Meâric Suresi 13. Ayet
Yükseliş Yolları · Mekke · Sure 70 · Ayet 13/44
وَفَصِيلَتِهِ ٱلَّتِى تُـْٔوِيهِ
Ve fasiletihilleti tu'vih.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkar kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ve kendini barındıran fasilesini
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
kendisini barındıran fasilesini (kabilesini)
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
kendisini (aralarına katıb) barındırmakda olan soyunu sopunu,
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini,
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
(10-14) Birbirlerine gösterildikleri halde hiçbir candan dost, dostunun halini sormaz. Her mücrim o günkü azaptan kurtulmak için fidye olarak oğullarını, eşini, kardeşini, kendisine sahip çıkan sülalesini, hatta dünyada olanların tamamını verip de kurtulmak ister.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Ve onu barındıran aşiretini de;
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
ve kendisini himaye etmiş bütün akrabalarını,
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Kendisini barındıran sülalesini..
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Kendisini barındıran soyunu-sopunu;
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Ve kendisini barındıran en yakınlarını.
İbni Kesir
Kendisini barındırmış olan sülalesini.
Gültekin Onan
Ve onu barındıran aşiretini de;
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Ve sıkıntılar karşısında onun yanında duran akrabalarını sülalesini feda eder.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Kendisini barındırmış olan sülalesini.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
8- O gün gök erimiş maden gibi olacak. 9- Dağlar da (didilmiş boyalı) yün gibi ol(up havada uçuş)acak. 10- Hiçbir dost dostunu sormayacak. 11- Onlar birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse, o günün azabından dolayı (herkesi) feda etmeyi arzular: Oğullarını, 12- Eşini, kardeşini, 13- Kendisini barındıran aşiretini, 14- Ve yeryüzünde olan herkesi… yeter ki kendini kurtarsın. 15- Asla! O, alevli bir ateştir. 16- Derileri kavurup soyar. 17- (Kendine) çağırır arkasını dönen ve yüz çevireni; 18- (Mal) toplayıp da bir kenara yığanı.
8. “O gün” kendisinde bu pek büyük işlerin gerçekleşeceği Kıyamet günü “gök erimiş maden gibi olacak.” Çatlaklarından dolayı ve en ileri derecede dehşete maruz kalacağından, eritilmiş kurşun gibi olacak.
9-10. “Dağlar da (didilmiş boyalı) yün gibi ol(up havada uçuş)acak.” Yani atılmış yüne benzeyecek, ondan sonra da etrafa saçılıp darmadağın olacak. Bu son derece sağlam, oldukça büyük varlıklar, böyle bir dağılmaya, böyle bir hale maruz kalacaklarına göre günahlarının ve veballerinin ağır yükü altında kalmış olacak olan bu zayıf kula ne olacak dersin? Onun bu halde kalbinin yerinden oynaması, aklının başından gitmesi ve herkesi unutup hiçbirini hatırlamaması normal değil midir? İşte bundan dolayı Allah şöyle buyurmaktadır:“Hiçbir dost, dostunu sormayacak.” 11-14. “Onlar birbirlerine gösterilirler.” Yani her yakın dost ve arkadaş arkadaşını görür. Fakat kalbinde halini soracak takat olmaz. Aralarındaki arkadaşlık ve sevgi onu ilgilendirmez. Kendisinden başka hiçbir şeyi düşünmez. Azap göreceği muhakkak olan “günahkâr kimse, o günün azabından dolayı (herkesi) feda etmeyi arzular: Oğullarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran aşiretini…” Yani normalde dünyada birbirleri ile yardımlaşan, biri diğerine destek veren akrabalarını dahi feda etmek isteyecek. Çünkü Kıyamet gününde kimsenin kimseye faydası olmayacağı gibi Allah’ın izni olmaksızın hiçbir kimse şefaatte de bulunamayacaktır. Hatta azabı hak etmiş olan günahkâr, bilip tanıdığı herkesi fidye olarak vermeyi temenni edecektir:“Ve yeryüzünde olan herkesi… yeter ki kendini kurtarsın.” Ancak bunun da ona hiçbir faydası olmayacaktır.
15-16. “Asla” onların kurtulma çareleri yoktur. Kimse onlara yardım edemeyecektir. Çünkü bu gibi günahkârlar hakkında Rabbinin azap sözü hak olmuştur. Akraba ve arkadaşların fayda sağlayabilecekleri haller geride kalmıştır. “O, alevli bir ateştir. Derileri kavurup soyar.” Yani aşırı hararetinden dolayı görünen ve görünmeyen azaları soyup sıyıran bir ateştir. 17-18. “(Kendine) çağırır arkasını dönen ve yüz çevireni; (mal) toplayıp da bir kenara yığanı.” Haktan yüz çeviren, hakka sırtını dönen, malları yığıp keselere, kasalara dolduran, kendisine faydalı olacak ve ateşi kendisinden uzaklaştıracak yerlere harcamayan kimseleri cehennem ateşi kendisine doğru çağırır ve alevi ile onları yakmaya hazırlanır.