Abese Suresi 4. Ayet
Surat Asma · Mekke · Sure 80 · Ayet 4/42
أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ
Ev yezzekkeru fe tenfeahuz zikra.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Veya öğüt belliyecek de o öğüt kendine faide verecek
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Veya öğüt alacak da öğüt kendisine fayda verecek.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Yahud öğüd olacakdı da (senin) bu öğüd (ün) kendisine faide verecekdi.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Yahut öğüt dinleyecek de öğüt, kendisine yarayacak.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
(3-4) Ne bilirsin, belki de alacağı öğütle arınacaktı. Yahut nasihati dinleyip ondan yararlanacaktı?
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Veya öğüt alacak; böylelikle bu öğüt kendisine yarar sağlayacak.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
yahut (hakikat) hatırlatılacak ve bu hatırlatma kendisine fayda verecekti.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Veya öğüt alacak da öğüt ona fayda verecektir.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Veya öğüt alır ve böylece öğüt ona yararlı olur.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Veya öğüt alacak? Böylece, bu öğreti, ona yarar sağlayacak?
İbni Kesir
Yahut öğüt alacaktı da bu, kendisine fayda verecekti.
Gültekin Onan
Veya öğüt alacak; böylelikle bu öğüt kendisine yarar sağlayacak.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Veyahut senden duyduğu nasihatlerden öğüt alacak ve onlardan faydalanacaktı.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Yahut öğüt alacaktı da bu, kendisine fayda verecekti.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
1- Yüzünü ekşitip çevirdi; 2- Âmâ yanına geldi diye. 3- Ne biliyorsun; belki de o, arınacak? 4- Yahut da öğüt alacak da öğüt ona fayda verecek? 5- (Hidayete) ihtiyaç görmeyen kimseye gelince; 6- Sen ona yöneliyorsun. 7- Halbuki onun (küfründen) arınmamasının vebali sana ait değildir! 8- Ama sana koşarak gelen, 9- Üstelik de (Allah'tan) korkan kimseye gelince; 10- Sen, onu bırakıp ilgilenmiyorsun.
(Mekke’de inmiştir. 42 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
Bu âyet-i kerimelerin nûzül sebebi şudur: Mü’minlerden âmâ bir kişi, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e soru sormak ve ondan bazı hususları öğrenmek üzere gelmişti. O sırada zenginlerden bir adam da gelmişti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de insanların hidâyete ermelerini çokça arzu ediyordu. O nedenle o, zengine yönelip ona kulak verdi, fakir ve âmâ olandan ise yüzünü çevirdi. Ancak bunu o zenginin hidâyet bulması umudu ile ve arınması arzusu ile yapmıştı. Yüce Allah da ona nazik bir şekilde azarda bulunarak şöyle buyurdu:
1-2. “Yüzünü ekşitip” bedenini “çevirdi. Âmâ yanına geldi diye.” 3-4. Daha sonra o âmâya yönelmenin faydasını söz konusu ederek şöyle buyurdu:“Ne biliyorsun belki de o” âmâ “arınacak” bayağı huylardan kurtulacak ve güzel huylarla bezenecek! “Yahut da öğüt alacak da bu öğüt ona fayda verecek!” Kendisine faydalı olacak öğütleri alarak bu öğütlerden yararlanacak! Bu ise büyük bir faydadır ve peygamberlerin gönderilmesinden, öğüt verenlerin öğütlerinden ve hatırlatanların hatırlatmalarından maksat da budur. O nednele ihtiyaç duyarak kendiliğinden senin yanına gelen ve sana yönelen kimseye yönelmen, daha uygundur ve bu, yerine getirilmesi gereken bir görevdir. 5-10. Soru sormayan, hayra arzu ve istekli olmadığı için sormaya gerek de görmeyen zengin kimseye yönelmene, bununla birlikte ondan daha önemli olanları terk edip ilgilenmemene gelince böyle bir şey sana yakışmaz. Çünkü onun arınmamasından dolayı sana bir vebal yoktur. Şayet o arınmazsa, onun yaptığı kötülüklerden dolayı sen hesaba çekilmeyeceksin. Bu, şu meşhur kaideye delil teşkil etmektedir:“Muhtemel bir iş dolayısı ile gerçekleşeceği bilinen bir iş, muhtemel bir maslahat dolayısı ile de gerçekleşeceği kesin olan bir maslahat terk edilmez.” Ayrıca ilim talep eden, ona ihtiyaç duyan ve buna özellikle gayret gösteren kimseyle başkalarından daha çok ilgilenmek gerekir.