Kasas Suresi 14. Ayet
Tarihi Vakalar · Mekke · Sure 28 · Ayet 14/88
وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُۥ وَٱسْتَوَىٰٓ ءَاتَيْنَـٰهُ حُكْمًا وَعِلْمًا ۚ وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
Ve lemma belega eşuddehu vesteva ateynahu hukmen ve ilma, ve kezalike neczil muhsinin.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Kasas Suresi 14. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa, olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca, biz ona ilim ve hikmet verdik. Biz, iyilik edenleri böyle mükafatlandırırız.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Vakta ki kıvamına irip dengini buldu ona bir hakimiyyetle bir ılim verdik ve işte muhsinlere böyle mükafat ederiz
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Musa kıvamına erip dengini bulduğunda ona bir hakimiyet ve bir ilim verdik. İşte biz iyi davrananları böyle mükafatlandırırız.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Vaktaki (Musa) civanlığına erib olgunlaşdı. Biz ona hikmet ve ilim verdik. İyi hareket edenleri biz böyle mükafatlandırırız.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
(Musa), güçlü çağına erip, olgunlaşınca biz ona hüküm ve ilim verdik. İşte güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Musa yiğitlik çağına erip olgunlaşınca Biz ona hikmet ve ilim verdik. Biz iyilik edenleri işte böyle mükafatlandırırız.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
O, erginlik çağına ulaşıp olgunlaşınca, ona bir 'hüküm ve hikmet' ve ilim verdik. Biz iyilikte bulunanları işte böyle ödüllendiririz.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Derken, (Musa) erginlik çağına ulaşıp (zihnen) iyice olgunlaşınca, kendisine (doğruyla eğriyi birbirinden ayırmaya yarayan) güçlü bir muhakeme yeteneği ve ilim verdik; iyiliğe yatkın olanları Biz işte böyle mükafatlandırırız.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Musa ergenlik çağına ulaşıp, olgunlaşınca, ona, anlayış ve bilgi verdik. İyileri işte böyle ödüllendiririz.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Ve güçlü çağına erişip olgunlaşınca, ona hikmet[1] ve ilim verdik. İyileri işte böyle ödüllendiririz.
Tefsir / dipnot (1)
Bkz. 26:1. ayetin dipnotu.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Erginlik çağına erişip olgunlaşınca, Ona, hem bilgelik hem de bilgi verdik. Güzel davrananları, işte böyle ödüllendiririz.
İbni Kesir
Erginlik çağına erişip olgunlaşınca, Biz ona ilim ve hikmet verdik. İyi davrananları işte böylece mükafatlandırırız.
Gültekin Onan
O, erginlik çağına ulaşıp olgunlaşınca, ona bir 'hüküm ve hikmet' ve ilim verdik. Biz iyilikte bulunanları işte böyle ödüllendiririz.
Rowad Tercüme Merkezi
Mûsâ kemal/olgunluk çağına ulaşınca ona, hüküm ve ilim verdik. İyileri işte böyle ödüllendiririz.
Şaban Piriş
Musa kemal/olgunluk çağına ulaşınca ona, hüküm ve ilim verdik. İyileri işte böyle ödüllendiririz.
Ali Özek ve diğerleri
Musa yiğitlik çağına erip olgunlaşınca, biz ona hikmet ve ilim verdik. İşte güzel davrananları biz böylece mükâfatlandırırız.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Bedeninin güçlendiği yaşa ulaşıp gücüne hâkim olunca peygamberlikten önce ona İsrailoğulları'na gönderilen dinleri hakkında anlayış ve ilim verdik. Musa’yı itaat etmesinden ötürü mükâfatlandıracağımız gibi, ihsan sahiplerini de her zaman ve her yerde mükâfatlandıracağız.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَلَمَّا | لما | لما: ظرفية بمعنى حينما. | |||
| بَلَغَ | بلغ | بلغ أشده: وصل العمر الذي فيه استحكام قوته ورشده. | |||
| أَشُدَّهُ | شدد | قوته. | |||
| وَٱسْتَوَىٰ | سوي | كملت خلقته، ونضج عقله. | |||
| ءَاتَيْنَٰهُ | أتي | أعطيناه. | |||
| حُكْمًا | حكم | حكما: حكمة، والحكمة: حسن التصرف والصواب في القول والفعل. | |||
| وَعِلْمًا | علم | العلم: تأتي أحيانا بمعنى "إدراك حقيقة الأشياء" وأحيانا بمعنى "علوم الدين" وذلك حسب سياق الآية. | |||
| وَكَذَٰلِكَ | ذا | أي مثل ذلك. وذلك: اسم إشارة للمفرد المذكر البعيد. | |||
| نَجْزِي | جزي | نكافئ. | |||
| ٱلْمُحْسِنِينَ | حسن | الآتين بالفعل الحسن على وجه الإتقان وصنع الجميل. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
بدء التلاوة بهذه الآية أولى من بدئها بآية {وَحَرَّمْنَا عَلَيْهِ
الْمَرَاضِعَ} من جهة المعنى، {وَلَمَّا} غنة في الميم المشددة، يليها مد طبيعي
{أَشُدَّهُ} صلة صغرى في الهاء {وَاسْتَوَى آتَيْنَاهُ} مد منفصل. يليه مد بدل
{حُكْمًا وَعِلْمًا وَكَذَلِكَ} إدغام بغنة في التنوينن مع الواو فيهما. وجيم
{نَجْزِي} مقلقلة