Yûsuf Suresi 50. Ayet

Yusuf · Mekke · Sure 12 · Ayet 50/111

وَقَالَ ٱلْمَلِكُ ٱئْتُونِى بِهِۦ ۖ فَلَمَّا جَآءَهُ ٱلرَّسُولُ قَالَ ٱرْجِعْ إِلَىٰ رَبِّكَ فَسْـَٔلْهُ مَا بَالُ ٱلنِّسْوَةِ ٱلَّـٰتِى قَطَّعْنَ أَيْدِيَهُنَّ ۚ إِنَّ رَبِّى بِكَيْدِهِنَّ عَلِيمٌ

Ve kalel meliku'tuni bih, fe lemma caehur resulu kalerci' ila rabbike fes'elhu ma balun nisvetillati katta'ne eydiyehunn, inne rabbi bi keydihinne alim.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Yûsuf Suresi 50. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

12. cüz · PDF sayfası 20

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Kral, "Onu bana getirin" dedi. Elçi, Yusuf'a gelince (Yusuf) dedi ki: "Efendine dön de, ellerini kesen o kadınların derdi ne idi, diye sor. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir."

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Bunu duyan Melik de getirin bana onu, bunun üzerine ona gönderilen adem gelince, haydi Efendine dön de sor ona: o ellerini doğrayan kadınların maksadları ne imiş, şüphe yok ki rabbim onların hiylelerine alimdir dedi

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunu duyan hükümdar: "Getirin bana onu" dedi. Bunun üzerine ona gönderilen adam gelince Yusuf: "Haydi efendine dön de sor ona, ellerini doğrayan kadınların maksatları neymiş? Şüphesiz ki, Rabbin onların hilelerini çok iyi bilir." dedi.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

(Bunu duyan) padişah dedi ki: "Onu (Yuusufu) bana getirin". Bunun üzerine ona elçi gelince: "Efendine dön de ellerini kesen o kadınların zoru neydi, kendisine sor. Şübhe yok ki benim Rabbim onların fendini hakkıyle bilicidir" dedi.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

(Elçi bu yorumu getirince) Kral: "Onu bana getirin." dedi. Elçi, Yusuf'un yanına gelince (Yusuf): "Efendine dön de ona sor, ellerini kesen o kadınların maksadı neydi? (Bunu ortaya çıkarsın). Şüphesiz Rabbim, onların tuzaklarını biliyor", dedi.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Bunu duyan Hükümdar: "Onu bana getirin!" dedi. Hükümdarın elçisi gelince Yusuf: "Sen önce dönüp efendine de ki: "O ellerini kesen kadınların meselesi neydi, kendisine soruver. Zaten benim efendim, o kadınların fendini pek iyi bilir."

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Hükümdar dedi ki: "Onu bana getirin." Ona elçi geldiğinde (Yusuf:) "Efendine (Rabbine) dön de ona sor: "Ellerini kesen o kadınların durumu neydi? Doğrusu benim Rabbim, onların hileli düzenlerini gerçekten bilendir."

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Ve (Yusuf'un yorumu kendisine ulaşır ulaşmaz) Kral: "Onu bana getirin!" dedi. Ama elçiler kendisine geldiğinde (Yusuf:) "Efendinize gidin ve ondan (önce) ellerini kesen kadınlar hakkındaki gerçeği (ortaya çıkarmasını) isteyin; çünkü, Rabbim onların oyunlarını/tuzaklarını bütün gerçeğiyle bilmektedir!"

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Hükümdar: -O'nu bana getirin, dedi. Yusuf'a elçi gelince: -Efendine dön, kadınların niçin ellerini kestiğini sor. Şüphesiz Rabbim, onların hilesini bilir, dedi.

Erhan Aktaş tefsirli

Kerim Kur'an

Hükümdar: "Onu bana getirin." dedi. Hükümdarın elçisi ona gelince, rabbine[1] dön ve ona, ellerini kesen kadınların durumunu sor.[2] Kuşkusuz Rabb'im onların hilesini bilendir."

Tefsir / dipnot (2)

Efendine, krala.

Önce bunu bir aydınlatsın bakalım.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Kral, dedi ki: "Onu, bana getirin!" Elçi, Ona geldiğinde, şöyle dedi: "Efendine dön ve ellerini kesen kadınların durumunu sor. Kuşkusuz, benim Efendim, onların çevirdiği dalavereleri bilir!"

İbni Kesir

Hükümdar dedi ki: Onu bana getirin. Bunun üzerine ona elçi gelince: Efendine dön ve ellerini kesen o kadınların zoru neydi kendisine sor. Şüphesiz ki benim Rabbım, onların düzenini bilir, dedi.

Gültekin Onan

Hükümdar dedi ki: "Onu bana getirin." Ona elçi geldiğinde (Yusuf:) "Efendine (rabbine) dön de ona sor: 'Ellerini kesen o kadınların durumu neydi?' Doğrusu benim rabbim, onların hileli düzenlerini gerçekten bilendir."

Rowad Tercüme Merkezi

Kral: “Onu bana getirin” dedi. Elçi, Yûsuf’a gelince (Yûsuf) dedi ki: “Efendine dön de, ellerini kesen o kadınlara ne oldu, diye sor. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir.”

Şaban Piriş

Hükümdar: O’nu bana getirin, dedi. Yusuf’a elçi gelince: Efendine dön, ellerini kesen kadınların hadisesini ona sor. Şüphesiz Rabbim, onların hilesini bilir, dedi.

Ali Özek ve diğerleri

(Adam bu yorumu getirince) kral dedi ki: «Onu bana getirin!» Elçi, Yusuf a geldiği zaman, (Yusuf) dedi ki: «Efendine dön de ona: Ellerini kesen o kadınların zoru neydi? diye sor. Şüphesiz benim Rabbim onların hilesini çok iyi bilir.»

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Yusuf -aleyhisselam-'ın (hükümdarın) rüyasına yaptığı yorum hükümdara ulaşınca yardımcılarına şöyle dedi: O'nu zindandan çıkarıp bana getirin. Hükümdarın elçisi Yusuf -aleyhisselam-'a gelince Yusuf -aleyhisselam- elçiye dedi ki: Hükümdar efendine dön. Zindandan çıkmadan önce (Yusuf'un) suçsuzluğunun ortaya çıkması için ellerini kesen kadınların kıssasını ona sor. Şüphesiz Rabbim, kadınların beni ayartıp aldatmak için yaptıklarını hakkıyla bilendir. Bundan hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
وَقَالَقولوتكلم.
ٱلْمَلِكُملكالملك: ملك مصر.
ٱئْتُونِيأتيجيؤوني.
بِهِبالباء: حرف جر يفيد معنى المصاحبة.
فَلَمَّالمالما: ظرفية بمعنى حينما.
جَاءَهُجيأأتاه.
ٱلرَّسُولُرسلرسول الملك الذي جاء لإبلاغ يوسف عن استدعاء الملك له.
قَالَقولتكلم. وأصل القول: معناه النطق بالكلام واللفظ به. وقد يطلق القول ويراد به الفعل أحيانا.
ٱرْجِعْرجععُد.
إِلَىٰإلىحرف جر يدل على انتهاء الغاية.
رَبِّكَرببسيدك.
فَسْءَلْهُسألفاستعلمه.
مَامااسم يستفهم به عن غير العاقل وعن حقيقة الشيء أو صفته.
بَالُبولحال وشأن. وأصل البال: الحال.
ٱلنِّسْوَةِنسومجموعة من النساء، والنساء: اسم لجماعة إناث الناس.
ٱلَّٰتِيالتياسم موصول لجماعة الإناث.
قَطَّعْنَقطعقطعن أيديهن: أحدثن فيها جروحا.
أَيْدِيَهُنَّيديالأيدي: الجوارح، جمع يد.
إِنَّإنّحرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة.
رَبِّيرببإلهي المعبود. والرب، معناه: ‌الإله ‌المعبود، والخالق، والمالك، والسيد، والمربي، والقائم، والمنعم، والمصلح، والجابر، والمدبر لخلقه كما يشاء على ما تقتضيه حكمته، والجمع: أرباب وربوب. والرب: ‌اسم من أسماء الله تعالى ولا يقال في غيره إلا بالإضافة.
بِكَيْدِهِنَّكيدباحتيالهن في الإضرار.
عَلِيمٌعلمصفة لله تعالى، والعليم: ‌معناه المتصف بالعلم، والذي أحاط علمه جميع الأشياء ظاهرها وباطنها، دقيقها وجليلها. والعليم: من أسماء الله الحسنى.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

في البدء بـ {ائْتُونِي} يُنطق بهمزة وصل مكسورة، يليها ياء مدية هكذا

(إيتوني) وفي الوصل تسقط همزة الوصل، وينطق بعد الكاف بهمزة قطع ساكنة {فَلَمَّا}

غنة {جَاءَهُ} مد متصل {ارْجِعْ} يُبدأ بهمزة وصل مكسورة لكسر ثالث الفعل

{النِّسْوَةِ} غنة في النون وكذا {أَيْدِيَهُنَّ} ومثلها {إِنَّ} وأيضًا

{بِكَيْدِهِنَّ}.