Mâide Suresi 114. Ayet
Sofra · Medine · Sure 5 · Ayet 114/120
قَالَ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ ٱللَّهُمَّ رَبَّنَآ أَنزِلْ عَلَيْنَا مَآئِدَةً مِّنَ ٱلسَّمَآءِ تَكُونُ لَنَا عِيدًا لِّأَوَّلِنَا وَءَاخِرِنَا وَءَايَةً مِّنكَ ۖ وَٱرْزُقْنَا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلرَّٰزِقِينَ
Kale isebnu meryemellahumme rabbena enzil aleyna maideten mines semai tekunu lena iden li evvelina ve ahirina ve ayeten mink, verzukna ve ente hayrur razikin.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Mâide Suresi 114. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Meryem oğlu İsa, "Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki; önce gelenlerimize (zamanımızdaki dindaşlarımıza) ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve senden (gelen) bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın" dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Isa ibni Meryem şöyle yalvardı: Ya Allah! ey bizim yegane rabbımız! bize Semadan bir maide indir ki bizim için hem evvelimiz, hem ahırımız için bir bayram ve kudretinden bir nişane ola ve bizleri merzuk eyle ki sen hayrurrazikinsin
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Meryem oğlu İsa şöyle yalvardı: "Allah, ey bizim yegane Rabbimiz, bize gökten bir sofra indir ki, bizim için, önce ve sonra gelenlerimiz için bir bayram ve kudretinden bir nişane olsun! Bizleri rızıklandır. Sen rızık verenlerin en hayırlısısın!"
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Meryem oğlu İsa (düa ederek) dedi ki: "Hey Allah, hey bizim Rabbimiz, üstümüze gökden bir sofra indir ki bizim hem evvelimiz, hem ahirimiz için bir bayram ve senden bir ayet (mu'cize) olsun. Bizi rızıklandır. Sen rızk verenlerin en hayırlısısın".
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Meryem oğlu İsa da: "Allah'ım, Rabbimiz, bizim üzerimize gökten bir sofra indir ki bizim için, önce ve sonra gelenlerimiz için (o gün) bir bayram olsun ve (o olay) Senden de bir mu'cize olsun. Bizi rızıklandır, Sen rızık verenlerin en hayırlısısın!" dedi.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Meryem'in oğlu İsa: "Ey büyük Rabbimiz! Ey yüce Allah! Bize gökten bir sofra indir ki bizim hem evvelimiz, hem ahirimiz (yani ümmetimizin tamamı) için o gün bir bayram olsun ve Sen'den bir mucize olsun. Bizi rızıklandır, zira rızık verenlerin en hayırlısı Sen'sin." dedi.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Meryem oğlu İsa: "Allah'ım, Rabbimiz, bize gökten bir sofra indir, öncemiz ve sonramız için bir bayram ve Sen'den de bir belge olsun. Bizi rızıklandır, Sen rızık vericilerin en hayırlısısın" demişti.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
İsa, Meryemin oğlu, "Ey Allahım, ey Rabbimiz!" dedi, "Gökten bize bir sofra gönder: o, bizim için ilkimizden sonuncumuza kadar sürekli tekrarlanan bir ziyafet ve senden bir işaret olacaktır. Ve bize rızkımızı ver, zira Sen rızık verenlerin en iyisisin!"
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Meryemoğlu İsa dedi ki: -Allah'ım, Rabbimiz, gökten bize bir sofra indir. Bu, hem bizim için, hem de evvelimiz ve ahirimiz için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen, rızık verenlerin en hayırlısısın.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Meyrem Oğlu İsa: "Ey Allah'ım, Rabb'imiz, gökten üzerimize bir sofra indir. Ki o sofra bizim için; öncemiz ve sonramız için bir bayram olur ve Sen'den de bir ayet.[1] Bizi rızıklandır ve Sen rızıklandıranların en hayırlısısın." dedi.
Tefsir / dipnot (1)
Kanıt, gösterge.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Meryem Oğlu İsa, "Allahım... Efendimiz!" dedi; "Gökten bize bir sofra indir; öncemiz ve sonramız için bir kutlama ve Senden bir mucize olsun. Ve bize geçimlikler ver. Çünkü Sen, geçimlik verenlerin en iyisisin!"
İbni Kesir
Meryem oğlu İsa'da: Allahım; Rabbımız, üstümüze gökten bir sofra indir ki, bizim hem öncekilerimiz, hem sonrakilerimiz için bir bayram ve Senden bir ayet olsun. Bizi rızıklandır. Sen, rızık vernlerin en hayırlısısın, diye dua etmişti.
Gültekin Onan
Meryem oğlu İsa: "Tanrım, rabbimiz, bize gökten bir sofra indir de öncemiz ve sonramız için bir bayram ve senden bir ayet olsun. Bizi rızıklandır. Sen rızık vericilerin en hayırlısısın" demişti.
Rowad Tercüme Merkezi
Meryem oğlu İsâ: "Allah’ım! Rabbimiz, gökten bize bir sofra indir. Bu, hem bizim için, hem de öncemiz ve sonramız için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen, rızık verenlerin en hayırlısısın." dedi.
Şaban Piriş
Meryemoğlu İsa dedi ki: Allah’ım, Rabbimiz, gökten bize bir sofra indir. Bu, hem bizim için, hem de evvelimiz ve ahirimiz için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen, rızık verenlerin en hayırlısısın.
Ali Özek ve diğerleri
Meryem Oğlu İsa şöyle dedi: Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki, bizim için, geçmiş ve geleceklerimiz için bayram ve senden bir âyet (mucize) olsun. Bizi rızıklandır, zaten sen, rızık verenlerin en hayırlısısın.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
İsa onların bu taleplerini kabul ederek Allah'a şöyle dua etti: Rabbimiz, gökten bize bir yemek sofrası indir. Onu bize indirdiğin günden itibaren, bizden hayatta olanlar ve bizden sonra gelecek olanlar için sana olan şükrümüzü tazim edeceğimiz bayram günü edinelim. Senin vahdaniyetine ve gönderdiklerinin doğruluğuna delalet eden apaçık bir mucize olur. Sana ibadet etmemize yardımcı olacak rızıkla bizi rızıklandır. Ey Rabbimiz! Sen rızık verenlerin en hayırlısısın.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| قَالَ | قول | تكلم. وأصل القول: معناه النطق بالكلام واللفظ به. وقد يطلق القول ويراد به الفعل أحيانا. | |||
| عِيسَى | عيسى | هو: نبي الله عيسى بن مريم، عبدالله ورسوله، وكلمته ألقاها إلى مريم، وروح منه - عليه السلام. | |||
| ٱبْنُ | بنو | الابن: الولد الذكر، سمي به لكونه بناء للأب لأنه الذي بناه وجعله الله سببا لإيجاده. أصل الابن: الولد الذكر. | |||
| مَرْيَمَ | مريم | هي: مريم بنت عمران، أم نبي الله عيسى - عليهما السلام. | |||
| ٱللَّهُمَّ | أله | يا الله | |||
| رَبَّنَا | ربب | إلهنا المعبود. والرب، معناه: الإله المعبود، والخالق، والمالك، والسيد، والمربي، والقائم، والمنعم، والمصلح، والجابر، والمدبر لخلقه كما يشاء على ما تقتضيه حكمته، والجمع: أرباب وربوب. والرب: اسم من أسماء الله تعالى ولا يقال في غيره إلا بالإضافة. | |||
| أَنزِلْ | نزل | اجعلها تنزل، والنزول: المجيء من علو. | |||
| عَلَيْنَا | على | على: حرف جر بمعنى إلى التي تفيد معنى انتهاء الغاية. | |||
| مَائِدَةً | ميد | ما يوضع عليه الطعام، أو الطعام نفسه. | |||
| مِّنَ | مِن | حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| ٱلسَّمَاءِ | سمو | مصدر سما، وهي: كل ما علاك فأظلك من سقف ونحوه، والمراد: ما يقابل الأرض، وعددها سبع، ولها أبواب تُفَتَّح. | |||
| تَكُونُ | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| لَنَا | ل | اللام: حرف جر يفيد الإختصاص. | |||
| عِيدًا | عود | سرورا وفرحا أو يوما نعظمه. | |||
| لِّأَوَّلِنَا | أول | الأول: المتقدم أو المبتدئ أو البادئ وهو ضد المتأخر. | |||
| وَءَاخِرِنَا | أخر | والذي ياتي في الأزمنة المتأخرة. | |||
| وَءَايَةً | أيي | ومعجزة ودليلاً وعبرة وعلامة. | |||
| مِّنكَ | مِن | من: حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| وَٱرْزُقْنَا | رزق | وأعطنا خيراً، والرزق: يُطلق على العطاء سواء كان دنيوياً أو أخروياً، وعلى النصيب، ويطلق: على ما يصل إلى الجوف ويُتغذى به، وعلى كل خير وصل إلى صاحبه. | |||
| وَأَنتَ | أنت | أنت: ضمير رفع منفصل للمخاطب الواحد. | |||
| خَيْرُ | خير | اسم تفضيل وأصله أخير بمعنى أكثر نفعا وصلاحا. | |||
| ٱلرَّٰزِقِينَ | رزق | الله خير الرازقين: أكثرهم عطاء. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
الباء مقلقلة من {ابْنُ} الميم رقيقة، والراء مفخمة من {مَرْيَمَ}
{أَنْزِلْ} إخفاء حقيقي {مَائِدَةً مِنَ} مد متصل، يليه إدغام بغنة {السَّمَاءِ}
مد متصل {عِيدًا لِأَوَّلِنَا} إدغام بغير غنة {وَآخِرِنَا} مد بدل وراء مرققة.
{وَآيَةً مِنْكَ} فيها مد بدل، ثم إدغام بغنة، يليه إخفاء حقيقي، والراء مفخمة،
والقاف مقلقلة من {وَارْزُقْنَا} {وَأَنْتَ} فيها إخفاء حقيقي.