Mü'min Suresi 19. Ayet
Bağışlayan · Mekke · Sure 40 · Ayet 19/85
يَعْلَمُ خَآئِنَةَ ٱلْأَعْيُنِ وَمَا تُخْفِى ٱلصُّدُورُ
Ya'lemu hainetel a'yuni ve ma tuhfis sudur.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Gözlerin hain bakışını da bilir, gönüllerin gizlediğini de
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Gözlerin hain bakışını da bilir, gönüllerin gizlediğini de.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
(Allah) gözlerin haain bakışını, göğüslerin gizleyeceği herşey'i bilir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
(Allah) gözlerin hain (bakışlar)ını ve göğüslerin gizlediği düşünceleri bilir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
O, gözlerin hain bakışını ve kalplerin sakladığı bütün şeyleri dahi bilir.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
(Allah,) Gözlerin hainliklerini ve göğüslerin sakladıklarını bilir.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
(çünkü) O, art niyetli bakışların ve yüreklerin gizlediği şeylerin farkındadır.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Allah, gözlerin hainliğini ve kalblerin gizlediğini bilir.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
O, bakışlardaki art niyeti ve göğüslerin gizlediğini bilir.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Hem gözlerin kötü amaçlarını hem de yüreklerin gizlediklerini bilir.
İbni Kesir
O; gözlerin hainliğini ve göğüslerin gizlediğini bilir.
Gültekin Onan
(Tanrı,) Gözlerin hainliklerini ve göğüslerin sakladıklarını bilir.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Yüce Allah, bakanların gözlerindeki hainliği bilir ve kalplerin gizlediğini de bilir. Bunların hiçbirisi O'na gizli kalmaz.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
O; gözlerin hainliğini ve göğüslerin gizlediğini bilir.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
18- Onları yaklaşan güne karşı uyar. Zira (o günün dehşetinden) yürekler ağza gelecek, gam ve kederle dolup yutkundukça yutkunacaklardır. Zalimlerin ne candan bir dostu, ne de şefaati kabul edilecek bir şefaatçisi olacaktır. 19- O, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediklerini bilir. 20- Allah hak ile hükmeder. Onların O’nun dışında yalvardıkları ise hiçbir şeye hükmedemez. Şüphesiz Allah her şeyi işitendir, görendir.
18. Yüce Allah, peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e hitaben şöyle buyurmaktadır:“Onları yaklaşan güne karşı uyar.” Yani onları dehşetli hallerine, sıkıntılarına, sarsıntılarına kavuşma vaktinin oldukça yaklaştığı o Kıyamet günü ile korkut. “Zira (o günün dehşetinden) yürekler ağza gelecek, gam ve kederle dolup yutkundukça yutkunacaklardır.” Yani kalpler ta gırtlaklara dayanmış olacak, içleri her türlü düşünceden boşalmış olacaktır. Kalpler dehşet ve sıkıntılardan gırtlaklara kadar ulaşırken gözler de yuvalarından dışarı fırlamış olacaktır. “Rahman olan Allah’ın kendisine izin verdiklerinden başkası konuşmayacak ve onlar da doğruyu söyleyeceklerdir.”(en-Nebe’, 78/38) Kalplerinin içindeki büyük dehşetlerden, korkunç, rahatsız ve tedirgin edici hallerden dolayı yutkunacaklardır. “Zalimlerin ne candan bir dostu” yakını, arkadaşı “ne de şefaati kabul edilecek bir şefaatçisi olacaktır.” Çünkü şefaatçiler, şirk işleyerek nefsine zulmetmiş kimse için şefaat etmeyeceklerdir. Onların şefaat edeceklerini farz etsek dahi Yüce Allah, onların şefaatlerine razı olmayacak ve onu kabul etmeyecektir.
19. “O, gözlerin hain bakışını” kulun yanı başında oturandan, yakınında bulunandan gizlediği ve fark ettirmeden baktığı bakışı “ve kalplerin gizlediklerini” kulun başkasına açıklamadığı şeyleri “bilir.” Yüce Allah, bu kadar gizli ve saklı olanı bilir ki bunun dışında kalan açıktaki işleri bilmesi öncelikle söz konusudur.
20. “Allah hak ile hükmeder.” Çünkü O’nun sözü de haktır, şeriatındaki hükümleri de haktır. Amellere karşılık olarak vereceği cezaî hükmü de haktır. O, her şeyi ilmi ile kuşatmış, Levh-i Mahfuz’da yazmış ve tespit edip kayda geçirmiştir. O, zulümden, eksiklikten ve tüm kusurlardan münezzehtir. O, kaderî hükmü ile hükmedendir ki O’nun dilediği olur, dilemediği de olmaz. Dünyada mü’min ve kâfir kulları arasında hüküm veren, onlar arasından dostlarına ve sevdiklerine yardım ve zafer ihsan etmekle ayırt edici hükmünü veren de O’dur. “Onların O’nun dışında yalvardıkları ise” bu ifade, Allah’tan başka kendisine ibadet edilen her bir varlığı kapsar ki onlar, acizliklerinden, hayrı isteyecek iradeleri olmadığından ve esasen bunu yapmaya da güçleri yetmediğinden dolayı “hiçbir şeye hükmedemez. Şüphesiz Allah” değişik dillerle ifade edilen her türlü ihtiyacı ifadelendiren bütün sesleri “işitendir,” olmuşu, olanı ve olacağı “görendir.” Görüleni de görülmeyeni de kulların bildiklerini de bilmediklerini de görendir. Bu iki âyetin başında Yüce Allah: “Onları yaklaşan güne karşı uyar” buyurmakta, sonra da bu yaklaşan günü bu vasıfları ile nitelendirmektedir ki tüm bunlar, bu pek dehşetli güne hazırlanmayı gerektirmektedir. Çünkü bu açıklamalar, bu gündeki mükâfatları elde etmek için teşvik etmekte ve onun dehşetli hallerinden de sakındırmaktadır.