Yûsuf Suresi 110. Ayet

Yusuf · Mekke · Sure 12 · Ayet 110/111

حَتَّىٰٓ إِذَا ٱسْتَيْـَٔسَ ٱلرُّسُلُ وَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُمْ قَدْ كُذِبُوا۟ جَآءَهُمْ نَصْرُنَا فَنُجِّىَ مَن نَّشَآءُ ۖ وَلَا يُرَدُّ بَأْسُنَا عَنِ ٱلْقَوْمِ ٱلْمُجْرِمِينَ

Hatta izestey'eser rusulu ve zannu ennehum kad kuzibu caehum nasruna fe nucciye men neşa', ve la yureddu be'suna anil kavmil mucrimin.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Yûsuf Suresi 110. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

13. cüz · PDF sayfası 7

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hale gelip yalanlandıklarını düşündükleri sırada, onlara yardımımız geldi de, böylece dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirildi. Azabımız ise, suçlular topluluğundan geri çevrilemez.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Nihayet Peygamberler ümidlerini kesecek hale geldikleri ve onlar yalana çıkarıldılar zannettikleri vakıt onlara nusratımız geldi de dilediklerimiz necata irdirildi, mücrimler güruhundan ise azabımız giri döndürülmez

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hale geldikleri ve kendilerinin yalancı çıkarılmış oldukları zannına kapıldıkları zaman, onlara yardımımız geldi ve dilediklerimiz kurtuluşa erdirildi. Suçlular topluluğundan ise azabımız geri çevrilmez!

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Hatta o peygamberler (kavmlerinin imanından) ümidlerini kesib de onların (va'd edildikleri nusret-i ilahiyye hususunda) muhakkak yalana çıkarıldıklarını zannetdikleri sırada onlara nusretimiz yetişib gelmiş, biz kimi dilersek o (ya'ni peygamberler ve tabileri) kurtuluşa erdirilmişdir. Günahkarlar güruhundan ise azabımız asla döndürülmeyecekdir.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

(Bir süre serbest bırakılmalarına aldanmasınlar. Kendilerinden önce gelenlere de öyle fırsat verilmişti. Fakat) Ne zaman ki, elçiler umutlarını kestiler ve kendilerinin yalana çıkarıldıklarını (kafirlere karşı kendilerine yapılacağı va'dedilen yardımın yapılmayacağını) sandılar, işte o zaman onlara yardımımız geldi ve dilediğimiz kimseler kurtarıldı. Azabımız suçlular topluluğundan asla geri çevrilmez.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

O müşrikler kendilerine mühlet verilmesine aldanmasınlar. Daha öncekilere de böyle fırsat verilmişti. Ne zaman ki peygamberler, toplumlarının imana gelmelerinden ümitlerini kesecek raddeye gelir ve toplumları da peygamberlerinin kendilerini aldattığı zannına kapılırlar, işte o zaman onlara yardımımız ulaşır, inkarcılar helak olur, dilediğimiz kimseler kurtulur. Çünkü (uzun vadede) cezamız, suçlu toplumlardan hiçbir surette geri çevrilmez.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Öyle ki elçiler, umutlarını kesip de, artık onların gerçekten yalanladıklarını sandıkları bir sırada onlara yardımımız gelmiştir; biz kimi dilersek o kurtulmuştur. Suçlu, günahkarlar topluluğundan zorlu azabımız kesin olarak geri çevrilmeyecektir.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

(Önceki elçilerimizin hepsi uzun süre zulüm ve baskıya uğramışlardır;) nihayet bu elçiler neredeyse bütün ümitlerini kaybettikleri ve büsbütün yalancılıkla damgalandıklarını gördükleri bir sırada Bizim yardımımız kendilerine ulaşmıştır; ve böylece dilediğimizi kurtarmışızdır (hakkı inkar edenleri ise yok etmişizdir): çünkü azabımız günaha gömülüp gitmiş insanlardan asla geri çevrilemez.

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Peygamberler ümitsizliğe düşüp, yalanlandıklarını gördükleri bir anda kendilerine yardımımız gelmiştir. Böylece, istediğimizi kurtarırız. Azabımız suçlu milletten geri döndürülemez.

Erhan Aktaş

Kerim Kur'an

Ne zaman ki resuller, yalanlanmalarının bitmeyeceği kanaatine varıp ümitlerini iyice yitirince, onlara yardımımız ulaştı. Sonra da dilediklerimiz kurtarıldı. Azabımız, suçlu halklardan geri çevrilmez.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Öyle ki, elçiler umutlarını yitirdiklerinde ve yalancı çıkarıldıklarını düşündüklerinde, yardımımız geldi ve dilediğimiz kimseler kurtarıldı. Cezamız ise suçlular toplumundan geri çevrilmez.

İbni Kesir

Nihayet o Peygamber ümitsizliğe düşüp kesinlikle yalanladıklarını sandıkları sırada, onlara yardımımız gelmiştir. Böylece dilediğimiz kurtarılmıştır. Suçlular güruhundan ise baskınımız asla geri çevrilmeyecektir.

Gültekin Onan

Öyle ki elçiler, umutlarını kesip de, artık onların gerçekten yalanladıklarını sandıkları bir sırada onlara yardımımız gelmiştir; biz kimi dilersek o kurtulmuştur. Suçlu, günahkarlar topluluğundan azabımız kesin olarak geri çevrilmeyecektir.

Rowad Tercüme Merkezi

Nihayet peygamberler (kendilerini yalanlayanların imanlarından) ümitlerini kesip de yalanlandıklarını düşündükleri sırada, onlara yardımımız geldi de, böylece dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirildi. Azabımız ise suçlular topluluğundan geri çevrilemez.

Şaban Piriş

Peygamberler (kavimlerinin iman etmesinden) ümitlerini yitirip, yalanlandıklarını anladıkları bir anda kendilerine yardımımız gelmiştir. Böylece, istediğimizi kurtarırız. Azabımız suçlu milletten geri çevrilemez

Ali Özek ve diğerleri

Nihayet peygamberler ümitlerini yitirip de kendilerinin yalana çıkarıldıklarını sandıkları sırada onlara yardımımız gelir ve dilediğimiz kimse kurtuluşa erdirilir. (Fakat) suçlular topluluğundan azabımız asla geri çevrilmez.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

(Kavimlerine) gönderdiğimiz peygamberlerin düşmanlarına mühlet verdik. Onlara istidrâc olması için ( azaplarını arttırmak için kendisine isyan edenlere Allah'ın nimetlerini arttırmasıdır) cezalarını vermekte acele etmiyoruz. Onların helak olması geciktiğinde peygamberler onların helak olmasından ümitlerini kestiler. Kâfirler kendilerine gönderilen resullerin yalancılar için vadettikleri azabın ve Müminlerin kurtulmasının yalan olduğunu zannettiklerinde resullerimize yardımımız geldi. Yalancılar için meydana gelecek helaktan resulleri ve Müminleri kurtardık. Günahkâr topluluğa azabımızı indirdiğimizde bunu onlardan kimse geri çeviremez.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
حَتَّىٰحتىحرف ابتداء غير عامل.
إِذَاإذاظرف يدل في أكثر الحالات على الزمن المستقبل.
ٱسْتَيْءَسَيأساستيئس الرسل: انقطع أملهم.
ٱلرُّسُلُرسلجمع رسول، والرسول من الملائكة هو من يبلغ الرسالة الإلهية عن الله، والرسول من الناس هو من يبعثه الله بشرع ليعمل به ويبلغه.
وَظَنُّواظننوأيقنوا.
أَنَّهُمْأنّأن: حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة.
قَدْقدأداة تفيد التحقيق.
كُذِبُواكذبخاب أملهم.
جَاءَهُمْجيأجاءهم: تحقق وحصل لهم.
نَصْرُنَانصرعوننا وتأييدنا وانقاذنا.
فَنُجِّيَنجوفأنقذ.
مَنمَنيحتمل أن تكون موصولة أو نكرة موصوفة.
نَّشَاءُشيأمن المشيئة، وهي: صفة ثابتة لله على ما يليق به.
وَلَالالا: نافية غير عاملة.
يُرَدُّردديصرف.
بَأْسُنَابأسعذابنا.
عَنِعنحرف جر يفيد معنى المجاوزة الحقيقية.
ٱلْقَوْمِقوم‌القوم: ‌الجماعة ‌من ‌الرجال ‌دون النساء، وربما دخلت النساء فيه بحكم التبع. والقوم: اسم جمع لا واحد له من لفظه.
ٱلْمُجْرِمِينَجرمالكافرين المعاندين.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{حَتَّى إِذَا} مد منفصل، ومثله {وَظَنُّوا أَنَّهُمْ}. وفي النونين غنة

مشددة {قَدْ} قلقلة في الدال {جاءَهُم} مد متصل {مَن نَّشَاءُ} إدغام بغنة، يليه

مد متصل، وفي جيم {الْمُجْرِمِينَ} قلقلة.

Benzer Ayetler müteşabihat · 1 ayet

Yûnus Suresi, 36. ayet Onların çoğu ancak zannın ardından gider. Oysa zan, hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz Allah, onl…