Tâhâ Suresi 102. Ayet
TaHa · Mekke · Sure 20 · Ayet 102/135
يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ ۚ وَنَحْشُرُ ٱلْمُجْرِمِينَ يَوْمَئِذٍ زُرْقًا
Yevme yunfehu fis suri ve nahşurul mucrimine yevme izin zurka.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün günahkarları, (gözleri korkudan donup) gömgök kesilmiş olarak haşredeceğiz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
O gün ki sur üfürülecek ve mücrimler o gün gömgök mahşeri toplayacağız
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O gün ki, sura üfrülecek ve suçluları o gün Biz, gömgök mahşere toplayacağız.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
(Evet) "Suur" un üfleneceği günde ki biz günahkarları o gün gözleri gömgök bir halde, mahşerde toplayacağız.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
O gün Sur'a üflenir ve o gün suçluları, gömgök (kör bir durumda) süreriz.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Sura üfleneceği gün, Biz suçlu kafirleri, gözleri (korku ve heyecandan) gömgök vaziyette haşredip toplayacağız.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Sur'a üfürüleceği gün, biz suçlu günahkarları o gün, (yüzleri kara, gözleri) gömgök (kaskatı ve kör) olarak toplayacağız.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
O Gün ki, sura üflenir; o Gün ki, suçlu olanları, gözleri (korku ve şaşkınlıktan) donuklaşmış olarak bir araya toplayacağız;
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Sur'a üflendiği gün, işte o gün suçluları, uyuşmuş bir halde bir araya toplarız.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
O gün, Sur'a üfürülür. O gün, mücrimleri şaşkınlıktan gözleri donuklaşmış olarak toplayacağız.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
O gün, boruya üflenmiştir. Suçluları da gözleri donuklaşmış olarak, o gün toplayacağız.
İbni Kesir
Sur'a üflendiği gün, işte o gün; suçluları, gözleri korkudan gövermiş olarak toplarız.
Gültekin Onan
Sur'a üfürüleceği gün, biz suçlu günahkarları o gün, (yüzleri kara, gözleri) gömgök (kaskatı ve kör) olarak toplayacağız.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Meleğin Sûr'a yeniden diriliş için ikinci kez üfürdüğü gün, işte o gün kâfirlerin gözleri ve bedenlerini, ahiretin dehşetinin şiddetinden mosmor olarak haşrederiz.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Sur´a üflendiği gün, işte o gün; suçluları, gözleri korkudan gövermiş olarak toplarız.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
102- O gün Sûr’a üfürülecek ve biz o vakit günahkarları gözleri masmavi halde haşredeceğiz. 103- Kendi aralarında fısıldaşarak:“Siz (dünyada) ancak on gün kaldınız” derler. 104- Biz, onların ne söylediklerini çok iyi biliriz. Onların görüşçe en iyi olanları der ki:“Siz ancak bir gün kaldınız.”
102-104. Yani Sûra üfürülüp da insanlar kabirlerinden çıkacakları vakit herkes kendi durumuna uygun bir halde olacaktır: Takvâ sahipleri, Rahmân olan Allah’ın huzuruna konuk heyetler halinde toplanacaklardır. Günahkârlar ise korkudan, tedirginlikten ve susuzluktan renkleri mor, gözleri mavi olarak haşrolacaklardır. Kendi aralarında gizlice fısıldaşarak dünyadaki hayat sürelerinin kısalığını, âhiretin çabucak gelişini söz konusu edeceklerdir. Onlardan kimisi:“Siz (dünyada) ancak on gün kaldınız” diyecekler, kimisi başka şeyler söyleyecekler. Yüce Allah, onların gizlice konuşmalarını çok iyi bilir ve neler söylediklerini işitir. “Onların görüşçe en iyi olanları” yani bu süreyi değerlendirme konusunda doğruya en çok yaklaşanları “der ki: Siz ancak bir gün kaldınız.” Bu ifadelerle o kısacak zamanı nasıl boşa harcadıklarına, gaflet içinde oyalanarak kendilerine fayda veren şeylerden yüz çevirip zarar verecek şeylere yönelerek o günleri nasıl zayi ettiklerine dair duyacakları pişmanlığı dile getireceklerdir. Artık amellerin karşılığının görüleceği vakit gelmiş ve vaad olunan günün hak olduğu ortaya çıkmıştır. Pişmanlık duymaktan, ah vah edip ölüm gelsin diye dua etmekten başka bir şey kalmamıştır. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Siz yeryüzünde kaç yıl kaldınız? diyecek, onlar: Bir gün yahut bir günün bir bölümü kadar kaldık. Onu sayanlara sor, diyecekler. Buyuracak ki: Siz, ancak çok az bir süre kaldınız. Keşke bilmiş olsaydınız…”(el-Mü’minun 23/112-114)