İsrâ Suresi 19. Ayet
Gece Yürüyüşü · Mekke · Sure 17 · Ayet 19/111
وَمَنْ أَرَادَ ٱلْـَٔاخِرَةَ وَسَعَىٰ لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُو۟لَـٰٓئِكَ كَانَ سَعْيُهُم مَّشْكُورًا
Ve men eradel ahırete ve saa leha sa'yeha ve huve mu'minun fe ulaike kane sa'yuhum meşkura.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kim de mü'min olarak ahireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa, işte bunların çalışmalarının karşılığı verilir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Her kim de Ahıreti ister ona layık bir sa'yile onun için mü'min olarak çalısırsa işte bunların sa'ıyleri meşkur olur
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Her kim de ahireti ister ve inanarak orası için gerekli çalışmayı yaparsa, işte bunların çalışması şükre değer.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Kim de mü'min olarak ahireti diler, onun için (ona gereken) bir sa'y ile çalışırsa işte onların (bu) çalışmaları meşkur (ve makbul) olur.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Kim de ahireti ister ve inanarak ona yaraşır biçimde çalışırsa, öylelerinin çalışmalarının karşılığı verilir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Kim de ahireti ister ve ona layık bir biçimde mümin olarak gayret gösterirse, işte bunların çalışmaları makbul olur.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Kim de ahireti ister ve bir mü'min olarak ciddi bir çaba göstererek ona çalışırsa, işte böylelerinin çabası şükre şayandır.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Fakat ahiret hayatını(n güzelliğini) isteyen ve bunun için gösterilmesi gereken çabayı gösterenlere gelince, (gerçek) müminler bunlardır; çabalarına (Allah katında) değer verilen kimseler de işte böyleleridir!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Kim de ahireti isterse ve tüm çabasıyla onun için çalışırsa, o mümindir ve böyle yapanların çalışması övülmeye değerdir.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Kim de ahireti isterse ve Mü'min olarak onun gerektirdiği şekilde çalışırsa, işte onların çalışmaları meşkurdur.[1]
Tefsir / dipnot (1)
Şükredilendir. Çalışmalarının karşılığı verilendir. Ayetten de anlaşıldığı gibi şükretmek demek, karşılığını vermek demektir. Şükür, "karşılık vermek" demektir. Şükür, "sözle ifade edilen bir şey değildir." Kim Allah'a şükretmek istiyorsa, Allah'ın kendisine verdiği her şeyin karşılığını vermelidir. Allah'ın verdiği nimetlerden ihtiyaç sahiplerini yararlandırmalıdır. Örneğin malın şükrü infaktır, Canın/hayatın şükrü Allah'a kulluk yapmaktır, aklın şükrü teslim olmaktır vb.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Kim de sonsuz yaşamı isterse ve inanmış olarak ona gereği gibi çalışırsa; işte onların çalışmasına değer verilir.
İbni Kesir
Kim de ahireti isterse ve onun için inanmış olarak gerekli çabayı gösterirse; işte onların say'i şükre değerdir.
Gültekin Onan
Kim de ahireti ister ve bir inançlı olarak ciddi bir çaba göstererek ona çalışırsa, işte böylelerinin çabası şükre şayandır.
Ayetin Tefsiri 6 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Kim yapmış olduğu hayır amellerle ahireti kast edip riyadan, gösterişten uzak durursa ve o Allah'ın iman edilmesini farz kıldığı şeylere iman ederse işte onlar Müminlerin vasıflandıkları vasıflara haiz olanlardır. Çalışmaları Allah katında makbuldür ve Allah Teâlâ bu iyi amellerinin karşılığını onlara verecektir.
İbn Kesir tefsirinin ayet başına kısa Türkçe özeti — tam metin için Arapça sekmesine bakın
Kim de ahireti isterse ve onun için inanmış olarak gerekli çabayı gösterirse; işte onların say´i şükre değerdir.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
18- Her kim acele/peşin olan (dünya nimetlerini) isterse biz de ona orada dilediğimiz kadarını istediğimiz kimseye acele/peşin olarak veririz. Sonra da cehennemi ona konak yaparız, o da kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer. 19- Her kim de âhireti ister ve onun için mü’min olarak gereği gibi çalışırsa işte onların çalışmaları karşılığını bulacaktır. 20- (Bu iki gruptan) her birine, hem onlara hem de bunlara (dünyada) Rabbinin ihsanından veririz. Zira Rabbinin ihsanı (dünyada hiç kimseye) kısıtlı değildir. 21- Onların kimini kiminden nasıl üstün kıldığımıza bir bak! Elbette âhiret, hem dereceleri itibari ile daha büyüktür, hem de üstünlük bakımından daha büyüktür.
18. Yüce Allah, bize şunu haber vermektedir:“Her kim acele/peşin olanı” yani yok olacak, geçip gidecek olan dünyayı “isterse” ve onun için çalışıp çabalar da geldiği yeri yahut varacağı sonu unutursa Yüce Allah, bu dünyanın değersiz ve fani nimetlerinden kendi dilediğini -Levh-i Mahfuz’da onun için yazıp takdir etmiş olduğu kadarıyla- ona acele tarafından hemen verir. Ancak bu, faydası ve devamlılığı olmayan fani bir nimettir. Daha sonra ise âhirette “cehennemi ona konak” yapar. “o da kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer.” Yani rezil ve rüsvay olarak, hem Allah tarafından hem kulları tarafından yerilmiş ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş bir halde oraya girip azaba duçar olur. Böylelikle hem azaba uğrayacak, hem de rezil ve rüsvay olacaktır.
19. “Her kim de âhireti ister” ona razı olur ve onu dünya hayatına tercih eder “ve onun için” Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlere ve âhiret gününe inanan bir “mü’min olarak gereği gibi” yani semavî kitapların ve nebevî buyrukların yönlendirdiği şekilde “çalışırsa”; imkânı ölçüsünde bu yolda amel ederse “işte onların çalışmaları karşılığını bulacaktır.” Yani kabul edilecek ve onlar için ecir ve mükâfatları Rableri katında saklanacaktır. Bununla birlikte dünya hayatındaki paylarından da mahrum kalmayacaklardır. Çünkü:
20. Yüce Allah, bu iki grubun her birine de dünyadan nasibini verir. Zira onun bağış ve ihsanı “kısıtlı” kimseden engellenmiş “değildir.” Aksine bütün yaratılmışlar, O’nun lütuf ve ihsanından yararlanmaktadırlar.
21. “Onların kimini kiminden” dünya hayatında bol yahut az rızık vermekle, zorluk ve kolaylıkla, ilim ve bilgisizlikle, akıl ve akılsızlıkla vb. gibi Yüce Allah’ın kendisiyle kullarından kimini kimine üstün kıldığı şeylerle “nasıl üstün kıldığımıza bir bak! Elbette âhiret hem dereceleri itibari ile daha büyüktür, hem de üstünlük bakımından daha büyüktür.” Dünya nimet ve lezzetleri ile âhiretinkiler hiçbir bakımdan kıyas kabul etmez. Cennetteki yüksek köşkler, çeşit çeşit lezzetler, sevinçler ve pek çok hayırlara kavuşanlarla cehenneme giden, orada can yakıcı uğratılan ve Rahîm olan Rabbin gazabına maruz kalanların hali arasında o kadar büyük fark vardır ki! Her iki yurdun ehli arasındaki büyük farklılıkların hiç kimse tarafından nitelendirilmesi mümkün değildir.
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَمَنْ | مَن | من: اسم شرط جازم، يختص بذوات من يعقل. | |||
| أَرَادَ | رود | رغب. | |||
| ٱلْءَاخِرَةَ | أخر | الآخرة: مقابل الأولى. والآخرة: دار البقاء بعد الموت. | |||
| وَسَعَىٰ | سعي | سعى: جد واجتهد وثابر في عمله. | |||
| لَهَا | ل | اللام: حرف جر يفيد الإختصاص. | |||
| سَعْيَهَا | سعي | عملها الجاد. | |||
| وَهُوَ | هو | ضمير للغائب المفرد المذكر. | |||
| مُؤْمِنٌ | أمن | مقر بوحدانية الله وبصدق رسله ومنقاد لله بالطاعة وللرسول بالاتباع. | |||
| فَأُولَٰئِكَ | أولاء | أولئك: اسم إشارة للجماعة يخاطب به المفرد المذكر. | |||
| كَانَ | كون | فعل ماضٍ ناسخ ناقص | |||
| سَعْيُهُم | سعي | عملهم الجاد. | |||
| مَّشْكُورًا | شكر | سعيا مشكورا: مثابا صاحبه عليه. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{مُؤْمِنٌ فَأُولَئِكَ} إخفاء حقيقي في التنوين مع الفاء، يليه مد متصل
{سَعْيُهُمْ مَشْكُورًا} إدغام تماثل صغير بين الميمين، والشين حرف تفشي.