Nisâ Suresi 153. Ayet
Kadınlar · Medine · Sure 4 · Ayet 153/176
يَسْـَٔلُكَ أَهْلُ ٱلْكِتَـٰبِ أَن تُنَزِّلَ عَلَيْهِمْ كِتَـٰبًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ ۚ فَقَدْ سَأَلُوا۟ مُوسَىٰٓ أَكْبَرَ مِن ذَٰلِكَ فَقَالُوٓا۟ أَرِنَا ٱللَّهَ جَهْرَةً فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّـٰعِقَةُ بِظُلْمِهِمْ ۚ ثُمَّ ٱتَّخَذُوا۟ ٱلْعِجْلَ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُمُ ٱلْبَيِّنَـٰتُ فَعَفَوْنَا عَن ذَٰلِكَ ۚ وَءَاتَيْنَا مُوسَىٰ سُلْطَـٰنًا مُّبِينًا
Yes'eluke ehlul kitabi en tunezzile aleyhim kitaben mines semai fe kad seelu musa ekbera min zalike fe kalu erinallahe cehraten fe ehazethumus saikatu bi zulmihim, summettehazul ıcle min ba'di ma caethumul beyyinatu fe afevna an zalik, ve ateyna musa sultanen mubina.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Nisâ Suresi 153. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Buna şaşma!) Musa'dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve "Allah'ı bize açıkça göster" demişlerdi. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. Biz bunu da affettik ve Musa'ya apaçık bir güç ve yetki verdik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ehli kitab senden üzerlerine Semadan bir kitab indirivermeni istiyorlar, çok görme Musaya bundan daha büyüğünü teklif ettiler, "Allahı bize açıktan göster" dediler de zulümlerile kendilerini yıldırım çarptı, sonra kendilerine o kadar açık mu'cizeler gelmişken tuttular danaya taptılar, derken biz bunlardan afvettik de Musaya kahir bir saltanat verdik
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirivermeni istiyorlar. Çok görme: Musa'dan daha da büyüğünü istediler ve: "Allah'ı bize açıkça göster." dediler de zulümleri yüzünden kendilerini yıldırım çarptı. Sonra kendilerine o kadar mucizeler gelmişken tuttular danaya taptılar. Biz bunları bağışladık ve Musa'ya güçlü bir saltanat verdik,
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Ehl-i kitab, senin üzerlerine gökten bir kitab indirmeni isterler. Hakıykat, onlar Musadan daha büyüğünü istemişler de "Allahı açıkdan bize göster" demişlerdi. İşte zulümleri yüzünden onları yıldırım çarpmışdı. Bil'ahare kendilerine bunca açık ayetler ve deliller geldikden sonra da (Tanrı diye) buzağıya tutunmuşlardı. Nihayet biz (tevbe etdikleri için) bunları afvetmişdik. Biz Musaya apaçık (nice) hüccet (ler) verdik.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Kitap ehli, senden, kendilerine gökten bir Kitap indirmeni istiyorlar. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişler: "Allah'ı bize açıkça göster!" demişlerdi. Haksızlıklarından dolayı derhal onları yıldırım gürültüsü yakalamıştı. Sonra kendilerine açık deliller gelmişken buzağıyı (tanrı) tutmuşlardı. Bundan da vazgeçtik ve Musa'ya açık bir yetki verdik.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Ehl-i kitap senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Bu cahilliklerini çok görme! Nitekim daha önce Musa'dan bundan da fazlasını istemişlerdi ve: "Allah'ı bize açıktan göster!" demişlerdi. Bunun üzerine de, zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarpmıştı. Daha sonra kendilerine açık mucizeler ve deliller gelmesini müteakip bu sefer tuttular buzağıyı tanrı edindiler. Derken onlar tövbe edince, bunu da bağışladık. Ve Musa'ya da onlar üzerinde aşikar bir nüfuz ve kudret verdik.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Kitap Ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Demişlerdi ki: "Bize Allah'ı açıkça göster." Böylece zulümlerinden dolayı onlara yıldırım çarpmıştı. Ardından kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, buzağıyı (ilah) edinmişlerdi. Yine bundan dolayı onları affettik ve Musa'ya apaçık olan ispatlayıcı bir delil verdik.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Tevratın izleyicileri, (ey Peygamber!) gökten kendilerine bir vahiy indirmeni isterler. Onlar Musadan bunun daha büyüğünü istemişler ve "Bizi Allah ile yüz yüze getir" demişlerdi de bu çarpıklıkları yüzünden onları bir ceza yıldırımı çarpmıştı. Daha sonra (altın) buzağıya tapmaya başlamışlardı ve hakikatin bütün kanıtları kendilerine geldikten sonra yapmışlardı bunu. Yine de bu (günahları)nı silmiş ve Musaya (hakikatin) açık kanıtını bahşetmiştik,
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Kitap ehli senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar, Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi: -Bize Allah'ı apaçık göster, demişlerdi. Zulümleri yüzünden onları yıldırım çarpmıştı. kendilerine belgeler geldikten sonra da buzağıyı ilah edinmişlerdi. Ardından onları bağışladık ve Musa'ya apaçık iktidar verdik.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Kitap Ehli, senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Daha önce Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi: "Bize Allah'ı açıkça göster." demişlerdi. Bu haksızlıklarından dolayı, onları yıldırım çarpmıştı. Sonra kendilerine apaçık kanıtlar içeren bilgiler geldiği halde yine de buzağıyı ilah edindiler. Biz onları bağışladık ve Musa'ya apaçık bir yetki verdik.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Kitap halkı, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Bundan daha büyüğünü Musa'dan istemişler ve "Allah'ı, bize açıkça göster!" demişlerdi. Bunun üzerine, yaptıkları haksızlık yüzünden onları yıldırım çarptı. Sonra, onlara açık kanıtlar gelmesine karşın buzağıyı onayladılar. Ardından, onları bağışladık ve Musa'ya apaçık bir yetki verdik.
İbni Kesir
Kitab ehli senin kendilerine gökten bir kitab indirmeni isterler. Musa' dan da bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Ve; bize Allah'ı apaçık göster, demişlerdi. Zulümlerinden dolayı onları yıldırım çarpmıştı. Kendilerine bunca açık ayetler ve deliller geldikten sonra da buzağıya taptılar. Nihayet Biz, bunu affettik ve Musa'ya apaçık bir hüccet verdik.
Gültekin Onan
Kitap ehli senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Demişlerdi ki: "Bize Tanrı'yı açıkça göster." Böylece zulümlerinden dolayı onlara yıldırım çarpmıştı. Ardından kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, buzağıyı (tanrı) edinmişlerdi. Yine bundan dolayı onları affettik ve Musa'ya apaçık olan ispatlayıcı bir delil verdik.
Rowad Tercüme Merkezi
Ehl-i Kitap senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Mûsâ’dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi: Bize Allah’ı apaçık göster, demişlerdi. Zulümleri yüzünden onları yıldırım çarpmıştı. kendilerine deliller geldikten sonra da buzağıyı ilah edinmişlerdi. Ardından onları bağışladık ve Mûsâ'ya apaçık delil verdik.
Şaban Piriş
Kitap ehli senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Musa’dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi: Bize Allah’ı apaçık göster, demişlerdi. Zulümleri yüzünden onları yıldırım çarpmıştı. kendilerine belgeler geldikten sonra da buzağıyı ilah edinmişlerdi. Ardından onları bağışladık ve Musa'ya apaçık delil verdik.
Ali Özek ve diğerleri
Ehli kitap (Tevrât ehli yahûdiler) senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Onlar Mûsâ’dan, bunun daha büyüğünü istemişlerdi de, «Bize Allah’ı apaçık göster» demişlerdi. Zulümleri sebebiyle hemen onları yıldırım çarptı. Bilâhare kendilerine açık deliller geldikten sonra buzağıyı ( ilah ) edindiler. Biz bunu da affettik ve Mûsâ'ya apaçık delil (ve yetki) verdik.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
-Ey Resul!- Yahudiler Musa -aleyhisselam-'a gökten bir defada kitap indiği gibi hak resul olduğuna alamet olarak da senden bir kere de kendilerine gökten kitap indirmeni istiyorlar. Yahudilerin bu isteğini onlar için çok görme. Çünkü geçmişte ataları Musa -aleyhisselam-'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Kendilerine Allah'ı çıplak gözleriyle göstermesini istemişlerdi. Onlar, işlemiş oldukları bu günahlarına ceza olarak yıldırım çarpmasına maruz kaldılar. Sonra, Allah onları tekrar diriltti. Kendilerine Allah'ın, rububiyette ve uluhiyette bir ve tek olduğunu apaçık açıklayan ayetler geldikten sonra, tekrar Allah'a ibadet etmeyi bırakıp buzağıya taptılar. Sonra onların günahlarını tekrar bağışladık ve kavmine karşı Musa -aleyhisselam-'a apaçık bir delil verdik.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| يَسْءَلُكَ | سأل | يطلبون منك. وأصل السؤال: الطلب. | |||
| أَهْلُ | أهل | أهل: أهل الشَّيْء أَصْحَابه وَأهل الدَّار وَنَحْوهَا سكانها، وأهل الكتاب: من يجتمعون حوله، والمراد اليهود. | |||
| ٱلْكِتَٰبِ | كتب | الكتابُ في الأصل مصدر، ثم سُمّي المكتوب فيه كتاباً، وهو: اسم للصّحيفة مع المكتوب فيها، وأصل الكَتْبِ في اللغة: الضمُّ، وسمي الكتابُ بذلك؛ لضم حروفه وكلماته بعضها إلى بعض. والمراد: التوراة. | |||
| أَن | أن | حرف مصدري يفيد الإستقبال. | |||
| تُنَزِّلَ | نزل | تنزل، والإنزال: الجلب من علو عن طريق الوحي. | |||
| عَلَيْهِمْ | على | على: حرف جر بمعنى "إلى". | |||
| كِتَٰبًا | كتب | الكتابُ في الأصل مصدر، ثم سُمّي المكتوب فيه كتاباً، وهو: اسم للصّحيفة مع المكتوب فيها، وأصل الكَتْبِ في اللغة: الضمُّ، وسمي الكتابُ بذلك؛ لضم حروفه وكلماته بعضها إلى بعض. والمراد: صحفاً من الله مكتوبة. | |||
| مِّنَ | مِن | حرف جر، يُفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| ٱلسَّمَاءِ | سمو | السماء، مصدر سما، وهي: كل ما علاك فأظلك من سقف ونحوه، والمراد: ما يقابل الأرض، وعددها سبع، ولها أبواب تُفَتَّح. | |||
| فَقَدْ | قد | قد: أداة تفيد التحقيق. | |||
| سَأَلُوا | سأل | سألوا أكبر من ذلك: طلبوا وتعنتوا. | |||
| مُوسَىٰ | موسى | موسى: هو نبي الله موسى بن عمران، كليم الله، أرسله الله إلى فرعون وقومه ليخرجهم من الظلمات إلى النور. | |||
| أَكْبَرَ | كبر | الكبر: تستعمل في وصف كثرة الكمية المتصلة للأعيان، وقد استعيرت للمعاني أحيانا. | |||
| مِن | مِن | من: حرف جر يستخدم للمقارنة التفضيلية بين شيئين. | |||
| ذَٰلِكَ | ذا | اسم إشارة للمفرد المذكر البعيد يخاطب به المفرد. | |||
| فَقَالُوا | قول | فتكلموا. والقول: معناه الكلام. وقد يُراد بالقول أعمّ من ذلك. | |||
| أَرِنَا | رأي | اجعلنا نرى بالعين. | |||
| ٱللَّهَ | أله | هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| جَهْرَةً | جهر | عياناً بالبصر. | |||
| فَأَخَذَتْهُمُ | أخذ | فأهلكتهم. | |||
| ٱلصَّٰعِقَةُ | صعق | الصاعقة: نار تسقط من السماء، أو صيحة منها ويراد بها العذاب المهلك. | |||
| بِظُلْمِهِمْ | ظلم | الظلم: الجور، وأصل الظلم: مجاوزة الحد، ووضع الشيء غير موضعه ومنه يُقال من أشبه أباه فما ظلم، أي: ما وضع الشبه غير موضعه. | |||
| ثُمَّ | ثم | حرف عطف يفيد معنى الترتيب الذكري أو الإخباري. | |||
| ٱتَّخَذُوا | أخذ | جعلوا. والاتخاذ: الجعل، تقول: اتخذت فلاناً صديقاً؛ أي: جعلته صديقاً. | |||
| ٱلْعِجْلَ | عجل | ولد البقرة، والمراد العجل الذي صنعتموه بأيديكم وعبدتموه. | |||
| مِن | مِن | حرف جر، يُفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| بَعْدِ | بعد | بعد: نقيض قبل. وهو: ظرف مبهم يفهم معناه بالإضافة لما بعده ويكون منصوبا أو مجرورا مع "مِن"، وقد يقطع عن الإضافة وهي مفهومة من الكلام فيكون مبنيا على الضم. | |||
| مَا | ما | حرف مصدري يؤول مع ما بعده بمصدر. | |||
| جَاءَتْهُمُ | جيأ | أتتهم. | |||
| ٱلْبَيِّنَٰتُ | بين | الحجج الواضحات، والمراد: معجزات موسى القاطعة بنفي الشرك. | |||
| فَعَفَوْنَا | عفو | فتجاوزنا. | |||
| عَن | عن | حرف جر، يُفيد معنى المجاوزة المجازية. | |||
| ذَٰلِكَ | ذا | اسم إشارة للمفرد المذكر البعيد، يخاطب به المفرد، والمراد: عبادة العجل. | |||
| وَءَاتَيْنَا | أتي | وأعطينا. | |||
| مُوسَىٰ | موسى | موسى: هو نبي الله موسى بن عمران، كليم الله، أرسله الله إلى فرعون وقومه ليخرجهم من الظلمات إلى النور. | |||
| سُلْطَٰنًا | سلط | سلطاناً: حجة بينة تؤيد صدق نبوته. | |||
| مُّبِينًا | بين | ظاهراً. والمبين: الظَّاهِر. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{أَنْ تُنَزِّلَ} إخفاء حقيقي {كِتَابًا مِنَ} إدغام بغنة {السَّمَاءِ} مد
متصل {مُوسَى أَكْبَرَ} مد منفصل {مِنْ ذَلِكَ} إخفاء حقيقي {فَقَالُوا أَرِنَا}
مد منفصل، والراء مرققة {بِظُلْمِهِمْ} اللام غير مغلظة {ثُمَّ} حرف غنة
{الْعِجْلَ} الجيم مقلقلة {مِنْ بَعْدِ} إقلاب {جَاءَتْهُمُ} مد متصل، وضُمت ميم
الجمع من {جَاءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ} للساكن بعدها {عَنْ ذَلِكَ} إخفاء حقيقي
لوقوع الذال بعد النون الساكنة {وَآتَيْنَا} مد بدل {سُلْطَانًا مُبِينًا} إدغام
بغنة ويبدل التنوين ألفًا وقفًا.