Ankebût Suresi 34. Ayet
Dişi Örümcek · Mekke · Sure 29 · Ayet 34/69
إِنَّا مُنزِلُونَ عَلَىٰٓ أَهْلِ هَـٰذِهِ ٱلْقَرْيَةِ رِجْزًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ
İnna munzilune ala ehli hazihil karyeti riczen mines semai bima kanu yefsukun.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz biz, bu memleket halkı üzerine, fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Haberin olsun bu karye ehalisinin yapageldikleri fiskları yüzünden üzerlerine semadan bir feci azab indireceğiz
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Haberin olsun, biz bu memleket halkının yapmakta oldukları çirkince günahları yüzünden üzerlerine gökten korkunç bir azap indireceğiz." dediler.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
"Muhakkak bu memleket ahalisinin üstüne, yapmakda oldukları faasıklık yüzünden, gökden (feci) bir azab indireceğiz".
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
"Biz yoldan çıkan şu ülke halkının üstüne gökten bir azab indireceğiz."
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
"Büsbütün yoldan çıkmaları sebebiyle, biz bu şehir halkının üzerine gökten bir azap indireceğiz."
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
"Şüphesiz biz, fasıklık yapmalarından dolayı, bu ülke halkının üstüne gökten iğrenç bir azab indireceğiz."
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Bu yörenin halkına, işledikleri bütün kötülüklerin karşılığı olarak gökten mutlaka bir bela indireceğiz!" dediler.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Biz, bu belde halkına, yoldan saptıkları için gökten bir azap indirecek olanlarız.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Biz, bu belde halkının üzerine, yoldan çıkmaları nedeniyle gökten bir azap indireceğiz.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
"Aslında, yoldan çıktıkları için, bu kentin halkına gökten bir yıkım indireceğiz!"
İbni Kesir
Bu kasaba halkına da fasıklık yapar olduklarından dolayı gökten azab indireceğiz.
Gültekin Onan
"Şüphesiz biz f(a)sık(lık yapma)larından dolayı bu ülke ehlinin üstüne gökten iğrenç bir azab indireceğiz."
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Biz, bu kentin ahlaksızlık yapan ahalisinin üzerine gökyüzünden azap indireceğiz. O azap, sert çamurdan oluşan taşlardır. İşledikleri çirkin hayasızlıktan ötürü Allah’a itaat etmekten ayrılmışlar ve bu cezayı hak etmişlerdir. Onların işlediği bu hayasızlık, kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşmalarıdır.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Bu kasaba halkına da fasıklık yapar olduklarından dolayı gökten azab indireceğiz.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
28. Lût’u da (göndermiştik). Hani o, kavmine şöyle demişti:“Sizler, gerçekten sizden önce hiç kimsenin yapmadığı bir hayasızlığı yapıyorsunuz.” 29. “Sizler erkeklere yaklaşıyor, yol kesiyor ve meclislerinizde çirkin işler yapıyorsunuz, öyle mi?” Kavminin cevabı: “Eğer doğru söylüyorsan haydi Allah’ın azabını getir (de görelim)!” demekten başka bir şey olmadı. 30. O da dedi ki:“Rabbim! Bu fesatçı topluma karşı bana yardım et!” dedi. 31. Elçilerimiz İbrahim’e müjde getirdiklerinde dediler ki:“Biz şu şehrin halkını helâk edeceğiz. Çünkü oranın halkı, zalim kimselerdir.” 32. “Ama orada Lût da var” dedi. Onlar da:“Biz orada olanları pek iyi biliyoruz. Biz onu ve aile halkını elbette kurtaracağız. Ancak karısı hariç; o, geride kalacaklardandır” dediler. 33. Elçilerimiz Lût’a gelince o, onlar sebebiyle üzüldü ve içi daraldı. Dediler ki:“Korkma ve üzülme! Çünkü biz, seni ve aile halkını kurtaracağız. Ancak karın hariç; o, geride kalacaklardandır.” 34. “Biz, bu şehir halkı üzerine fâsıklıkları sebebiyle gökten feci bir azap indireceğiz.” 35. Andolsun Biz, aklını kullanan bir toplum için o şehirden apaçık bir alamet bıraktık.
28-30. Yüce Allah Lût aleyhisselam’ı kavmine peygamber olarak göndermişti. Kavmi müşrik olmakla birlikte erkekler ile hayasızca işler yapıyor, yol kesiyor ve meclislerinde yaygın bir şekilde çirkin işler yapıyorlardı. Lût aleyhisselam onlara bütün bu hususlara dair öğütler verdi. Onlara bu işlerin bizzat çirkin şeyler olduğunu ve bunların çetin cezalara sebep olacaklarını açıkladı. Ancak akıllarını başlarına almadılar ve öğüt tutmadılar. “Kavminin cevabı: “Eğer doğru söylüyorsan haydi Allah’ın azabını getir (de görelim)!” demekten başka bir şey olmadı.” Peygamberleri de iman edeceklerinden yana ümidini kesti. Azabı hak ettiklerini anladı. Kendisinin aşırı derecedeki yalanlamalarına karşı tahammülü tükendi. O bakımdan beddua ederek:“Rabbim! Bu fesatçı topluma karşı bana yardım et, dedi.” Allah onun yaptığı bu duayı kabul etti ve onları helâk etmek üzere melekleri gönderdi.
31. Lût kavmini helâk etmek üzere gönderilen melekler, önce İbrahim aleyhisselam’a uğradılar ve ona İshak’ın doğacağı müjdesini verdiler. İshak’tan sonra da (onun oğlu olan) Yakub’un doğacağını müjdelediler. Daha sonra İbrahim aleyhisselam onlara nereye gitmek istediklerini sorunca Lût kavmini helâk etmek üzere gönderildiklerini bildirdiler. İbrahim aleyhisselam da onlarla tartışmaya koyuldu: 32. İbrahim aleyhisselam onlara:“Ama orada Lût da var” deyince onlar da kendisine: “Biz orada olanları pek iyi biliyoruz. Biz onu ve aile halkını elbette kurtaracağız. Ancak karısı hariç; o, geride kalacaklardandır” dediler.” Sonra da Lût aleyhisselam’ın yanına gittiler: 33-34. Lût aleyhisselam meleklerin gelişinden tedirgin olmuş ve üzülmüştü. Onları tanımadığı için tasalanmış ve içi daralmıştı. Zira bu gelenleri yoldan geçen misâfirlerden zannetmişti. O bakımdan kavminin bunlara kötülük yapacağından korkmuştu. Melekler de ona:“Korkma ve üzülme” diyerek kendilerinin Allah’ın elçileri olduklarını bildirdiler. “Çünkü biz, seni ve aile halkını kurtaracağız. Ancak karın hariç; o, geride kalacaklardandır. Biz, bu şehir halkı üzerine fâsıklıkları sebebiyle gökten feci bir azap indireceğiz.” diyerek geceleyin aile halkı ile birlikte yola çıkıp gitmesini emrettiler. Sabah olunca Allah, diyarlarını ters çevirip başlarının üzerine yıktı ve ülkelerinin altını üstüne getirdi. Onlara pişmiş çamurdan ardı arkasına taş yağdırdı ve nihâyet bu taş yağmuru onların hepsini helak etti. Böylelikle onlar, sohbet konularından bir konu ve ibretlerden bir ibret oluverdiler. 35. Yani Lût kavminin diyarından, kalpleri ile ibretleri düşünecek ve onlardan gereği gibi faydalanacak bir topluluk için apaçık deliller/aşikar kalıntılar bırakmış bulunuyoruz. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Siz onların (yurtlarından) sabahleyin de geçip gidiyorsunuz, geceleyin de. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?”(es-Saffat, 37/137-138)