Nûh Suresi 4. Ayet

Nuh · Mekke · Sure 71 · Ayet 4/28

يَغْفِرْ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرْكُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى ۚ إِنَّ أَجَلَ ٱللَّهِ إِذَا جَآءَ لَا يُؤَخَّرُ ۖ لَوْ كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

Yagfir lekum min zunubikum ve yuahhırkum ila ecelin musemma, inne ecelallahi iza cae la yuahhar, lev kuntum ta'lemun.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Nûh Suresi 4. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

29. cüz · PDF sayfası 9

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(3-4) "Allah'a ibadet edin. O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz."

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Günahlarınızdan size mağfiret buyursun ve sizi müsemma bir ecele kadar te'hir eylesin, muhakkak ki Allahın takdir eylediği ecel gelince te'hir olunmaz eğer bilse idiniz!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Günahlarınızı bağışlasın ve sizi belirli bir vakte kadar ertelesin. Kuşkusuz, Allah'ın takdir ettiği vakit gelince ertelenmez, eğer bilseydiniz!"

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

"Taki (Allah) sizin günahlarınızdan bir kısmını yarlığasın, sizi (azabsız olarak) mukadder bir müddete kadar gecikdirsin. Şübhe yok ki Allahın (ta'yin etdiği) müddet gelince geri bırakılmaz. Eğer bilseydiniz..".

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

"Ki (Allah) günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Zira Allah'ın süresi geldiği zaman ertelenmez. Bilir (kişiler) olsaydınız (bunu anlardınız)."

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

(2-4) O da: "Ey benim milletim! Ben size gönderilen kesin bir uyarıcıyım. Şöyle ki: Yalnız Allah'a ibadet edin, O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki: Sizin günahlarınızı affetsin ve sizi belirli bir vakte, yani ölüm anına kadar azap çektirmeksizin hayatta bıraksın. Çünkü Allah'ın takdir ettiği vade gelince, asla ertelenmez. Keşke bunu bir bilseniz!

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

"Ki günahlarınızı bağışlasın ve sizi adı konulmuş bir ecele kadar ertelesin. Elbette Allah'ın eceli geldiği zaman, o ertelenmez. Bir bilmiş olsaydınız."

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

ki Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve (yalnız O'na) malum olan bir zamana kadar size mühlet tanısın; ama bilin ki Allah'ın belirlediği vade gelip çattığında hiçbir şekilde ertelenemez. Keşke bunu bilseydiniz!"

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

O, sizin günahlarınızı bağışlasın ve belli bir süreye kadar sizi ertelesin. Allah'ın belirlediği süre gelince artık o geri bırakılmaz, eğer bilmiş olursanız...

Erhan Aktaş

Kerim Kur'an

"Ki Allah, suçlarınızı bağışlasın ve size belirlenmiş bir sürenin sonuna kadar zaman versin. Kuşkusuz Allah'ın belirlediği süre dolunca, ertelenmez. Keşke bilenlerden olsaydınız."

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

"Suçlarınızı bağışlasın ve belirlediği bir zamana dek size süre tanısın. Kuşkusuz, Allah'ın belirlediği zaman geldiğinde ertelenmez; keşke bilseydiniz!"

İbni Kesir

Ta ki, günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar geciktirsin. Muhakkak ki Allah'ın süresi gelince geri bırakılmaz. Keşki bilseydiniz.

Gültekin Onan

"Ki günahlarınızı bağışlasın ve sizi adı konulmuş bir ecele kadar ertelesin. Elbette Tanrı'nın eceli geldiği zaman, o ertelenmez. Bir bilmiş olsaydınız."

Rowad Tercüme Merkezi

Ta ki günahlarımızdan bir kısmını mağfiret buyursun ve sizi belli bir süreye kadar geciktirsin. Şüphesiz ki Allah’ın takdir ettiği vakit geldi mi geri bırakılmaz. Keşke bilseydiniz.

Şaban Piriş

O, sizin günahlarınızı bağışlasın ve belli bir ecele kadar sizi ertelesin. Allah’ın belirlediği ecel gelince artık o geri bırakılmaz, eğer bilmiş olursanız.

Ali Özek ve diğerleri

Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vâdeye kadar tehir etsin (muahaze etmeden yaşatsın)» diyerek bilinmeli ki Allah’ın tayin ettiği vâde gelince, artık o ertelenmez. Keşke bilseydiniz!

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Şüphesiz siz bunu yaparsanız, Allah da sizin başkalarının haklarını yemek dışında olan diğer günahlarınızı bağışlar ve dünya hayatında size verdiği süreyi, kendi ilminde belirlemiş olduğu o sınırlı vakte kadar uzatır. Buna devam ettiğiniz sürece yeryüzünde ömür süreceksiniz. Eğer ölüm gelirse de artık ertelenemez. Bunu biliyor olsaydınız; bir an önce Allah’a iman eder ve içinde bulunduğunuz şirk ve sapıklıktan tövbe etmede acele ederdiniz.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
يَغْفِرْغفريستر ويعفو.
لَكُملاللام: حرف جر يفيد الإختصاص.
مِّنمِنحرف جر يفيد تبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها.
ذُنُوبِكُمْذنبالذنوب: جمع ذنب، والذنب: الإثم، والمحرم من الفعل.
وَيُؤَخِّرْكُمْأخرويؤجلكم.
إِلَىٰإلىحرف جر يدل على انتهاء الغاية.
أَجَلٍأجلوقت محدد للشيء.
مُّسَمًّىسميمعين محدد.
إِنَّإنّحرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة.
أَجَلَأجلأجل الله: وقت مجيء عذابه إن لم تؤمنوا أو الموت.
ٱللَّهِألهالمألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى
إِذَاإذاظرف يدل في أكثر الحالات على الزمن المستقبل.
جَاءَجيأأتى.
لَالانافية غير عاملة.
يُؤَخَّرُأخرلا يؤخر: لا يؤجل.
لَوْلوأداة شرط للزمن الماضي وهي امتناعية.
كُنتُمْكونكان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك.
تَعْلَمُونَعلمتعرفون وتدركون؛ يقال: علم الخبر، أي: عرفه على حقيقته. والعلم أيضا: إدراك الشيء على حقيقته، ‌ونقيضه ‌الجهل.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

يراعى عدم إدغام الراء في اللَّام من {يَغْفِرْ لَكُم} {مِنْ ذُنُوبِكُمْ}

إخفاء حقيقي {إِلَى أَجَلٍ مُّسَمًّى} مد منفصل، يليه إدغام بغنة وغنة في الميم

المشددة {جَاءَ} مد متّصل {كُنْتُمْ} إخفاء حقيقي.