Tîn Suresi 3. Ayet
İncir · Mekke · Sure 95 · Ayet 3/8
وَهَـٰذَا ٱلْبَلَدِ ٱلْأَمِينِ
Ve hazel beledil emin.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu güvenli şehre (Mekke'ye) andolsun ki,
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ve Bu beled-i emine
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
ve bu güvenli beldeye ki,
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
ve şu emin şehre ki,
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ve bu güvenli Şehre andolsun ki,
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Bu emin belde hakkı için ki:
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Ve şu emin beldeye (güvenilir şehre).
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
ve bu güvenli toprakları!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Ve bu güvenli beldeye.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Ve bu güvenli kente.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Ve bu güvenli kente!
İbni Kesir
Ve şu emin kente,
Gültekin Onan
Ve şu güvenli (emin) beldeye (güvenilir şehre).
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in gönderildiği, içine giren kimsenin güvende olduğu haram şehir Mekke’ye yemin etmiştir.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Ve şu emin kente,
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
1- Andolsun incire ve zeytine, 2- Tûr-u Sîna dağına, 3- Ve şu güvenli beldeye ki; 4- Biz insanı gerçekten en güzel surette yarattık, 5- Sonra onu aşağıların en aşağısına döndürdük. 6- Ancak iman edip salih ameller işleyenler müstesnâ. Çünkü onlar için kesintisiz bir mükâfat vardır. 7- O halde bütün bunlardan sonra sana hesabı yalanlatan şey nedir (ey insan)? 8- Allah hükmedenlerin en üstünü değil mi?
(Mekke’de inmiştir. 8 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah adı ile.
1. “Andolsun incire ve zeytine” bu bildiğimiz incir ve zeytindir. Bu iki ağaca yemin edilmesi, her ikisinin de ağaçlarında ve meyvelerinde birçok faydalar bulunması ve bunların özellikle Meryem oğlu İsa aleyhisselam’ın nübüvvet mahalli olan Şam diyarında yaygın olarak yetişmeleri dolayısıyladır. 2. “Tûr-u Sîna dağına” bu da Mûsâ aleyhisselam’a nübüvvetin verildiği Tur dağıdır. 3. “Ve şu güvenli beldeye ki...” Bu da Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e nübüvvetin verildiği yer olan Mekke-i Mükerremedir. Yüce Allah, seçtiği ve oralarda peygamberlerin en faziletlilerini ve en şereflilerini gönderdiği bu mukaddes yerlere yemin etmektedir.
4. Hakkında yemin edilen hususa gelince o da:“Biz insanı gerçekten en güzel surette yarattık” buyruğunda ifade edilmektedir. Yani Biz, insanı azaları birbirleri ile uyumlu, boyu dimdik, zahiren ve batınen gerek duyduğu her bir şeyle onu donatılmış, tam ve eksiksiz olarak yarattık.
5. İnsanın şükürle karşılaması gereken bunca büyük nimetlere rağmen, insanların pek çoğu bu nimetleri ihsan edenin şükründen uzaklaşmakta, oyun ve eğlence ile meşgul olmaktadır. Kendileri için en aşağılık ve en düşük işlere razı olmaktadırlar. Yüce Allah da onları “aşağıların en aşağısına”(esfel-i sâfilîn’e) yani ateşin/cehennemin en aşağısına göndermiştir. Burası, Rablerine karşı baş kaldıran isyankârların mahallidir. 6. Bunlardan Allah’ın kendilerine iman, salih amel, yüce ve üstün ahlâk lütfettiği kimseler müstesnâdır. İşte bu üstün mertebelerden dolayı “onlar için kesintisiz” yani ardı arkası kesilmez “bir mükâfat vardır.” Aksine bunlar için mükemmel lezzetler, kesintisiz sevinçler ve ebediyyen artıp duran nimetler vardır. Bu nimetler asla sona ermez, bitip tükenmez. Oranın yiyecekleri de gölgesi de ebedidir.
7. O halde sana hesabı yalanlatan şey nedir (ey insan)? Yani ey insan! Seni amellerin karşılığının verileceğini yalanlamaya iten nedir? Halbuki sen Yüce Allah’ın, kesin olarak bunu kabul etmeyi gerektiren pek çok âyetini ve delilini, bu konuda sana verilen haberlerden hiçbir şeyi inkar etmemeni gerektiren nimetlerini görmüş bulunuyorsun. 8. “Allah hükmedenlerin en üstünü değil mi?” İnsanların başıboş bırakılmaları, onlara emir verilmemesi, yasaklar konulmaması, iyiliklerinin mükâfatlandırılmaması, kötülüklerinin cezalandırılmaması hiç O’nun hikmetine yakışır mı!? Yoksa insanoğlunu ard arda gelen aşamalar halinde yaratan, onlara sayamayacakları kadar çok nimetler, hayır ve iyilikler ulaştıran, en güzel şekilde onları besleyip gözeten zatın, onları ebediyen kalacakları ve nihai olarak varacakları hedefleri olan bir yurda döndürmesi mi O’na yakışır?
Tîn Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Yüce Allah’a hamdolsun.
***