Tevbe Suresi 35. Ayet
Tövbe · Medine · Sure 9 · Ayet 35/129
يَوْمَ يُحْمَىٰ عَلَيْهَا فِى نَارِ جَهَنَّمَ فَتُكْوَىٰ بِهَا جِبَاهُهُمْ وَجُنُوبُهُمْ وَظُهُورُهُمْ ۖ هَـٰذَا مَا كَنَزْتُمْ لِأَنفُسِكُمْ فَذُوقُوا۟ مَا كُنتُمْ تَكْنِزُونَ
Yevme yuhma aleyha fi nari cehenneme fe tukva biha cibahuhum ve cunubuhum ve zuhuruhum, haza ma keneztum li enfusikum fe zuku ma kuntum teknizun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Tevbe Suresi 35. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve, "İşte bu, kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir. Haydi tadın bakalım, biriktirip sakladıklarınızı!" denilecek.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
O gün ki bunların üzeri Cehennem ateşinde kızdırılacak da kendilerinin alınları, böğürleri, sırtları bunlarla dağlanacak: işte bu diye sizin nefisleriniz için derib tıktıklarınız, haydi dadın bakalım ne derib tıkıyordunuz
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O gün ki, bunların üzeri cehennem ateşinden kızdırılacak ve kendilerinin alınları, böğürleri ve sırtları dağlanacak ve: "İşte bu, sizin kendiniz için derip tıktıklarınız; haydi, tadın bakalım derip tıktıklarınızı!" denilecek.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
O gün ki bunlar, üzerlerinde (yakılacak) cehennem ateşinin içinde kızdırılacak da o kimselerin alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak, "İşte bu, (denilecek), nefisleriniz için toblayıb sakladıklarınız! Artık saklayıb istifçilik etdiğiniz bu nesneleri (n acısını haydi) tadın!"
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
O gün cehennem ateşinde bunların üzeri ısıtılı(p pullanı)r; bunlarla, onların alınları, yanları ve sırtları dağlanır: "İşte nefisleriniz için yığdıklarınız, yığdıklarınızı tadın!" (denilir).
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Yığılan bu altın ve gümüş cehennem ateşinde kızdırılarak, bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları dağlanacağı gün onlara:"İşte! denilecek, sizin nefisleriniz için yığıp hazineye tıktıklarınız! Haydi tadın bakalım o tıktığınız şeyleri!"
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Bunların üzerlerinin cehennem ateşinde kızdırılacağı gün, onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak (ve:) "İşte bu, kendiniz için yığıp sakladıklarınızdır; yığıp sakladıklarınızı tadın" (denilecek).
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Bu (toplanıp saklanan altının, gümüşün) cehennem ateşinde kızdırılıp onların alınlarının, böğürlerinin ve sırtlarının damgalanacağı Gün, (bu günahkarlara:) "İşte, kendiniz için topladığınız hazineler!" denecek, "Şimdi tadın bakalım, sarılıp sakladığınız hazinelerin (başınıza açtığı belanın) tadını!"
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Bunlar cehennem ateşinde kızdırıldığı gün, alınları, böğürleri ve sırtları onlarla dağlanacak, 'bu kendiniz için biriktirdiğinizdir; biriktirdiğinizi tadın!' denecektir.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
O Gün, Cehennem ateşinde kızdırılıp; onlarla[1] alınları, yanları ve sırtları dağlanacak, "İşte bunlardır, kendiniz için biriktirdiğiniz şeyler, tadın, biriktirdiğiniz şeylerin azabını." denecek.
Tefsir / dipnot (1)
Biriktirdikleri altın ve gümüşle.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Cehennem ateşinde kızdırılıp, alınlarının, yanlarının ve sırtlarının dağlanacağı gün: "İşte bu, kendiniz için biriktirdikleriniz; artık tadın biriktirdiklerinizi!"
İbni Kesir
O gün cehennem ateşinde bunların üzeri kızdırılır ve bunlarla onların alınları, böğürleri ve sırtları dağlanır. İşte bu, kendiniz için biriktirdiğiniz, tadın biriktirmiş olduğunuzu, denir.
Gültekin Onan
Bunların üzerlerinin cehennem ateşinde kızdırılacağı gün, onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak (ve:) "İşte bu, kendiniz için yığıp sakladıklarınızdır; yığıp sakladıklarınızı tadın" (denilecek).
Rowad Tercüme Merkezi
Bunlar Cehennem ateşinde kızdırıldığı gün, alınları, böğürleri ve sırtları onlarla dağlanacak; "Bu kendiniz için biriktirdiğinizdir. Biriktirdiğinizi tadın!" denecektir.
Şaban Piriş
Bunlar Cehennem ateşinde kızdırıldığı gün, alınları, böğürleri ve sırtları onlarla dağlanacak, "Bu kendiniz için biriktirdiğinizdir, biriktirdiğinizi tadın!" denecektir.
Ali Özek ve diğerleri
(Bu paralar) cehennem ateşinde kızdırılıp bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları dağlanacağı gün (onlara denilir ki): «İşte bu kendiniz için biriktirdiğiniz servettir. Artık yığmakta olduğunuz şeylerin (azabını) tadın!»
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Biriktirip hakkını vermeyi engelledikleri o şeyler kıyamet günü cehennem ateşinde yakılır. Bu ateşin şiddeti artınca biriktirdikleri o şeyler alınlarının, yanlarının ve sırtlarının üzerine konulur. Bir azarlama olarak onlara şöyle denir: "İşte bu sizin biriktirip onlardaki farz olan hakları eda etmediğiniz mallarınızdır. Topladığınız ve haklarını eda etmediğiniz mallarınızın vebali olarak azabı ve bunun cezasını tadın."
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| يَوْمَ | يوم | المراد يوم من أيام عذاب جهنم. وأصل معنى اليوم: الساعة ومطلق الوقت. واليوم: زمن مقداره من طلوع الشمس إلى غروبها، والجمع أيام. | |||
| يُحْمَىٰ | حمي | يوقد. | |||
| عَلَيْهَا | على | على: حرف جر يفيد معنى الإستعلاء الحقيقي. | |||
| فِي | في | حرف جر يفيد معنى الظرفية | |||
| نَارِ | نور | نار الآخرة. | |||
| جَهَنَّمَ | جهنم | النار التي يعذب بها في الآخرة. وكلمة جهنم معناها: البعيدة القعر، وهي مأخوذة من قولهم: هذا بئر جهنام قعره بعيد فكذلك النار، فهي عميقة وبعيدة القعر. | |||
| فَتُكْوَىٰ | كوي | فتحرق. | |||
| بِهَا | ب | الباء: حرف جر يفيد معنى الإستعانة. | |||
| جِبَاهُهُمْ | جبه | مفردها جبهة وهي ما بين الحاجبين إلى الناصية. | |||
| وَجُنُوبُهُمْ | جنب | جمع جنب، والجنب هو ما تحت الإبط إلى الخاصرة. | |||
| وَظُهُورُهُمْ | ظهر | ظهورهم: جمع ظهر، والظهر: خلاف البطن، وظهر الإنسان هو مؤخر الكاهل الى أدنى العجز. | |||
| هَٰذَا | ذا | اسم إشارة للمفرد المذكر القريب، والهاء للتنبيه. | |||
| مَا | ما | يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة. | |||
| كَنَزْتُمْ | كنز | جمعتم وادخرتم. | |||
| لِأَنفُسِكُمْ | نفس | لذواتكم. والنفس: الذات، ونفس كل شيء، ذاته. والنفس تطلق ويراد بها: الروح، وتطلق ويراد بها: الجسم مع الروح معاً. | |||
| فَذُوقُوا | ذوق | الذوق: الإحساس العام الذي تشترك فيه جميع قوى الحس. | |||
| مَا | ما | يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة أو مصدرية. | |||
| كُنتُمْ | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| تَكْنِزُونَ | كنز | تدخرون. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{جَهَنَّمَ} غنة في النون المشددة. ويراعى إظهار الهاءين المتجاوريْن من
{جِبَاهُهُمْ} {لِأَنْفُسِكُمْ} إخفاء حقيقي للنون الساكنة عند الفاء ومثلها {مَا
كُنْتُمْ} عند التاء وفي كاف {تَكْنِزُونَ} همس، وفى الزاى صفير.