: أقوال وأفعال مخصوصة تُفتتح بالتكبير، وتُختتم بالتسليم تعبداً لله وحده.
وَيُؤْتُواأتيويُؤَدُّوا.
ٱلزَّكَوٰةَزكوقدرٌ يجب في الأموال الخاصة، في وقت مخصوص، ولطائفة مخصوصة.
وَذَٰلِكَذاوهذه الأمور المذكورة من عبادة الله وحده وإقامة الصلاة وإيتاء الزكاة.
دِينُدينالشَّرِيعَة والـمِلَّة.
ٱلْقَيِّمَةِقومالـمُسْتَقِيمَة.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{وَمَا أُمِرُوا إِلَّا} مد منفصل مرتين {حُنَفَاءَ} مد متصل. وتحذف واو المد

وصلًا من {وَيُقِيمُوا} {وَيُؤْتُوا} تخلُصًا من التقاء الساكنين. والوقف على

الصلاة والزكاة بهاء التأنيث وليس بالتاء.