Kasas Suresi 50. Ayet
Tarihi Vakalar · Mekke · Sure 28 · Ayet 50/88
فَإِن لَّمْ يَسْتَجِيبُوا۟ لَكَ فَٱعْلَمْ أَنَّمَا يَتَّبِعُونَ أَهْوَآءَهُمْ ۚ وَمَنْ أَضَلُّ مِمَّنِ ٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ بِغَيْرِ هُدًى مِّنَ ٱللَّهِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ
Fe in lem yestecibu leke fa'lem ennema yettebiune ehvaehum, ve men edallu mimmenittebea hevahu bi gayri huden minallah, innallahe la yehdil kavmez zalimin.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Kasas Suresi 50. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse, bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Kim, Allah'tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. Şüphesiz Allah, zalimler toplumunu doğruya iletmez.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Yine sana icabet etmek istemezlerse artık bil ki onlar sırf kendi hevaları peşinde gidiyorlar, halbuki Allahdan bir doğru delil olmaksızın mücerred kendi hevası peşinde giden kimselerden daha şaşkın kim olabilir? Muhakkak ki Allah zalimler güruhunu muvaffak etmez
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Eğer yine çağrına uymazlarsa, artık bil ki, onlar sadece kendi heveslerinin peşinde gidiyorlar. Allah tarafından bir doğru delil olmaksızın sırf kendi hevesleri peşinde giden kimselerden daha şaşkın kim olabilir? Muhakkak ki Allah zalimler topluluğunu başarıya erdirmez.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
(Bu kerre de) sana icabet (senin teklifini kabul) etmek istemezlerse bil ki onlar sırf kendi hevalarının arkasında gitmekdedirler. Halbuki Allahdan dosdoğru bir delil olmaksızın (dinde yalınız) kendi havasına uyandan daha sapık kimdir? Şübhe yok ki Allah zaalimler güruhunu muvaffak etmez.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Eğer sana cevap veremezlerse bil ki onlar, keyiflerine uyuyorlar. Allah'tan bir yol gösterici olmadan, yalnız kendi keyfine uyandan daha sapık kim olabilir? Muhakkak ki Allah, zalim kavmi doğru yola iletmez.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Eğer senin bu davetini kabul etmezlerse, bil ki onlar sadece heva ve heveslerine uymaktadırlar. Halbuki Allah tarafından bir delil olmaksızın kendi heva ve hevesine tabi olandan daha şaşkın ve sapkın kimse olabilir mi? Allah, zulmü kendine meslek edinen kimseleri hidayet etmez, emellerine ulaştırmaz.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Buna rağmen sana icabet etmeyecek olurlarsa, artık bil ki, onlar, gerçekten kendi heva (istek ve tutku)larına uymaktadırlar. Oysa Allah'tan bir kılavuz (doğru yol gösterici) olmaksızın, kendi istek ve tutkularına (hevasına) uyandan daha sapık kimdir? Şüphesiz Allah, zulmeden bir kavme hidayet vermez.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Ve eğer senin bu çağrına da karşılık veremiyorlarsa, artık bil ki, onlar sadece geçici doyumlara tutsak, bencil ve çıkarcı isteklerinin peşindedirler. Allah'tan bir doğru yol bilgisi olmaksızın, geçici aldatıcı doyumlar, bencil ve çıkarcı istekler peşinde kendine yol arayan kişiden daha sapık kim olabilir ki? Gerçek şu ki, Allah zulmü kendine yol edinen toplumu doğru yola eriştirmez!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Eğer sana cevap veremezlerse, bil ki onlar, ancak arzularına tabi oluyorlar. Allah'ın gösterdiği doğru yolu bırakıp da arzularının peşinden giden kimseden daha sapık kim vardır? Şüphesiz Allah, zalim toplumu doğru yola iletmez.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Buna rağmen eğer sana uymazlarsa, bil ki onlar hevalarına[1] uymaktadırlar. Allah'tan bir yol gösterici olmaksızın kendi hevasına uyandan daha sapkın kim olabilir? Kuşkusuz Allah, zalim bir toplumu doğru yola iletmez.
Tefsir / dipnot (1)
Tutku, kuruntu, bencil ve çıkarcı isteklere uymak. Sahip olduğu zenginlik, makam, ün, güç, bilgi vb. imkanları imtiyaza dönüştürerek üstünlük taslamak. Vahiy yerine din adamları sınıfının uydurduğu dine uymak.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Yine de sana yanıt veremezlerse, artık bilmelisin ki, ancak kendi kuruntularına bağlı kalırlar. Allah'tan gelen bir yol gösteren olmadan, kendi kuruntularına bağlı kalan kimseden, daha sapkın kim vardır? Kuşkusuz, Allah, haksızlık yapan bir toplumu doğru yola eriştirmez.
İbni Kesir
Şayet sana cevab vermezlerse, bil ki; onlar, sırf kendi heveslerine uymaktadırlar. Halbuki Allah'tan bir hidayet olmaksızın kendi hevesine uyandan daha sapık kim vardır. Muhakkak ki Allah; zalimler güruhunu hidayete erdirmez.
Gültekin Onan
Buna rağmen sana icabet etmeyecek olurlarsa, artık bil ki, onlar, gerçekten kendi heva (istek ve tutku)larına uymaktadırlar. Oysa Tanrı'dan bir kılavuz (doğru yol gösterici ) olmaksızın, kendi istek ve tutkularına (hevasına) uyandan daha sapık kimdir? Şüphesiz Tanrı, zulmeden bir kavme hidayet vermez.
Rowad Tercüme Merkezi
Eğer sana cevap veremezlerse, bil ki onlar ancak arzularına tabi oluyorlar. Allah'tan bir hidayet olmaksızın kendi hevesine/arzusuna uyandan daha sapık kim olabilir? Şüphesiz Allah, zalim topluma hidayet etmez.
Şaban Piriş
Eğer sana cevap veremezlerse, bil ki onlar, ancak arzularına tabi oluyorlar. Allah'tan bir hidayet olmaksızın kendi hevesine/arzusuna uyandan daha sapık kim olabilir? Şüphesiz Allah, zalim topluma hidayet etmez.
Ali Özek ve diğerleri
Eğer sana cevap veremezlerse, bil ki onlar, sırf heveslerine uymaktadırlar. Allah’tan bir yol gösterici olmaksızın kendi hevesine uyandan daha sapık kim olabilir! Elbette Allah zalim kavmi doğru yola iletmez.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Eğer Kureyş, Tevrat ve Kur’an’dan daha doğru olan bir kitap getirmelerine dair, onları davet ettiğin çağrıya icabet etmezlerse; şundan kesin olarak emin ol ki, onların bu ikisini yalanlaması bir kanıta dayanarak değildir. Bu, yalnızca hevâya ittiba etmelerindendir. Allah -Subhanehu ve Teâlâ- katından bir hidayet olmaksızın hevâsına tâbi olan kimseden daha sapık hiç kimse yoktur. Şüphesiz Allah Teâlâ, kâfir olmalarından dolayı nefislerine zulüm eden bir kavmi hidayete ve rüşde muvaffak kılmaz.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| فَإِن | إن | إن: حرف شرط جازم. | |||
| لَّمْ | لم | حرف لنفي المضارع وقلبه إلى الماضي. | |||
| يَسْتَجِيبُوا | جوب | لم يستجيبوا لك: لم يستجيبوا لك بالإتيان بالكتاب، ولم تبق لهم حجة. | |||
| لَكَ | ل | اللام: حرف جر يفيد الإختصاص. | |||
| فَٱعْلَمْ | علم | فاعرف. | |||
| أَنَّمَا | — | مركبة من: أن "المكفوفة عن العمل"، ما: الكافة. | |||
| يَتَّبِعُونَ | تبع | يتبعون أهواءهم: يتبعون أهواءهم في عبادة غير الله. | |||
| أَهْوَاءَهُمْ | هوي | ما تهواه أنفسهم وتميل إليه. | |||
| وَمَنْ | مَن | من: اسم يستفهم به عن العاقل. | |||
| أَضَلُّ | ضلل | أضل: أكثر تيها وبعدا عن طريق الهداية والحق. | |||
| مِمَّنِ | — | أصلها "من من" المحتوية على: من التفضيلية و من الموصولة أو النكرة الموصوفة. | |||
| ٱتَّبَعَ | تبع | اتبع هواه: سلك طريق الضلالة. | |||
| هَوَىٰهُ | هوي | ما تهواه نفسه وتميل إليه. | |||
| بِغَيْرِ | غير | غير: وردت أحيانا بمعنى"إلا"وأحيانا بمعنى"دون"وأحيانا صفة. | |||
| هُدًى | هدي | هداية. | |||
| مِّنَ | مِن | حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| ٱللَّهِ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى | |||
| إِنَّ | إنّ | حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة. | |||
| ٱللَّهَ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى | |||
| لَا | لا | نافية غير عاملة. | |||
| يَهْدِي | هدي | لا يهدي: لا يرشد إلى الإيمان ولا يوفق إليه. | |||
| ٱلْقَوْمَ | قوم | القوم: الجماعة من الرجال دون النساء، وربما دخلت النساء فيه بحكم التبع. والقوم: اسم جمع لا واحد له من لفظه. | |||
| ٱلظَّٰلِمِينَ | ظلم | الجائرين المتجاوزين للحد بالكفر أو الفسق أو نحوهما. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{فَإِنْ لَمْ} إدغام بغير غنة في النون المجردة من السكون مع اللام المشددة
{أَنَّمَا} غنة ومد طبيعي، {فَاعْلَمْ أَنَّمَا} إظهار شفوي {أَهْوَاءَهُمْ} مد
متصل، {وَمَنْ أَضَلُّ} إظهار حلقي {مِمَّنِ} غنة في الميم المشددة {هُدًى مِنَ}
إدغام بغنة في التنوين مع الميم المشددة {إِنَّ} حرف غنة مشدد وحذف حرف المد وصلًا
من {يَهْدِي الْقَوْمَ} للساكن بعده.