Rûm Suresi 18. Ayet
Roma · Mekke · Sure 30 · Ayet 18/60
وَلَهُ ٱلْحَمْدُ فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَعَشِيًّا وَحِينَ تُظْهِرُونَ
Ve lehul hamdu fis semavati vel ardı ve aşiyyen ve hine tuzhırun.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine girdiğinizde Allah'ı tespih edin.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Hem hamd ona Göklerde ve Yerde ve ikindileyin ve o zaman ki öğle edersiniz
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Göklerde ve yerde, ikindileyin ve öğleye erdiğiniz zaman da hamd O'na mahsustur.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Göklerde ve yerde hamd Onundur. Gündüzün nihayetinde de, öğle vakfına vardığınız vakıtda da (Allahı tenzih ve tesbih edin, namaz kılın).
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Göklerde ve yerde, günün sonunda da, öğleye erdiğiniz zaman da hamd, O'na mahsustur.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Göklerde ve yerde hamd, güzel övgü O'na mahsustur. İkindi vaktinde de, öğleye girerken de, O'nu takdis ve tenzih edin, namaz kılın!
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Hamd O'nundur; göklerde ve yerde, günün sonunda ve öğleye erdiğiniz vakit de.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Göklerde ve yerde her türlü övgünün O'na mahsus olduğunu (görerek) öğle vaktinde de sonrasında da (O'nu yüceltin).
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Göklerde ve yerde hamd kendisine ait olanı, yatsılayın ve öğleyin de (tesbih ve hamd edin).
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Karanlık ve aydınlık zamanlarda, göklerde ve yerde hamd,[1] O'na aittir.
Tefsir / dipnot (1)
Bkz. 29:63. ayetin dipnotu.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Övgüler, O'na özgüdür; göklerde ve yeryüzünde, günün sonunda ve öğleye erdiğinizde.
İbni Kesir
Ve hamd, O'nadır. Göklerde de, yerde de, günün sonunda da, öğleye erdiğiniz vakitte de.
Gültekin Onan
Hamd O'nundur; göklerde ve yerde, günün sonunda ve öğleye erdiğiniz vakit de.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Övgü yalnızca Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'ya mahsustur. Göklerde melekleri O'na hamdeder, yeryüzünde ise yaratmış olduğu mahlukat O'na hamdeder. İkindi namazı vaktine girdiğinizde ve öğle namazı vaktine girdiğinizde O'nu tespih edin.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Ve hamd, O´nadır. Göklerde de, yerde de, günün sonunda da, öğleye erdiğiniz vakitte de.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
17- O halde akşama ulaştığınızda da sabaha çıktıığınızda da Allah’ı tesbih edin. 18- Göklerde ve yerde hamd yalnız O’nundur. Bir de gündüzün sonunda ve öğle vaktine ulaştığınızda (tesbih edin). 19- O, ölüden diriyi çıkartır, diriden de ölüyü çıkartır. Yeryüzünü de ölümünden sonra diriltir. İşte siz de (kabirlerinizden) böyle çıkarılacaksınız.
17-18. Bu buyruklarla Yüce Allah, her türlü kötülükten ve eksiklikten münezzeh olduğunu, yaratıklardan herhangi bir kimsenin O’na denk olmadığını, böyle bir şeyden yüce ve münezzeh olduğunu haber vermekte, ayrıca kullarına akşama vardıklarında, sabaha çıktıklarında, gündüzün sonunda ve öğle vakitlerinde kendisini tesbih etmelerini emretmektedir. Bu vakitler ise beş vakit namazın vaktidir. Allah, bu vakitlerde kullarına kendisini tesbih edip hamd etmelerini emretmektedir. Bunun kapsamına beş vakit namazın içindekiler gibi farz olan tesbih ve hamdler girdiği gibi sabah akşam zikirleri ve namazların akabinde yapılan zikirler gibi müstehap olanlar da girmektedir. Çünkü Yüce Allah’ın farz namazlar için vakit olarak tayin ettiği bu zaman dilimleri, en faziletli vakitlerdir. Bu vakitlerde Allah’a hamd, tesbih ve ibadet etmek, başka vakitlerdekinden daha faziletlidir. Hatta ibadet, “Subhanallah” tesbihini ihtiva etmeyecek olsa bile ihlâs ile yapılması halinde fiilen tesbih (Allah’ın tenzih etmek) demektir. Zira fiili ibadette Allah’ın, ortağı olmaktan, yaratılmışlardan herhangi bir kimsenin O’nun hak ettiği ihlâs ve yönelişi hak etmesinden yana tenzih edilmesi söz konusudur.
19. “O, ölüden diriyi çıkartır.” Ölü yerden bitki, taneden başak, çekirdekten ağaç, yumurtadan civciv, kâfirden mü’min vs. çıkardığı gibi… “Diriden de ölüyü çıkartır.” Sözü edilenlerin aksinde olduğu gibi. “Yeryüzünü de ölümünden sonra diriltir.” Oraya hareketsiz ve ölü bir halde iken yağmur yağar. Üzerine yağmur inince hareketlenir, kabarır ve göz kamaştırıcı her çiftten bitkiler bitirir. “İşte siz de” kabirlerinizden “böyle çıkarılacaksınız.” Bu, ölümünden sonra yeryüzünü diriltenin ölüleri de dirilteceğine dair kesin bir belge ve göz kamaştırıcı bir delildir. Akıl açısından her ikisi arasında bir fark yoktur. Bunlardan birisini kabul etmekle birlikte diğerini uzak bir ihtimal görmeyi gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.