Yâsîn Suresi 78. Ayet
YaSin · Mekke · Sure 36 · Ayet 78/83
وَضَرَبَ لَنَا مَثَلًا وَنَسِىَ خَلْقَهُۥ ۖ قَالَ مَن يُحْىِ ٱلْعِظَـٰمَ وَهِىَ رَمِيمٌ
Ve darebe lena meselen ve nesiye halkah, kale men yuhyil izame ve hiye remim.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Yâsîn Suresi 78. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. Dedi ki: "Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?"
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Yaratılışını unutarak bize bir de mesel fırlattı: kim diriltir o kemikleri onlar çürümüşken? dedi
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yaratılışını unutarak Bize bir de mesel (örnek) fırlattı: "Çürümüşken o kemikleri kim diriltir?" dedi.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
O, kendi yaratılışını unutarak bize bir misal getirdi: "Bu çürümüş kemiklere kim can verecekmiş?" dedi.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Kendi yaratılışını unutarak bize bir mesel verdi: "Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?" dedi.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Nasıl yaratıldığını unutarak, bir de misal fırlattı Bize: "O çürümüş kemikleri kim diriltecek!" diye.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek verdi; dedi ki: "Çürümüş bozulmuşken, bu kemikleri kim diriltecekmiş?"
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Ama o hem (Bizi tartışmakta ve) Bizim hakkımızda karşılaştırmalar yapmakta, hem de bizzat kendisinin nasıl yaratılmış olduğundan gafil bulunmaktadır! (Ve bunun şaşkınlığıyla da) "Kim, çürüyüp toz olmuş kemiklere hayat verebilir?" diye sormaktadır!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Kendi yaratılışını unutup, bize örnek veriyor: -Bu çürümüş kemikleri kim diriltebilir? diyor.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Nasıl yaratıldığını dikkate almayarak, bir de Bize örnek veriyor: "Kemiklerimiz çürüyüp gitmişken, kim onlara can verecek?" diyor.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Kendi yaratılışını unutarak, Bize örnek veriyor. Diyor ki: "Şu çürümüş kemiklere, kim yeniden yaşam verecek?"
İbni Kesir
Kendi yaratılışını unutarak Bize bir misal getirdi de; çürümüşken kemikleri diriltecek kimdir? dedi.
Gültekin Onan
Kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek verdi; dedi ki: "Çürümüş bozulmuşken, bu kemikleri kim diriltecekmiş?"
Rowad Tercüme Merkezi
Kendi yaratılışını unutup, bize örnek veriyor: "Bu çürümüş kemikleri kim diriltebilir?" diyor.
Şaban Piriş
Kendi yaratılışını unutup, bize örnek veriyor: Bu çürümüş kemikleri kim diriltebilir? diyor.
Ali Özek ve diğerleri
Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve: «Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?» diyor.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Bu gafil kâfir, cahillik ederek çürümüş kemikleri yeniden dirilişin imkansız olduğuna delil getirerek: "Kim bunları eski haline döndürecek?" diyor. Yoktan var edilmesini unutmuştur.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَضَرَبَ | ضرب | ضرب الأمثال: إيرادها. | |||
| لَنَا | ل | اللام: حرف جر يفيد معنى التبليغ. | |||
| مَثَلًا | مثل | قصة عجيبة. | |||
| وَنَسِيَ | نسي | وغاب عن ذاكرته وحافظته. | |||
| خَلْقَهُ | خلق | إيجاده على غير مثال سابق ويكون خلق الله من العدم. | |||
| قَالَ | قول | تكلم. وأصل القول: معناه النطق بالكلام واللفظ به. وقد يطلق القول ويراد به الفعل أحيانا. | |||
| مَن | مَن | اسم يستفهم به عن العاقل. | |||
| يُحْيِ | حيي | يهب الحياة. | |||
| ٱلْعِظَٰمَ | عظم | العظام: جمع عظم، والعظم هو القصب الذي عليه اللحم. | |||
| وَهِيَ | هي | هي: ضمير الغائبة. | |||
| رَمِيمٌ | رمم | بالية متقطعة. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{مَثَلًا وَنَسِيَ} إدغام بغنة في التنوين مع الواو. وفي هاء {خَلْقَهُ} صلة
قصيرة وصلًا {مَنْ يُحْيِ} إدغام بغنة للنون في الياء، وترد الياء إلى {يُحْيِ}
عند الوقف.