Mâide Suresi 31. Ayet

Sofra · Medine · Sure 5 · Ayet 31/120

فَبَعَثَ ٱللَّهُ غُرَابًا يَبْحَثُ فِى ٱلْأَرْضِ لِيُرِيَهُۥ كَيْفَ يُوَٰرِى سَوْءَةَ أَخِيهِ ۚ قَالَ يَـٰوَيْلَتَىٰٓ أَعَجَزْتُ أَنْ أَكُونَ مِثْلَ هَـٰذَا ٱلْغُرَابِ فَأُوَٰرِىَ سَوْءَةَ أَخِى ۖ فَأَصْبَحَ مِنَ ٱلنَّـٰدِمِينَ

Fe beasallahu guraben yebhasu fil ardı li yuriyehu keyfe yuvari sev'ete ahih kale ya veyleta e aceztu en ekune misle hazel gurabi fe uvariye sev'ete ahi, fe asbaha minen nadimin.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Mâide Suresi 31. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

6. cüz · PDF sayfası 11

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten aciz miyim ben?" dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Derken Allah bir karga gönderdi, yeri deşiyordu ki ona kardeşinin cesedini nasıl örteceğini göstersin, eyvah, dedi: şu karga kadar olub da kardeşimin cesedini örtemedim ha! Artık peşimanlığa düşenlerden olmuştu

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermesi için yeri deşen bir karga gönderdi. O: "Eyvah, şu karga olup da kardeşimin cesedini gömemedim ha!" dedi ve artık pişmanlığa düşenlerden olmuştu.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Sonra Allah bir karga gönderdi. O, yeri eşiyordu ki Ona kardeşinin ölü cesedini nasıl örteceğini göstersin. "Yazıklar olsun bana, dedi, ben şu karga gibi bile olub da kardeşimin cesedini örtmekden aciz mi oldum?" Artık o, (etdiğine) peşimanlığa düşenlerden olmuşdu.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Derken Allah, ona kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Karganın yaptığını görünce); "Yazık bana, şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten aciz miyin (ben?)" dedi ve pişman olanlardan oldu!

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl örteceğini göstermesi için yeri eşen bir karga gönderdi. Kabil: "Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar bile olup da kardeşimin cesedini örtemedim!" dedi ve pişmanlığa düşenlerden oldu.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Derken, Allah, ona, yeri eşiyerek kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini gösteren bir karga gönderdi. "Bana yazıklar olsun" dedi. "Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten aciz miyim?" Artık o, pişman olmuştu.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Bunun üzerine Allah, kardeşinin cesedinin çıplaklığını nasıl gizleyebileceğini ona göstersin diye toprağı eşeleyen bir karga gönderdi. (Bunu gören Kabil,) "Eyvah" diye haykırdı, "Yazıklar olsun bana! Ben, bu karganın yaptığını yapmayacak kadar ve kardeşimin cesedinin çıplaklığını gizleyemeyecek kadar aciz miyim?" Ve bunun üzerine vicdan azabı ile çarpıldı.

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Allah, kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini göstermek için ona yeri eşeleyen bir karga gönderdi. - Bana yazıklar olsun. Kardeşimin ölüsünü gömmek için bu karga kadar bile olmaktan acizim, dedi ve pişman olanlardan oldu.

Erhan Aktaş tefsirli

Kerim Kur'an

Allah, bir karga gönderdi. Kardeşinin cesedini nasıl örteceğini ona göstermek için yeri eşeliyordu.[1] "Eyvah! Bana yazıklar olsun, kardeşimin cesedini örtmekte karga kadar bile olamayacak kadar aciz miyim!" dedi. Pişman olanlardan oldu.

Tefsir / dipnot (1)

Karga, öldürdüğü kardeşinin cesedini, ortada bırakan kardeşe, ölüyü nasıl toprağa gömeceğini göstermek için değil; ölüyü açıkta bırakmakla ne denli kötü ve düşüncesizce bir şey yaptığını hatırlatmak için yeri eşelemektedir. Ölünün nasıl toprağa gömüldüğünün bilinmediğini varsaymak doğru bir düşünce değildir.

Ali Rıza Safa tefsirli

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Bunun üzerine, Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermesi için, toprağı eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazıklar olsun bana!" dedi; "Şu karga kadar bile olamadım. Kardeşimin cesedini gömmeyi düşünemeyecek kadar beceriksiz miyim?" Artık, pişman olmuştu.[102]

Tefsir / dipnot (1)

Allah'ın, ölülerin gömülmesi gerektiğini insanlara öğretmek için toprağı eşeleyen bir karga göndermesi, bildirimlerini değişik yollarla gerçekleştirdiğinin bir örneğidir. Beş ayette anlatılan bu öyküde ve diğer Kur'an ayetlerinde, Adem peygamberin oğullarının isimleri bildirilmez; "Adem'in iki oğlu" olarak söz edilir. Halk arasında söylenen isimler, Tevrat ve İncil ayetlerindeki Habil ve Kayin isimlerinden alınmıştır. Bu öykü, Tevrat, Yaratılış 4:3-15 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Kayin, toprağın ürünlerinden; Habil de sürüsünün ilk doğan hayvanlarından sunu getirdi. Rab, Habil'in sunusunu kabul etti; Kayin'in sunusunu kabul etmedi. Kayin öfkelendi; suratını astı. Rab, Kayin'e sordu: ‘Niçin öfkelendin? Doğru olanı yapsan, kabul etmez miyim? Doğru olanı yapmazsan, günah pusuya yatmış seni bekliyor; ona egemen olmalısın.' Kayin, kardeşi Habil'e ‘Haydi, tarlaya gidelim.' dedi. Tarlada, kardeşini öldürdü. Rab: ‘Kardeşin Habil nerede?' diye sordu. Kayin: ‘Bilmiyorum; onun bekçisi miyim?' diye karşılık verdi. Rab: ‘Ne yaptın; kardeşinin kanı topraktan bana sesleniyor. Artık, döktüğün kardeşkanını içmek için ağzını açan toprağın laneti altındasın. İşlediğin toprak, bundan böyle sana ürün vermeyecek; aylakça yeryüzünde dolaşacaksın.' dedi. Kayin: ‘Cezam, kaldıramayacağım denli ağır; bu topraklardan beni kovdun. Artık, huzurundan uzak kalacak, aylakça yeryüzünde dolaşacağım. Kim bulursa beni öldürecek.' Rab: ‘Seni kim öldürürse, ondan, yedi kez öç alınacak.' dedi. Kimse bulup öldürmesin diye, Kayin'in üzerine bir nişan koydu."

İbni Kesir

Sonra Allah; kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini göstermek için, ona yeri eşeleyen bir karga gösterdi. Yazıklar olsun bana, bu karga gibi bile olmaktna aciz kaldım da kardeşimin ölüsünü örtemedim, dedi. Pişmanlık duyanlardan oldu.

Gültekin Onan

Derken Tanrı ona yeri eşeliyerek kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini gösteren bir karga gönderdi. "Bana yazıklar olsun" dedi. "Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten aciz miyim?" Artık o pişman olmuştu.

Rowad Tercüme Merkezi

Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için ona yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten âciz miyim ben?” dedi ve pişman olanlardan oldu.

Şaban Piriş

Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için ona yeri eşeleyen bir karga gönderdi. Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten âciz miyim ben?” dedi ve pişman olanlardan oldu.

Ali Özek ve diğerleri

Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Katil kardeş) «Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar da olamadım mı ki, kardeşimin cesedini gömeyim» dedi ve yaptığına pişmanlık duyanlardan oldu.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

(Kâbil, kardeşi Hâbil'i öldürdükten sonra ne yapacağını bilemedi.) Yüce Allah ona kardeşinin cesedini nasıl saklayacağını öğretmek için önünde yeri eşeleyen bir karga gönderdi. O karga da ölü kargayı gömmek için yeri eşeliyordu. Kardeşini öldürüp katil olan kardeş, "Yazıklar olsun bana kardeşimin cesedini, ölü kargayı gömen bu karga gibi olup gömemedim." dedi. Sonra kardeşinin cesedini gömerek (Kâbil) yapmış olduğu bu çirkin davranışına pişmanlık duyanlardan oldu.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
فَبَعَثَبعثفأرسل.
ٱللَّهُألهالله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى.
غُرَابًاغربطائرا أسود اللون غالباً.
يَبْحَثُبحثيبحث في الأرض: يحفر فيها ليدفن غراباً قتله.
فِيفيحرف جر، يُفيد معنى الظرفية
ٱلْأَرْضِأرضالكرة الأرضية التي تعيش عليها المخلوقات، وجمعها أرضون، ولا تجيء مجموعةً في القرآن، ويعبّر بها عن أسفل الشيء، كما يعبر بالسماء عن أعلاه.
لِيُرِيَهُرأيليجعله يرى ببصره.
كَيْفَكيفاسم للاستفهام وبيان الحال.
يُوَٰرِيورييستر.
سَوْءَةَسوأالسوءة: كل ما ينبغي ستره، ويراد بها جثة أخيه الميت.
أَخِيهِأخوالأخ: المشارك لغيره في الولادة من الأبوين أو من أحدهما.
قَالَقولتكلم. وأصل القول: معناه النطق بالكلام واللفظ به. وقد يطلق القول ويراد به الفعل أحيانا.
يَٰوَيْلَتَىٰ—عبارة تفجع وتحسر.
أَعَجَزْتُعجزأضعفت ولم أقدر ؟.
أَنْأنحرف مصدري يفيد الإستقبال.
أَكُونَكونكان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك.
مِثْلَمثلالمثل: المشابه.
هَٰذَاذااسم إشارة للمفرد المذكر القريب، والهاء للتنبيه.
ٱلْغُرَابِغربطائر أسود اللون غالباً.
فَأُوَٰرِيَوريفأستر.
سَوْءَةَسوأالسوءة: كل ما ينبغي ستره، ويراد بها جثة أخيه الميت.
أَخِيأخوالأخ: المشارك لغيره في الولادة من الأبوين أو من أحدهما.
فَأَصْبَحَصبحفصار.
مِنَمِنحرف جر، يُفيد تبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها.
ٱلنَّٰدِمِينَندمالآسفين.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{غُرَابًا يَبْحَثُ} إدغام بغنة {لِيُرِيَهُ} صلة صغرى {يَاوَيْلَتَا

أَعَجَزْتُ} مد منفصل {أَنْ أَكُونَ} مد منفصل. راء {الْغُرَابِ} مفخمة لأنها

مفتوحة، وراء {فَأُوَارِيَ} مرققة لأنها مكسورة. ونون {النَّادِمِينَ} فيها غنة،

وفي الألف بعدها مد طبيعي. وفي الياء والنون الساكنة مد عارض للسكون وقفًا.

وفي نهاية الآيات مد عارض للسكون وقفًا يسوى فيه بين المدود.

Benzer Ayetler müteşabihat · 2 ayet

A'râf Suresi, 100. ayet Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki, biz dileseydik onları… Yûnus Suresi, 73. ayet Onu yine de yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerin…