Zuhruf Suresi 17. Ayet
Gösteriş · Mekke · Sure 43 · Ayet 17/89
وَإِذَا بُشِّرَ أَحَدُهُم بِمَا ضَرَبَ لِلرَّحْمَـٰنِ مَثَلًا ظَلَّ وَجْهُهُۥ مُسْوَدًّا وَهُوَ كَظِيمٌ
Ve iza buşşire ehaduhum bi ma darabe lir rahmani meselen zalle vechuhu musvedden ve huve kezim.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Zuhruf Suresi 17. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlardan biri, Rahman'a örnek kıldığı (isnad ettiği kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman, öfkesinden yüzü simsiyah kesilir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Halbuki içlerinden biri o Rahmana fırlattığı mesel ile kendisi tebşir kılındığı vakıt yüzü simsiyah oluyor da kederinden yutkunup yutkunup dolukuyor
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Oysa onlardan biri o Rahman'a fırlattığı mesel (yakıştırdığı kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman yüzü simsiyah kesiliyor da üzüntüsünden yutkunup yutkunup dolukuyor.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Onlardan birine O çok esirgeyici (Allaha) isnad etdiği bir benzerle müjde verildiği zaman o, gamla dolu ve ebkem bir halde, yüzü kapkara kesiliyor.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Onlardan birine Rahman'a benzer olarak anlattığı (kız çocuğu) müjdelense yüzü kapkara kesilir, öfkesinden yutkunup durur.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
O müşriklerden her biri, Rahman'a yakıştırdığı kız çocuğunun dünyaya geldiği haberini alınca, birden yüzü mosmor kesilir, kederinden yutkunur durur.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Oysa onlardan biri, O, Rahman (olan Allah) için verdiği örnek ile (kız çocuğunun doğumuyla) müjdelendiği zaman, yüzü simsiyah kesilmiş olarak kahrından yutkundukça yutkunur.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Nitekim onlardan birine, Rahman'a kolayca isnad ettiği (çocuğun doğumu) müjdelenirse, yüzü kararır ve içi öfkeyle dolar.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Oysa onlardan biri, Rahman'a isnat ettiği (bir kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman, içi kahır dolu olarak yüzü simsiyah kesilir.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Onlardan biri, kendisine, Rahman'a layık gördüğü kız çocuğu haberi verildiği zaman, yüzü simsiyah kesilir, içini üzüntü kaplar.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Onlardan birisi, Bağışlayana yakıştırdığı, sevinçli bir haber olarak kendisine verildiğinde, yüzü kararır ve öfkelenir.
İbni Kesir
Ama Rahman'a isnad edilen kız evladla onlardan birisi müjdelenince; yüzü kapkara kesilir de öfkesinden yutkunur durur.
Gültekin Onan
Oysa onlardan biri, O, Rahman için verdiği örnek ile (kız çocuğunun doğumuyla) müjdelendiği zaman, yüzü simsiyah kesilmiş olarak kahrından yutkundukça yutkunur.
Rowad Tercüme Merkezi
Oysa onlardan birine Rahman'a isnat ettiği (kız çocuk) müjdelendiği zaman içi öfkeyle dolarak yüzü simsiyah kesilir.
Şaban Piriş
Oysa onlardan biri, Rahman’a isnat ettiği (bir kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman, içi kahır dolu olarak yüzü simsiyah kesilir.
Ali Özek ve diğerleri
Onlardan biri, Rahmân'a isnat ettiği kız çocuğuyla müjdelenince, hiddetlenerek yüzü simsiyah kesilir.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Onlardan birisine kendisinin bir kız evladı doğduğu müjdesi verildiği zaman aşırı üzüntüden ve kederi sebebi ile yüzü simsiyah kesilir, öfkeyle dolar. Nasıl olur da doğum haberi kendisine haber verildiği zaman üzülüp kederlendiği kız çocuğunu Rabbine nispet eder?
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَإِذَا | إذا | إذا: ظرف زمان يتضمن معنى المفاجأة. | |||
| بُشِّرَ | بشر | أخبر بخبر. | |||
| أَحَدُهُم | أحد | الواحد منهم. | |||
| بِمَا | ما | ما: اسم موصول. | |||
| ضَرَبَ | ضرب | ضرب الأمثال: إيرادها. | |||
| لِلرَّحْمَٰنِ | رحم | الرحمن: من الأسماء الخاصة بالله أي أن الله شملت رحمته المؤمن والكافر في الدنيا، والرحمن من أسماء الله الحسنى. | |||
| مَثَلًا | مثل | المثل: ما يجري التشبيه به لبلوغه الغاية في معني من المعاني؛ كما يقال: فلان مثل في الجود. والمثل: التشبيه العجيب. والجمع أمثال. | |||
| ظَلَّ | ظلل | دام واستمر. | |||
| وَجْهُهُ | وجه | الوجه: ما تواجه به الناس من الرأس وفيه معظم الحواس. | |||
| مُسْوَدًّا | سود | قاتما كئيبا. | |||
| وَهُوَ | هو | ضمير للغائب المفرد المذكر. | |||
| كَظِيمٌ | كظم | شديد الإخفاء لما يشعر به من حزن. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{أَحَدُهُمْ بِمَا} إخفاء شفوي {مَثَلًا ظَلَّ} إخفاء حقيقي. واللام رقيقة
بعد الظاء المفخمة، وفي الوقف على {مَثَلًا} يُبدل التنوين ألفًا، وفي {وَجْهُهُ}
صلة صغرى {مُسْوَدًّا وَهُوَ} إدغام بغنة في التنوين مع الواو.