Mücâdele Suresi 17. Ayet
Mücadeleci Kadın · Medine · Sure 58 · Ayet 17/22
لَّن تُغْنِىَ عَنْهُمْ أَمْوَٰلُهُمْ وَلَآ أَوْلَـٰدُهُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ أَصْحَـٰبُ ٱلنَّارِ ۖ هُمْ فِيهَا خَـٰلِدُونَ
Len tugniye anhum emvaluhum ve la evladuhum min allahi şey'a, ulaike ashabun nar, hum fiha halidun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Mücâdele Suresi 17. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onların malları da, evlatları da Allah'a karşı kendilerine bir yarar sağlamayacaktır. Onlar, cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
İhtimali yok onları ne malları ne evladları hiçbir suretle Allahdan kurtaramaz, onlar ashab-ı nar'dır, hep onun içinde kalacaklardır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Olası değil, onları ne malları, ne de evlatları hiçbir şekilde Allah'tan kurtaramaz. Onlar cehennemliktirler. Hep onun içinde kacaklardır.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Onları ne malları, ne evladları hiçbir vech ile Allah (ın azabın) dan, kaabil değil, kurtaramaz. Onlar ateş yaranıdırlar. Onlar orada ebedidirler.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Onların ne malları, ne de çocukları kendilerini Allah'a karşı koruyabilir. Onlar ateş halkıdır. Orada sürekli kalacaklardır.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Allah'ın cezalandırma iradesine karşı onların ne malları, ne de evlatları asla fayda veremez. Onlar cehennemliktirler, hem de orada devamlı kalacaklardır.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Ne malları, ne çocukları onlara Allah'a karşı hiçbir şeyle yarar sağlamaz. Onlar, ateşin halkıdır, içinde süresiz kalacaklardır.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Ne dünyevi servetleri ne de soy sopları onları Allah'a karşı koruyamayacaktır. Onlar, kalıcı meskenleri olan cehenneme mahkum edilmişlerdir!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Onların malları da evlatları da Allah katında onlara hiçbir yarar sağlamayacaktır. Onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedidir.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Onların malları ve evlatları, Allah'tan gelecek bir şeye karşı, onlara asla yarar sağlamaz. İşte onlar, ateşin halkıdırlar. Orada sürekli kalacak olanlardır.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Onların malları ve çocukları, Allah'ın karşısında asla yarar sağlamaz. Ateşin yoldaşları, işte onlardır. Sürekli orada kalacaklardır.
İbni Kesir
Onların malları da, oğulları da Allah katında kendilerine bir fayda vermez. Onlar, cehennem ashabıdırlar ve orada ebediyyen kalacaklardır.
Gültekin Onan
Ne malları, ne çocukları onlara Tanrı'ya karşı hiçbir şeyle yarar sağlamaz. Onlar, ateşin halkıdır, içinde süresiz kalacaklardır.
Rowad Tercüme Merkezi
Onların malları da evlatları da Allah katında onlara hiçbir yarar sağlamayacaktır. Onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedîdir.
Şaban Piriş
Onların malları da evlatları da Allah katında onlara hiç bir yarar sağlamayacaktır. Onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedidir.
Ali Özek ve diğerleri
Onların malları da oğulları da Allah'a karşı kendilerine bir fayda vermez. Onlar cehennem ehlidirler. Orada ebedî kalacaklardır.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Onların malları da oğulları da Allah'a karşı kendilerine bir fayda vermez. Onlar cehennem ahalisidir. Orada ebedî kalacaklardır ve onların azabı asla son bulmayacaktır.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| لَّن | لن | حرف نفي ونصب واستقبال، يدخل على المضارع فينصبه، وينفي معناه، ويُحَوِّله من الحاضر إلى المستقبل، وقد يكون نفي الفعل على سبيل التأبيد. | |||
| تُغْنِيَ | غني | لن تغني: لن تكفي ولن تنفع. | |||
| عَنْهُمْ | عن | عن: حرف جر يفيد معنى التعليل. | |||
| أَمْوَٰلُهُمْ | مول | الأموال: جمع مال وهو ما يمتلك من متاع أو عقار أو نقود أو حيوان. | |||
| وَلَا | لا | لا: حرف نفي يفيد التوكيد. | |||
| أَوْلَٰدُهُم | ولد | الأولاد: جمع ولد، وهو المولود ذكرا كان أو أنثى. | |||
| مِّنَ | مِن | من: حرف جر يفيد اختيار أو أخذ شيء بدل شيء آخر. | |||
| ٱللَّهِ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى | |||
| شَيْءًا | شيأ | الشيء: لفظ عام يدل على كل موجود؛ لأن كل موجود يسمى شيئاً. | |||
| أُولَٰئِكَ | أولاء | اسم يشار به للجماعة بعده كاف الخطاب للمفرد المذكر. | |||
| أَصْحَٰبُ | صحب | أصحاب النار: أهلها. | |||
| ٱلنَّارِ | نور | نار الآخرة وهي نار جهنم. | |||
| هُمْ | هم | ضمير الغائبين. | |||
| فِيهَا | في | في: حرف جر يفيد معنى الظرفية الحقيقية المكانية. | |||
| خَٰلِدُونَ | خلد | باقون على الدوام. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{لَنْ تُغْنِيَ} إخفاء حقيقي {وَلَا أَوْلَادُهُمْ} مد منفصل. يليه إدغام
تماثل صغير {شَيْئًا} يبدل التنوين ألفًا عند الوقف عليها {أُولَئِكَ} مد متصل
{النَّارِ} غنة، وتفخم الراء وقفًا وترقق وصلًا {هُمْ فِيهَا} إظهار شفوي للميم مع
الفاء