Nisâ Suresi 69. Ayet
Kadınlar · Medine · Sure 4 · Ayet 69/176
وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ فَأُو۟لَـٰٓئِكَ مَعَ ٱلَّذِينَ أَنْعَمَ ٱللَّهُ عَلَيْهِم مِّنَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ وَٱلصِّدِّيقِينَ وَٱلشُّهَدَآءِ وَٱلصَّـٰلِحِينَ ۚ وَحَسُنَ أُو۟لَـٰٓئِكَ رَفِيقًا
Ve men yutiıllahe ver resule fe ulaike meallezine en'amellahu aleyhim minen nebiyyine ves sıddikine veş şuhedai ves salihin, ve hasune ulaike rafika.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddiklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Öyle ya: Her kim Allaha ve Peygambere mutı' olursa işte onlar Allahın kendilerine in'am eylediği: Enbiya, sıddıkin, şüheda ve salihin ile birliktedirler, bunlarsa ne güzel arkadaş!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Her kim Allah'a ve peygambere itaat ederse, işte onlar Allah'ın kendilerine nimet ihsan ettiği peygamberler, dosdoğru kişiler, şehitler ve salihlerle birliktedirler. Bunlar ise ne güzel arkadaştır!
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Kim Allaha ve peygambere itaat ederse işte onlar, Allahın, kendilerine ni'metler verdiği peygamberlerle, sıddıyklarla, şehidlerle, iyi adamlarla beraberdirler. Onlar ne iyi arkadaşdır!
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Kim Allah'a ve Elçi'ye ita'at ederse işte onlar, Allah'ın ni'met verdiği peygamberler, sıddiklar, şehidler ve salihlerle beraberdir. Onlar da ne güzel arkadaştır!
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Kim Allah'a ve resulüne itaat ederse işte onlar, Allah'ın nimetlerine mazhar ettiği nebiler, sıddikler, şehidler, salih kişilerle beraber olacaklardır. Bunlar ne güzel arkadaşlar!
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Kim Allah'a ve Resul'e itaat ederse, işte onlar Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberler, doğrular (ve doğrulayanlar), şehidler ve salihlerle beraberdir. Ne iyi arkadaştır onlar?
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Allaha ve Peygambere itaat edenler, Allahın nimetlerini bağışladığı kimselerden olacaklardır: peygamberler, hakikatten hiç sapmamış olanlar, hakikate (hayatlarıyla) şahitlik yapanlar ve dürüst ve erdemli olanlar: işte böylelerininki ne güzel birlikteklik(ler)dir!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Kimler Allah'a ve Peygamber'e itaat ederse, Onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberler, sadıklar, şehitler ve doğruları yapan kimselerle beraberdirler. Ne güzel arkadaştır onlar!
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Kim Allah'a ve Resul'e itaat ederse,[1] işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği, Nebiler, sıddıklar[2], şahitler[3] ve salihlerle[4] beraberdirler. Onlar ne iyi arkadaştırlar!
Tefsir / dipnot (4)
Bkz. 4:13. ayetin dipnotu.
Her zaman doğruyu söyleyenler, özü sözü doğru olanlar.
Gerçeğe tanıklık edenler. Yaptıkları her işi, Allah'ın kendilerini gördüğünün bilinciyle yapanlar.
Kötülükle mücadele eden, bozuk olan şeyi düzelten, iyileştiren, yapıcı olan, iyiye yönlendiren.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Çünkü Allah'a ve elçiye kim bağlı kalırsa; işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, doğruyu söyleyenlerle, tanık olanlarla ve erdemli olanlarla birliktedir. İşte onlar, ne güzel arkadaştır.
İbni Kesir
Kim, Allah'a ve peygambere itaat ederse; işte onlar, şehidler ve salihlerle birliktedirler. Ne iyi arkadaştır onlar.
Gültekin Onan
Kim Tanrı'ya ve Resul'e itaat ederse, işte onlar Tanrı'nın kendilerine nimet verdiği peygamberler, doğrular (veya doğrulayanlar), şehidler ve salihlerle beraberdir. Ne iyi arkadaştır onlar?
Ayetin Tefsiri 6 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Her kim Allah’a ve resulüne itaat ederse o, Allah’ın cennete sokarak nimetlendirdiği peygamberler, peygamberlerin getirdiği dine imanları tam olan ve öylece amel eden sıddıklar, Allah yolunda şehit olanlar, görünüşleri ve kalpleri salih olduğu için amelleri de salih olan salih kimselerle beraber olur. Bu kimseler cennette ne güzel yoldaştırlar.
İbn Kesir tefsirinin ayet başına kısa Türkçe özeti — tam metin için Arapça sekmesine bakın
Kim, Allah´a ve peygambere itaat ederse; işte onlar, şehidler ve salihlerle birliktedirler. Ne iyi arkadaştır onlar.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
69- Kim Allah’a ve Rasûle itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine nimetler verdiği peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle birliktedirler. Onlar ne iyi arkadaştırlar! 70- Bu lütuf, Allah’tandır. Her şeyi bilen olarak Allah yeter.
69. Yani erkek olsun, kadın olsun, küçük olsun, büyük olsun -kendi haline göre ve kendi yükümlülükleri oranında- Allah’a ve Rasûlüne itaat eden herkes “işte onlar Allah’ın kendilerine nimetler verdiği” kemali, kurtuluşu ve mutluluğu gerektiren büyük nimeti ihsan ettiği “peygamberler”, ki Allah, vahyi ile kendilerine üstünlük vererek onları diğer insanlara elçi göndermiş, onları davet ile görevlendirmekle üstünlük ihsan etmiştir “sıddıklar”, bunlar peygamberlerin getirdiklerini tam anlamı ile tasdik eden, böylelikle hakkı bilen, onu yakin ile tasdik eden, gereğini söz, davranış ve halleri yerine getiren ve Yüce Allah’a da davet eden kimselerdir. “şehitler”, Allah’ın kelimesini yükseltmek için Allah yolunda çarpışarak öldürülenlerle, “salihlerle” zahirleri de batınları da ıslah olmuş, buna bağlı olarak amelleri de salih olan kimselerle “birliktedirler.” İşte Yüce Allah’a itaat eden herkes, bu kimselerle arkadaş olma nimetine kavuşacaktır. “Onlar ne iyi arkadaştırlar!” Nimetlerle dolu cennetlerde onlara yakın olacaklar, âlemlerin Rabbinin komşuluğunda onlarla ünsiyet ederek bir arada bulunacaklar.
70. Onların nail oldukları “bu lütuf Allah’tandır.” Buna onları muvaffak kılan ve onlara bu hususta yardımcı olan, kendilerine amelleri ile elde edemeyecekleri bu mükâfatları veren O’dur. “Her şeyi bilen olarak Allah yeter.” O kullarının hallerini, içlerinden kalp ve organlarının ittifakla yerine getirdiği salih ameller sebebi ile pek büyük mükâfatları kimin hak ettiğini çok iyi bilir.
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَمَن | مَن | من: اسم شرط جازم، يختص بذوات من يعقل. | |||
| يُطِعِ | طوع | يطع الله والرسول: يستجب لأوامر الله تعالى وهدي رسوله محمد صلى الله عليه وسلم. | |||
| ٱللَّهَ | أله | الله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| وَٱلرَّسُولَ | رسل | الرسول من الملائكة هو من يبلغ الرسالة الإلهية عن الله، والرسول من الناس هو من يبعثه الله بشرع ليعمل به ويبلغه، والرسول هنا هو محمد صلى الله عليه وسلم. | |||
| فَأُولَٰئِكَ | أولاء | أولئك: اسم إشارة للجماعة يخاطب به المفرد المذكر. | |||
| مَعَ | مع | ظرف يفيد معنى المصاحبة. | |||
| ٱلَّذِينَ | الذي | اسم موصول للجمع المذكَّر. | |||
| أَنْعَمَ | نعم | أنعم الله عليهم: يسَّر لهم العيش في رفاهية إذ أنعم الله تعالى عليهم بالجنة. | |||
| ٱللَّهُ | أله | الله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| عَلَيْهِم | على | على: حرف جر، يُفيد معنى الإستعلاء المجازي. | |||
| مِّنَ | مِن | حرف جر، يُفيد تبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها. | |||
| ٱلنَّبِيِّنَ | نبأ | النبيين: من اصطفاهم الله من عباده وأوحى إليهم بشريعة من شرائعه. | |||
| وَٱلصِّدِّيقِينَ | صدق | الصديقين: الذين كمل تصديقهم بما جاءت به الرسل، اعتقاداً وقولاً وعملاً. | |||
| وَٱلشُّهَدَاءِ | شهد | الشهداء: من قتلوا في سبيل الله، أو العالمون بالبراهين. | |||
| وَٱلصَّٰلِحِينَ | صلح | الصالحين: الذين حسنت أعمالهم وأخلاقهم. | |||
| وَحَسُنَ | حسن | حسن أولئك رفيقا: اتصفت رفقتهم بأنها حسنة جميلة. | |||
| أُولَٰئِكَ | أولاء | اسْمٌ يُشارُ بِهِ لِلْجَماعَةِ، بَعْدَهُ كافُ الخِطابِ لِلْمُفْرَدِ المُذَكَّرِ. | |||
| رَفِيقًا | رفق | مرافقة. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{وَمَنْ يُطِعِ} إدغام بغنة، {فَأُولَئِكَ} مد متصل {أَنْعَمَ} إظهار حلقي
{عَلَيْهِمْ مِنَ} إدغام تماثل صغير بين الميمن {النَّبِيِّينَ} مد تمكين
{وَالشُّهَدَاءِ} مد متصل، وكذا {أُولَئِكَ}. وفى {رَفِيقًا} مد عوض وقفًا، والراء
مفخمة لأنها مفتوحة.