Sebe' Suresi 12. Ayet
Sebe · Mekke · Sure 34 · Ayet 12/54
وَلِسُلَيْمَـٰنَ ٱلرِّيحَ غُدُوُّهَا شَهْرٌ وَرَوَاحُهَا شَهْرٌ ۖ وَأَسَلْنَا لَهُۥ عَيْنَ ٱلْقِطْرِ ۖ وَمِنَ ٱلْجِنِّ مَن يَعْمَلُ بَيْنَ يَدَيْهِ بِإِذْنِ رَبِّهِۦ ۖ وَمَن يَزِغْ مِنْهُمْ عَنْ أَمْرِنَا نُذِقْهُ مِنْ عَذَابِ ٱلسَّعِيرِ
Ve li suleymaner riha guduvvuha şehrun ve revahuha şehr, ve eselna lehu aynel kıtr, ve minel cinni men ya'melu beyne yedeyhi bi izni rabbih, ve men yezıg minhum an emrina nuzıkhu min azabis sair.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Sebe' Suresi 12. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Süleyman'ın emrine de, sabah esişi bir ay, akşam esişi de bir ay(lık yol) olan rüzgarı verdik. Erimiş bakır ocağını da ona sel gibi akıttık. Cinlerden de Rabbinin izniyle onun önünde çalışanlar vardı. İçlerinden kim bizim emrimizden çıkarsa, ona alevli ateş azabını tattırırız.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Süleymana da rüzgar: sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay, erimiş bakır menbaını da ona seyl gibi akıttık, hem rabbının iznile elinin altında Cinnilerden de çalışan vardı, onlardan da her kim emrimizden inhiraf ederse ona Sair azabını tattırırız
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Süleyman'ın emrine de rüzgarı verdik. Sabah gidişi bir aylık akşam dönüşü bir aylık yol idi. Erimiş bakır kaynağını da ona sel gibi akıttık. Rabbinin izniyle elinin altında cinlerden de çalışan vardı. Onlardan da her kim emrimizden saparsa, ona ateş azabını tattırırız.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Süleymana da rüzgarı (müsahhar kıldık) ki sabahı bir ay (lık yol), akşamı bir ay (lık yol) du. Erimiş bakır ma'denini ona sel gibi, akıtdık. Önünde, Rabbinin izniyle, iş gören ba'zı cinler de vardı. İçlerinden kim bizim emrimizden ayrılıb saparsa ona çılgın azabdan tatdırırdık.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Süleyman'a da, sabah gidişi bir ay(lık mesafe), akşam dönüşü bir ay(lık mesafe) olan rüzgarı boyun eğdirdik ve onun için katran (petrol) kaynağını da akıttık. Rabbinin izniyle cinlerin bir kısmı, onun önünde çalışırdı. Onlardan kim buyruğumuzdan sapsa, ona alevli azabı taddırırdık.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Süleyman'ın emrine de rüzgarı verdik. Onun sabah gidişi bir aylık mesafe, akşam dönüşü de bir aylık mesafe idi. Onun istifadesi için, erimiş bakırı kaynağından sel gibi akıttık. Rabbinin izniyle cinlerden bir kısmı, onun önünde çalışırlardı. Onlardan kim emrimizden saparsa, ona ateş azabı tattırırdık.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Süleyman için de, sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgara (boyun eğdirdik); erimiş bakır madenini ona sel gibi akıttık. Onun eli altında Rabbinin izniyle iş gören bir kısım cinler vardı. Onlardan kim bizim emrimizden çıkıp sapacak olsa, ona çılgın ateşin azabından taddırırdık.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Biz rüzgarı Süleyman(ın emrin)e verdik: sabahki hareketi bir aylık yolculuk (mesafesinde), akşamki hareketi de bir aylık (mesafede tamamlanan) rüzgarı. Ve erimiş bakır menbaını o'nun buyruğu altında akıttık; görünmeyen varlıklardan bir kısmı (da) Rablerinin izniyle o'nun için çalış(maya mecbur kılın)dılar; ve hangisi emrimizden çıktıysa ona yakıcı ateşin azabını tattırırdık:
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Süleyman'a da, sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü de bir ay süren rüzgarı verdik. Ona bakırı su gibi akıttık. Cinlerden bir kısmı da Rabbinin emriyle onun emrinde çalışırdı. Onlardan, kim emrimizden çıkarsa, ateş azabından tattırırdık.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Sabahleyin bir aylık yol gitmeyi, akşamleyin bir aylık yoldan geri dönmeyi sağlayan rüzgar,[1] Süleyman içindi. Ve erimiş bakırı kaynağından ona akıttık. Ve cinnlerden,[2] Rabb'inin izni ile onun elinin altında çalışanlar vardı. Onlardan kim emrimizden çıkacak olsa, ona alevli ateşin azabından tattırdık.
Tefsir / dipnot (2)
Bir ay sürecek mesafeyi rüzgarın sayesinde bir günde almayı sağladık.
Yabancı beldeden olan kimseler. Kur'an, cinn ismini, ontolojik varlık olan ve dumansız ateşten yaratılan "cinn" için kullanmanın yanı sıra, yabancı olan, yabancı yerleşim yerlerinde yaşayan, tanıdık olmayan "insanların tamamını kast etmek" için de kullanmaktadır (46:29).
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Ve sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay olan güçlü bir rüzgarı, Süleyman'ın buyruğuna verdik. Erimiş bakır kaynağını da Onun için akıttık. Efendisinin izniyle, cinlerden bir bölümü, Onun için çalıştılar. Onlardan kim buyruğumuzdan çıktıysa, yakıcı bir ateşin cezasını tattırdık.
İbni Kesir
Süleyman'a da rüzgarı, gündüz estiğinde gidişi bir aylık mesafedir. Akşamleyin de gelişi bir aylık mesafedir. Ve onun için su gibi erimiş bakır akıttık. Cinnlerden de Rabbının izniyle elinin altında iş göreni verdik. Onlardan her kim, Bizim emrimizden çıkarsa; ona alevli ateşin azabından tattırırız.
Gültekin Onan
Süleyman için de, sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgara boyun eğdirdik); erimiş bakır madenini ona sel gibi akıttık. Onun eli altında rabbinin izniyle iş gören bir kısım cinler vardı. Onlardan kim bizim buyruğumuzdan çıkıp sapacak olsa, ona çılgın ateşin azabından tattırırdık.
Rowad Tercüme Merkezi
Süleyman'a da sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay(lık mesafe) olan rüzgârı (boyun eğdirdik). Onun için erimiş bakır madenini sel gibi akıttık. Cinlerden de, Rabbinin izniyle onun emrinde çalışanlar vardı. Onlardan kim emrimizden sapacak olsa ona şiddetli azaptan tattırırdık.
Şaban Piriş
Sabah gidişi bir aylık mesafe, akşam dönüşü yine bir aylık mesafe olan rüzgarı da Süleyman'a boyun eğdirdik. Ona bakırı sel gibi akıttık. Cinlerden bir kısmı da Rabbinin emriyle onun emrinde çalışırdı. Onlardan, kim emrimizden çıkarsa alevli ateş azabından tattırırdık.
Ali Özek ve diğerleri
Sabah gidişi bir aylık mesafe, akşam dönüşü yine bir aylık mesafe olan rüzgârı da Süleyman'a (onun emrine) verdik ve onun için erimiş bakırı kaynağından sel gibi akıttık. Rabbinin izniyle cinlerden bir kısmı, onun önünde çalışırdı. Onlardan kim emrimizden sapsa, ona alevli azabı tattırırdık.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Dâvûd'un oğlu Süleyman -aleyhisselam-'a sabah gidişi bir aylık mesafe, akşam dönüşü yine bir aylık mesafe olan rüzgârı verdik. Yine O'na; erimiş bakırı kaynağından sel gibi akıttık ki, ondan istediği şeyi imal etsin. Yine cinleri kendisinin önünde Rabbinin emri ile çalışması için emrine verdik. Cinlerden, emrettiğimiz işleri yapmaktan sapanlara alevli azaptan tattırdık.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَلِسُلَيْمَٰنَ | سليمان | سليمان: هو نبي الله سليمان بن نبي الله داود - عليهما السلام، آتاه الله العلم والحكمة، وعلمه منطق الطير، وسخر له الريح والجن، وآتاه ملكا لم يؤته أحدا من بعده. | |||
| ٱلرِّيحَ | روح | أصله روح وهو الهواء المتحرك في الطبقات المحيطة بالأرض. | |||
| غُدُوُّهَا | غدو | سيرها صباحا. | |||
| شَهْرٌ | شهر | الشهر: جزء من اثني عشر جزءا من السنة. | |||
| وَرَوَاحُهَا | روح | ورجوعها. | |||
| شَهْرٌ | شهر | الشهر: جزء من اثني عشر جزءا من السنة. | |||
| وَأَسَلْنَا | سيل | أسلنا عين القطر: جعلنا النحاس يسيل. | |||
| لَهُ | ل | اللام: حرف جر يفيد الإختصاص. | |||
| عَيْنَ | عين | عين القطر: ذات القطر أي: القطر بذاته. | |||
| ٱلْقِطْرِ | قطر | النحاس أو الحديد المذاب. | |||
| وَمِنَ | مِن | من: حرف جر للدلالة على أخذ شيء من شيء بمعنى "بعض". | |||
| ٱلْجِنِّ | جنن | عالم مستتر لا يرى. | |||
| مَن | مَن | اسم موصول بمعنى "الذي" يختص بذوات من يعقل. | |||
| يَعْمَلُ | عمل | العمل: بالتحريك مصدر عمل جمع أعمال، كل فعل كان بقصد وفكر سواء كان من أفعال القلوب كالنية أم من أفعال الجوارح كالصلاة. والعمل أيضا: هو ما يحتاج إلى بذل الجهد لتحقيق الغاية. | |||
| بَيْنَ | بين | بين يديه: أمامه. | |||
| يَدَيْهِ | يدي | أمامه. و"بين يدي الشيء": أمامه. وقد يرد بمعنى: ما سبقه وتقدم عليه وكان قبله - في غير هذا الموضع. | |||
| بِإِذْنِ | أذن | بإذن ربه: بمشيئته وأمره. | |||
| رَبِّهِ | ربب | إلهه المعبود. والرب، معناه: الإله المعبود، والخالق، والمالك، والسيد، والمربي، والقائم، والمنعم، والمصلح، والجابر، والمدبر لخلقه كما يشاء على ما تقتضيه حكمته، والجمع: أرباب وربوب. والرب: اسم من أسماء الله تعالى ولا يقال في غيره إلا بالإضافة. | |||
| وَمَن | مَن | من: اسم شرط جازم، يختص بذوات من يعقل. | |||
| يَزِغْ | زيغ | ينحرف. | |||
| مِنْهُمْ | مِن | من: حرف جر لتبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها. | |||
| عَنْ | عن | حرف جر يفيد معنى المجاوزة المجازية. | |||
| أَمْرِنَا | أمر | حكمنا وقضائنا. | |||
| نُذِقْهُ | ذوق | الإذاقة: الحمل على الذوق، والذوق: الإحساس العام الذي تشترك فيه جميع قوى الحس. | |||
| مِنْ | مِن | من: حرف جر للدلالة على أخذ شيء من شيء بمعنى "بعض". | |||
| عَذَابِ | عذب | العذاب: العقاب والتنكيل وكل ما شق على النفس وآلمها. والجمع أعذبة وعذابات. | |||
| ٱلسَّعِيرِ | سعر | اسم لجهنم، ومعنى السعير: النار الموقدة. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{شَهْرٌ وَرَوَاحُهَا} إدغام بغنة في التنوين مع الواو. ومثلها {شَهْرٌ
وَأَسَلْنَا} وفي {الْقِطْرِ} الراء مرققة وصلًا، ويجوز فيها الوجهان وقفًا لتأثير
حرف الاستعلاء فيها. ولعل التفخيم أرجح.